(2004 S. K. m. 67) (6762 S. K. m. 626, 627, 628, 629, 630, 631, 632, 633, 634, 635, 636, 637, 638, 639, 640, 641, 642) (1086 S. K. m. 292)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12.07.2007 tarih ve 2007/162 - 2007/363 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı İ. K. vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.07.2009 gününde davalılar İ. K. avukatı A.Ö. gelip, diğer davalı ve davacı avukatları tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A.O. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dışı M.B.nın keşide ettiği bononun lehtar olan davalı İ.'in ve 2.ciranta davalı M.'ın ciro ettiği bononun hamili olan müvekkilinin başlattığı kambiyo senetlerine mahsus icra takibine davalılar ile keşidecisinin keşideci bölümündeki imzanın M. B. eli ürünü olmadığı ve ciranta konumundaki borçlu M. ve İ. K.ve de TTK hükümleri gereğince ödememe protestosu keşide edilmediği iddialarıyla itiraz ettiğini, itirazların kabul edilerek takibin iptaline karar verildiğini, dava konusu bononun müvekkiline ciro yolu ile intikal edip davalı cirantaların müvekkiline karşı sorumlu olduğunu, alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe davalıların itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı İ. K. vekili, TTK'nın 626-642. maddeleri uyarınca protesto edilmeyen senet için hamilin cirantaya müracaat hakkı bulunmadığını savunarak davanın reddini, % 40 tazminatın tahsilini istemiştir.
Davalı M. K. vekili alacaklının müracaat hakkını yitirdiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, takibin dayanağım oluşturan belgedeki imzalar nedeniyle belgenin yazılı delil başlangıcı niteliğinde bulunduğu, alacağını ispat yükü altında bulunan davacının yazılı delil başlangıcı nedeniyle tanık deliline de başvurabileceği, dinlenilen davacı tanıklarının beyanları ile de davacının davalı İ.'a borç para verdiğinin anlaşıldığı, diğer davalının kefil olduğu hususunun davacı tarafından ceza mahkeme-sinde beyan edilmiş olması nedeniyle BK'nun 484.maddesi gereğince yazılı kefalet sözleşmesi bulunmamasından dolayı davalı M.'in sorumluluğunun bulunmadığı takip dayanağı belgede gösterilen vade tarihinin temerrüde esas alınması gerektiği gerekçesiyle davalı i. hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 26.000,00 YTL asıl alacak 23.617,00 YTL işlemiş faize yönelik itirazın iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, asıl alacağın %40'ı oranında inkar tazminatının da davalı İ.'dan tahsiline diğer davalı hakkındaki dava ve davalı İ. hakkındaki diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı İ. vekili temyiz etmiştir.
Dava, bonoya dayalı ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, bono lehtarı olarak görünen davalı İ.'ın cirosu ile diğer davalıya verilen bononun, onunda cirosu ile davacı eline geçtiği, önceki kambiyo takibinin kaidecisinin imzasının sahte, cirantalar açısından ise ödememe protestosu keşide edilmemiş olması nedeniyle cirantalara müracaat hakkının düştüğünden İcra Tetkik Mercii'nce iptal edildiği, eldeki davada temel ilişkiye dayanıldığı, temel ilişkinin ispatı açısından imzalı belgenin yazılı delil başlangıcı olarak değerlendirildiği ve tanık anlatımları ile de alacak aslının kanıtlandığı gerekçesiyle davalı İ. hakkında kısmen kabul kararı verilmiştir.
İcra Tetkik Mercii'nce keşideci imzasının sahte olduğu tespit edilen kambiyo senetlerine mahsus takip konusu belgede lehtar olarak davalı İ. gösterilmiştir. İ. ise belgeyi ciro ederek diğer davalı M.'a vermiş ve bu kişide ciro ile davacıya teslim etmiştir.
Belgenin kambiyo senedi niteliği taşımadığı sabittir. Davalı İ.'ın cirosu, bu davalı açısından belgeyi yazılı delil başlangıcı haline getirdiğine gerekçe gösterilmiş ise de bu cironun davacı lehine değil davalı M. lehine yapılmış olması nedeniyle temel ilişkisinin ispatı açısından davalı İ. aleyhine ve davacı lehine yazılı delil başlangıcı oluşturamaz. Zira, davalı İ. ile davacı arasında diğer davalının imzası mevcut olup, davacının temel ilişki açısından muhatabı davalı M. K.'dir. Davalı İ.'ın cirosu HUMK'nun 292. maddesi anlamında ancak diğer davalı M. K. ile olan temel ilişkisi açısından yazılı delil başlangıcı olabilir. Eldeki davada davalı M. K. ile herhangi bir temel ilişkiye dayanılmamış ve bu davalı hakkındaki ret kararı davacı yanca temyiz edilmemiş olması karşısında davacı açısından davalı İ. K.'nin imzasını taşıyan belge yazılı delil başlangıcı niteliği taşımadığından mahkemece davalı İ. hakkındaki davanın reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı İ. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, takdir edilen 625,00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalı İ.'a verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.07.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy