(1163 S. K. m. 15, 17) (2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasında görülen davada M. 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 04.07.2006 tarih ve 2006/20-2006/1476 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe lahiyalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekilleri, müvekkili kooperatif üyesi davalının, çıkma payı alacağının bulunduğundan bahisle başlattığı takibe müvekkilinin itiraz ettiğini, alacak muaccel olmadan takip başlatıldığım, takip sırasında da ödeme yapan müvekkilinin borcu kalmadığını ileri sürerek, müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığının tespiti ile takibin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ödeme yapmadığı savunarak, davanın reddini istemiş, %50 icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının 15.11.2001 tarihinde ihraç edildiği, bu tarihe kadar 2.908.00. YTL aidat ödediği, bunun davalıya ödenmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya 2.908.00. YTL asıl alacak ve 3.086.842.042. TL faiz olmak üzere toplam 5.994.842.042. TL dışında borçlu olmadığının tespitine, takipten sonra davalıya ödenen 2.200.00. YTL ve 69225. YTL'nin bu borçtan mahsubuna karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki 2 nolu, davalı vekilinin 3 nolu bent dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacı kooperatif üyeliğinden ihraç edilen davalının, çıkma payının tahsili için başlattığı takip üzerine davacı tarafından açılan menfi tespit davasıdır.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17/1 nci maddesi ve ana sözleşmenin 15 nci maddesi gereğince, kooperatiften ayrılan ortak, ödemiş olduğu aidatın tamamını değil, ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacak olan genel gider payı düşüldükten sonra bakiyenin iadesini talep hakkını haiz olup, bilançonun kabulü suretiyle kesinleşmesinden itibaren bir ay geçtikten sonra bu hak talep edilebilir. Aynı Kanun'un 17/2 nci maddesi uyarınca kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek olması nedeniyle ödemelerin geciktirilmesine ilişkin bir genel kurul kararı alınmış ve mahkemece, ödemenin kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikte olduğu bilirkişi raporu ile saptansa dahi bu husus kooperatife ödemeyi geciktirme hakkı verir ise de, alacağın muacceliyet tarihini etkilemez.
Somut olayda, 15.11.2001 tarihinde yönetim kurulu tarafından alınan ihraç kararı ile davalının üyelik ilişkisi sona ermeyip, ihraç kararının tebliği üzerine, itiraz ve dava açma süresinin geçmesiyle ihraç kararı kesinleşir. Davalının, davacının ihraç kararının verildiği tarihi ihracın kesinleştiği tarih olarak benimsediğine yönelik bir kabulü bulunmamaktadır. Mahkemece, çıkma payı alacağının muacceliyet tarihi 15.11.2001 tarihine göre belirlenmiş, genel giderlerden davalıya düşen masraf hissesi de düşürmemiştir.
Oysa, davalının ihraç kararının kesinleşmesi 2003 yılında gerçekleşeceğinden, 2003 yılı bilançosunun onaylandığı, 2004 yılı genel kurul toplantısından itibaren bir ay sonra davalının çıkma payı alacağının muaccel olacağı gözetilerek, takip talebine konu işlemiş faiz alacağının başlangıcının ve buna bağlı olarak miktarının belirlenmesi, davacının borçlu olduğu, dolayısıyla borçlu olmadığı miktarın faiz bakımından bu çerçevede saptanması, ana alacak olarak belirlenen aidat miktarından da, 2003 yılı bilançosunda gösterilen genel giderlerden davalı payına düşen masraf hissesi belirlenip, düşülmesi suretiyle, ana alacak bakımından belirlenecek menfi tespit miktarının da bu şekilde hesaplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
3- Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince, Kabule göre, davalı işbu menfi tespit davasında alacaklı olup, davanın reddini ve %50 tazminatın tahsilini istemiş olup, mahkemece, davalının tazminat talebinin İİK'nun 72/4 ncü maddesi uyarınca değerlendirilmesi, tartışılması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm tesis edilmemesi doğru görülmemiştir.
Yine kabule göre, dava, işlemiş faiz miktarı bakımından kısmen reddedilmiş olup, mahkemece faiz miktarının kısmen reddi nedeniyle davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. Oysa, asıl alacak ve işlemiş faiz miktarının toplamı üzerinden başlatılan takip üzerine menfi tespit davası açılmış olup, dava açılırken toplam alacak miktarı üzerinden nispi harç yatırılmış ise, diğer anlatımla işlemiş faiz miktarı da harçlandırılarak dava konusu yapılmış ise, vekalet ücretinin davalı yararına hükmedilmesi gerekir. Harca esas değer dava dilekçesinde gösterilmemiş olup, mahkemece, az önce açıklanan ilkeye göre değerlendirme yapılması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken ilke bazında yazılı yanlış gerekçe ile davalı yararına vekalet ücreti verilmemesi de isabetli olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı ve davalı yararına ayrı ayrı BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 10.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy