(1086 S. K. m. 9, 23, 27)
Taraflar arasında görülen davada Niğde Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 05.06.2007 tarih ve 2006/573 - 2007/357 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İ.A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı gerçek kişinin müvekkilinin Ulukışla elektrik şebeke tesis işinin yüklenicisi olduğunu, davalı bankanın bu davalı lehine 16.12.2004 tarihli 27.180. YTL değerinde teminat mektubu verdiğini, ancak davalı tarafından işin bitirilmediğini ve müvekkili tarafından sözleşmenin feshedildiğini ileri sürerek, teminat mektubunun nakde çevrilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, yetkili mahkemenin Diyarbakır olduğunu savunarak, yetki itirazında bulunmuştur.
Diğer davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, teminat mektubunun davalı bankanın Diyarbakır şubesi tarafından verildiği gerekçesiyle, mahkemenin yetkisizliğine, talep halinde dosyanın Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, teminat mektubunun nakde çevrilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı banka vekilinin yetki itirazının kabulü ile her iki davalı açısından yetkisizlik kararı verilmiştir.
HUMK'nun 9. maddesinde, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her davanın davalının ikametgahında görüleceği, davalı sayısının birden fazla olması durumunda ise, davanın bunlardan birisinin ikametgahı mahkemesinde, 10. maddesinde ise, sözleşmenin yapıldığı veya yerine getirileceği yer mahkemesinde de davanın görüleceği düzenlenmiştir.
Bir davanın görülmesi sırasında birden fazla mahkemenin yetkili olması durumunda seçim hakkı davacıya ait olup, HUMK'nın 27. maddesi gereğince davacı bu hakkını yanlış kullanarak yetkisiz mahkemede dava açtığı takdirde, doğal olarak seçim hakkı ilk itiraz olarak davalıya geçecektir. Davalı, yetki itirazında yalnızca bir mahkemeyi göstererek seçim hakkını kullanabilir. Bu durumda, mahkemece dosyanın yetkili yer mahkemesine gönderilmesi gerekir. Buna karşılık, davalı yetki ilk itirazında birden fazla yetkili mahkemeyi gösterdiği takdirde seçim hakkı bu sefer tekrar davacıya ait olacaktır. Bu durumda mahkeme, davacıya yetkili mahkemelerden birisi için seçim hakkını kullandırması gerekmektedir.
Somut olayda, davacı davasını, her iki davalının da ikametgahı olmayan mahkemede açmıştır. Bu yer, sözleşmenin yapıldığı veya ifa edileceği yer de değildir. Davalılardan banka vekili, teminat mektubunun Diyarbakır şubesince verildiğini, banka merkezinin ise Ankara olduğunu belirterek yetkili mahkemeyi Diyarbakır veya Ankara mahkemeleri olarak göstermişlerdir. Davalının yetki itirazlarında birden fazla mahkemeyi yetkili göstermiş olması HUMK'nun 23/son maddesine aykırı olup, bu durumda, seçim hakkı tekrar davacıya geçer.
Mahkemece, davacıya Diyarbakır veya Ankara mahkemelerinden birisini seçme hakkı tanınarak yetkisizlik kararı ile dosyanın seçilen mahkemeye gönderilmesi gerekirken, davalının usulsüz yetki itirazı nazara alınarak yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy