(1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.04.2007 tarih ve 2006/1105-2007/472 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava ve ıslah dilekçesi ile, müvekkiline ait işyerinden davalıya ait POS cihazı ile yapılan birinci alışveriş ile ilgili eksik ödeme yapıldığını, ikinci alışveriş ile ilgili ise davacı hesabına yatan para üzerine bloke konulduğunu, oysa müvekkilinin dava konusu alışverişlerle ilgili olarak üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini ileri sürerek, 5.032 YTL'nin temerrüt faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının üye işyeri sözleşmesine aykırı davrandığını, dava konusu işlemlerden birisinin şüpheli diğer işlemin ise sahte kart ile yapıldığını, müvekkilinin yaptığı işlemlerin ve almış olduğu tedbirlerin hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının işyerinden kredi kartı ile işlem yapan Casım Kızılelma'nın daha önce sahte kart ile işlem yapması nedeni ile yasaklı listesinde bulunduğu, yapılan diğer alışverişle ilgili kartın esas sahibinin 3. kişi Seyhun Şenda olduğu, bu nedenle davalı Bankanın bloke işleminin mevzuata ve taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olmadığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, üye işyeri sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkin olup, hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı davacı vekili 09.04.2007 tarihli dilekçe ile sonuca etkili ve esaslı noktalarda itirazda bulunduğu halde, bilirkişiden ek rapor alınmadığı gibi mahkemece raporun yeterli görülme nedenleri de gerekçede açıklanmamış, itiraz edilen hususlarda da denetime yeter bir değerlendirme ve tartışma da ortaya konmamıştır.
Bu durumda, mahkemece, davacının itirazını değerlendirmeye alan ve Yargıtay denetimine elverişli aynı ya da başka bir bilirkişiden ek rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmek gerekirken, bilirkişinin çekişme noktalarını ve sözleşme hükümlerini yeterince aydınlığa kavuşturmayan raporu, hükme esas alınmak suretiyle davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy