(1163 S. K. m. 23)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13.02.2007 tarih ve 2002/384-2007/39 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davasında müvekkilinin davalının ortağı olduğunu, 12.03.1999 tarihinde devir suretiyle bu ortaklığı elde ettiğini, diğer ortakların 1.450.000.000 TL. ödemesi bulunduğu dönemdeki 12.03.1999 tarihinde 4.800.000.000 TL. ödeme yaptığını, fazla ödemesinin olduğunu, buna rağmen ihtarname ile 1.122.000.000 TL. borcunun bulunduğunun bildirildiğini, güncelleme yapıldığında bir borcunun olmadığını ileri sürerek, asıl davada bu miktar, birleşen davasında ise davalının ilamsız icra takibi konusu yaptığı miktar olan 9.341.000.000 TL. borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, peşin ortaklığın geçerli bulunmadığını, diğer ortakların ödemesine göre davacının ödemesinin az olduğunu savunarak davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının diğer ortaklardan farklı olarak peşin ödeme yaptığı bu ödemesinin 6.250.00 YTL. olduğu, dava tarihi itibariyle emsal ortağın ödemesinin 14.366.00 YTL. bulunduğu, güncelleştirilmiş değerleri esas alındığında davacının 1.727.00 YTL. eksik ödemesinin olduğu, bu nedenle davalının 1.122.00 YTL. talep etmesinde haklı bulunduğu, kural olarak taşınmaz satışının genel kurul yetkisinde olduğu, ancak davalının 11.11.2001 ve 26.05.2002 tarihli genel kurulunda peşin satışların enflasyon ve çarpan katsayıların kullanılması yolu ile ayarlanmasına karar verildiği, böylelikle peşin satışın kabul edildiği, esas davada davacının 1.122.00 YTL. borcunun olduğu, birleşen davada ise takip miktarının 9.341.00 YTL. bulunduğu,borç miktarı 1.122.00 YTL. nin mahsubu ile davanın kabulünün zorunlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, icra dosyasından dolayı davacının davalıya 8.219.00 YTL. borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen dava, kooperatif ortaklığından kaynaklanan aidat borcunun bulunmadığının tespitine ilişkindir. Davacının 12.03.1999 tarihinde devir yolu ile ortak olduğu, bu tarih itibariyle davalının iki ayrı hesabına diğer ortaklardan farklı olarak toplam 4.800.000.000 TL.; ödeme yaptığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davalı genel kurulunda yönetime peşin ödeme suretiyle ortak alınması yönünde bir yetki verilmediği gibi, davacının bu durumuna ilişkin olarak sonradan genel kurulda da bir karar alınmamıştır. 1163 sayılı Yasa'nın 23 ncü maddesi uyarınca ortaklar arasında hak ve borçlarda eşitlik esastır.
Davacı vekili, müvekkilinin diğer ortaklardan fazla ödemesinin olduğunu iddia ederek asıl davasında kendisine çıkarılan ihtara konu borcun, birleşen davasında ise takibe konulan meblağ kadar borcun bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davacının, diğer ortaklardan ayrı olarak toplu ödemesinin olduğu hususu çekişmesizdir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının ihtara ve takibe konu borcunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı ile normal aidat ödeyen ortağın yaptığı ödemeleri güncelleştirerek inceleme yapan bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulmuştur. Ancak, bu rapor uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir. Anılan raporda davacıya ortaklığı devir edenin kişinin ödemesi 1.450.000.000 TL. olarak kabul edilerek toplam ödemenin 6.250.000.000 TL. olduğu sonucuna varılarak değerlendirme yapılmıştır. Oysa, davacıya ortaklığı devir eden ortak veya ortakların devir tarihine kadar ne kadar ödeme yaptıkları araştırılmamıştır. Nitekim, davalı vekili önceki ortakların ödemesinin 611.500.000 TL. olduğunu açıklayarak bu rapora itiraz etmiştir. (Öte yandan, davacı ödemesi ile normal aidat ödeyen ortağın ödemelerinin güncellenmesi. Kasım 2002 tarihine göre yapılmıştır. Ancak, asıl davada davacı ihtara konu Kasım 2001 tarihi itibariyle 1.222.000.000 TL., birleşen davaca ise, takibe konulan ve 30.09.2002 tarihine kadar doğduğu açıklanan 9.341.000.000 TL. aidat borcunun bulunmadığını iddia etmiştir. O halde, güncellemenin ve davacı borcunun olup olmadığının bu tarihler itibariyle tespit edilmesi gerekmektedir. Bu durum karşısında, asıl davanın kesinleştiği dikkate alınıp, gerektiğinde davalı kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp, öncelikle davacının ortaklığı dolayısıyla gerek kendisinin gerekse devir eden veya edenlerin yaptığı toplam aidat ödemesinin tespit edilmesi, genel kurul kararları uyarınca normal ödeme yapan ortağın ödemelerinin belirlenmesi, daha sonra yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde güncelleme yapılması ve kesinleşen dava da değerlendirilerek birleşen dava hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy