(2004 S. K. m. 50, 67) (2709 S. K. m. 141) (Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları (ZMSS) m. A.3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03.07.2007 tarih ve 2007/444-2007/1458 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İhsan Akgül tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu davalıya ait aracın alkollü sürücü tarafından sevki sırasında meydana gelen kaza sonucu 3. kişi zararının müvekkili tarafından ödendiğini, sürücünün alkollü olması nedeniyle hasarın sigorta teminatı dışında olduğunu, alacağın tahsili için başlatılan takibe davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamını talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, 3.500 YTL asıl alacak ve 99,15 YTL işlemiş faiz yönünden takibin devamına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, zorunlu mali sorumluluk sigorta sözleşmesine dayalı rücuen tazminat alacağı için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere, ödeme emri tebliği üzerine borçlu sadece yetki itirazında bulunmuş ise, alacaklı İİK. nun 50/2. maddesi uyarınca, bu itirazın kaldırılmasını ancak, icra hukuk mahkemesinden isteyebilir. Borçlu yetki itirazı ile birlikte borcun esasına da itiraz etmişse, alacaklı aynı Kanun'un 67/1. maddesi uyarınca genel mahkemeye itirazın iptali davası da açabilir.
Borçlunun yetki itirazı ile birlikte borca itiraz etmesi ve alacaklının da genel mahkemede itirazın iptali davası açması halinde, mahkeme icra dairesinin yetkisine karşı yapılan itirazı icra hukuk mahkemesi yerine geçerek çözümlemelidir. Zira, genel mahkemenin de yetki itirazını incelemeye yetkili olduğunun kabulü gerekir. Esasen icra hukuk mahkemesinden daha geniş yetkili olan genel mahkemenin yetki itirazını inceleyememesi için bir neden de bulunmamaktadır. Genel mahkemenin önce kendi yetkisine yönelik itirazı inceleyip karar bağlayacağı kabul edilirse, mahkeme yetkisizlik kararı verecek, yetkili mahkeme bu kez icra dairesinin yetkisiz olduğu, geçerli bir takip bulunmadığı gerekçesiyle itirazın iptali davasını reddedecektir. Bu durum ise Anayasa'nın 141/son maddesinde hüküm altına alınan usul ekonomisine de aykırı düşecektir.
Dairemiz'in yerleşik uygulamasına göre de, borçlunun icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz etmesi halinde, itirazın iptali davasının dinlenebilmesi için, yetkili icra dairesinde mevcut bir takip bulunmalıdır. Dolayısıyla, mahkemenin önce icra dairesinin yetkili olup olmadığını incelemesi, icra dairesinin yetkili olmadığını tespit etmesi halinde, itirazın iptali davasının da salt bu nedenle reddine karar vermesi gerekmektedir. Artık bu durumda, mahkemenin kendi yetkisine yapılan itirazı incelemesine gerek kalmamaktadır. İcra dairesinin yetkili olduğunun anlaşılması halinde, bundan sonra mahkemenin yetkisine yönelik itirazı incelemesi, sonucuna göre gerekli kararı vermesi gerekmektedir.
Somut olayda, borçlu-davalı takip sırasında yetki itirazında bulunmuş, ayrıca borcun esasına da itiraz etmiştir. İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olmakla takip durmuş ve bu itiraz konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olmakla yetki itirazı askıda beklemektedir. Mahkemece, yukarıda açıklanan olasılıklara göre değerlendirme yapılıp, sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Kabule göre de, davacı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta sözleşmesi ile sigortalı davalıya ait aracın alkollü sürücü tarafından kullanıldığı ve 3. kişiye ödenen tazminatın poliçe genel şartlarının 4/d maddesi uyarınca teminat dışı olduğu iddiası ile iş bu dava açılmış olup, Dairemiz'in yerleşik uygulaması uyarınca; bu durumda, mahkemece, nöroloji uzmanı bir doktorun içinde bulunduğu bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak, olayın meydana geliş şekli itibariyle kazanın, münhasıran sürücünün aldığı alkolün etkisinden ileri gelip gelmediği tesbit ettirilmek ve sonucuna göre karar verilmek gerekir. Ne var ki, mahkemece, bu yönde yapılan inceleme ve araştırma yeterli değildir. Zira; hükme esas alınan bilirkişi raporunu hazırlayan heyette nörolog bilirkişi mevcut değildir.
O halde mahkemece, nöroloji uzmanı doktor ile trafik uzmanı bilirkişilerden oluşturulacak heyete inceleme yaptırılarak, birlikte hazırlanacak raporda olayın meydana geliş şekli itibariyle bu kazanın münhasıran sürücünün aldığı alkolün tesiri altında ileri gelip gelmediğini tespit ettirmek ve sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy