(818 S. K. m. 66)
Dava: Taraflar arasında görülen davada A. 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17.05.2007 tarih ve 2005/288 - 2007/245 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A.D. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalılardan V. O.'ün dava dışı Y. K. Bankası'ndan kredi kullanıp teminat olarak da diğer davalının borçlusu bulunduğu toplam (27.000,00) YTL tutarındaki 9 adet bono verdiğini, davalıların bu bonoları vadesinde ödeyemeyince müvekkilinden yardım istediklerini, müvekkilinin de davalı Vedat ile bir protokol düzenleyerek anılan bonoları güvence olarak alıp 25.09.2003 ve 30.09.2003 vadeli toplam (27.000.00) YTL meblağlı iki adet bono verdiğini, ancak davalıların vade tarihine kadar da borçlarını ödememeleri üzerine dava dışı banka tarafından müvekkili aleyhine icra takibine girişileceğinin bildirildiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından anılan bonoların yerine aynı meblağlı iki adet çekin bankaya verildiğini davalıların yine borçlarını ödememesi üzerine çek bedellerinin banka tarafından müvekkilinden tahsil edildiğini ileri sürerek, şimdilik (11.055,00) YTL.nın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı V. vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının aktif, müvekkilinin de pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, davalı C. savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının davalı Vedat'ın borcuna karşılık dava dışı bankaya verdiği çekin 08.12.2003 tarihinde davacıdan tahsil edildiği, taraflar arasında bir vekalet değil bir kefalet sözleşmesinin bulunduğu, davacının davalı Vedat'ın kredi borcuna karşılık olarak ödediği meblağı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebileceği, ancak BK'nun 66. maddesi uyarınca iş bu davanın 08.12.2003 ödeme tarihinden itibaren 1 yıl içinde açılması gerektiği, somut olayda ise 27.06.2005 dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Somut uyuşmazlıkta davalı Vedat'ın dava dışı bankaya olan kredi borcunun teminatını teşkil etmek üzere, davacının keşidecisi bulunduğu çeklerin dava dışı bankaya verilmesi amacıyla davalı V. ile davacı arasında bir protokol imzalanmış ve davacı vekili tarafından bu protokol gereğince davalı V.'ın dava dışı bankaya borcunu ödememesi nedeniyle çek bedellerinin müvekkilince dava dışı bankaya ödenmek zorunda kalındığı ileri sürülerek, V. ve daha önce aynı amaçla verilen senetlerin borçlusu Cihat aleyhine işbu dava açılmış bulunduğuna göre, davada zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının davacı ile davalı V. arasında yapılan akdin hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekir. Mahkemece bu husus nazara alınmadan, davacı tarafından borcun ödenmesi tarihinden itibaren bir yılın geçmiş olması nedeniyle davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca, zamanaşımı savunması borcun istenmesine engel bir defi olup mahkemece re'sen nazara alınamaz. Borcu sona erdirmeyen, borcun ifasından kaçınma olanağını veren zamanaşımı definden yalnız onu ileri sürmüş bulunan müteselsil borçlu yararlanır. Mahkemece bu husus nazara alınmadan zamanaşımı savunmasında bulunmayan davalı C. hakkındaki davanın da zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi dahi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy