(1086 S. K. m. 427)
Taraflar arasında görülen davada A. 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 05.04.2007 tarih ve 2007/99-2007/155 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layih, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinden A.'in oğlu, diğerlerinin kardeşi olan Erol'un yolcu iken davalının işlettiği trenden düşmesi sonucu sol bacağının diz altından, sağ bacağının diz üstünden kesildiğini ileri sürerek, davacılardan A. için 20.000 TL., diğer davacıların her biri için 10.000 TL. manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın, taraf vekillerinin temyizi üzerine davalı yararına daha az manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine işaret edilmek suretiyle bozulması üzerine, bozmaya uyulmuş, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılardan A. bakımından, davalı vekilinin doğrudan ve davacı vekilinin ise bu temyize katılma yolu ile yaptığı temyize ilişkin tüm temyiz, itirazlarının reddi ile hükmün bu davacı bakımından onanması gerekmiştir.
2- Davacılardan S. ve E. bakımından, davalı vekilinin doğrudan ve davacı vekilinin bu temyize katılma yolu ile yaptığı temyize gelince; HUMK.nun, 5219 ve 5236 sayılı Kanun ile değişik 427/2 ncü madde hükmüne göre, miktar veya değeri 1.170.000.000 TL.sini geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar, 2007 yılında verilen hükümler bakımından kesindir. Mahkemece davacılardan S. ve E. için ayrı ayrı 1.000.00 TL manevi tazminatının tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan ve objektif dava birleşmesinde, her dava bağımsız olup, kesinlik sınırı, toplama göre değil, her dava için ayrı ayrı ele alınması gerekmektedir. Kısmen kabul edilen bu miktarlar, ayrı ayrı nazara alındığında, yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı cihetle, davalı vekilinin, anılan davacıların her biri bakımından temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Ayrıca davalı vekilinin, kesinlik sınırı altında kalan miktara yönelik yaptığı temyize, davacı tarafın, katılma yolu ile temyiz hakkı bulunmadığından davacı vekilinin temyiz isteminin de reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, davacılardan A. bakımından, davalı vekilinin doğrudan ve davacı vekilinin ise bu temyize katılma yolu ile yaptığı temyize ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddi ile hüküm bu davacıya yönelik bölümünün ONANMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılardan S. ve E. bakımından, davalı vekilinin doğrudan ve davacı vekilinin bu temyize katılma yolu ile yaptığı temyiz isteminin HUMK.nun 432/4 ncü madde hükmü uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 02,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, temyiz ilanı ve temyiz başvuru harcı peşin alındığından temyiz eden davalıdan başkaca harç alınmasına yer olmadığına. 09.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy