(554 S. KHK m. 5, 6, 7, 8, 9, 10, 43)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 02.02.2006 tarih ve 2005/321-2006/19 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı ve karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin terlik imalatı, ihracatı ve ticareti ile iştigal ettiğini, terlik piyasasında haklı üne sahip olduğunu, imal ettiği ürünlere ilişkin 31.10.2001 tarihli ve 2001/2238 no'lu Endüstriyel Tasarım Tescil Belgesi aldığını, Fateks markasının da 05.04.1999 tarihinde davacı adına tescil edildiğini, davalı tarafın kendi ürünlerini taklit ettiği iddiası ile müvekkili hakkında iki kez şikayette bulunması üzerine müvekkili ürünlerinin toplatıldığını ve açılan ceza davalarının derdest olduğunu, oysa davalı adına tescilli tasarımın yenilik vasfı bulunmadığını ileri sürerek, davalı adına tescilli 1722 ve 4852 numaralı endüstriyel tasarımlarının hükümsüzlüğü ile terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı (karşı davacı) vekili, davacı ürünlerinin birebir müvekkili adına tescilli tasarımların taklidi olduğunu, müvekkilince yapılan şikayet üzerine davacı ürünlerinin 17.10.2001 tarihinde toplatılmasından sonra, davacının 30.10.2001 tarihinde tescil başvurusunda bulunmasının cezadan kurtulmaya yönelik olduğunu belirterek, müvekkili hakkında açılan asıl davanın reddine, karşı dava olarak da 2001/2238 numaralı tasarımın hükümsüzlüğü ile terkinine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının endüstriyel tasarımından 4852/1, 2, 3 ve 4 ile 1722/38 numaralı tasarımların özgün olmayıp, yenilik ve ayırt edici nitelikleri bulunmadığı gerekçesiyle asıl davada anılan endüstriyel tasarımların hükümsüzlüğüne ve terkinine, diğer talepler ile karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararının davalı (karşı davacı) vekilinin temyizi üzerine, Dairemiz'ce karar eksik inceleme nedeniyle davalı (karşı davacı) yararına bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmesine ilişkin verilen ikinci karar da yine davalı karşı davacı vekilince temyiz edilmiş, ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.11.2007 gün ve 2007/11-851-855 sayılı kararı ile, kararda yeni bir hüküm kurulduğu gerekçesiyle dosya Dairemize gönderilmiştir.
1- Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen 04.03.2004 tarih ve 281/92 sayılı ilk karara karşı davalı (karşı davacı) tarafça yapılan temyiz itirazları Dairemizin 12.04.2005 tarih ve 5638/ 3581sayılı ilamının (1)'nci bendi ile reddedilip, davalı (karşı davacı) tarafından asıl davaya yönelik karar düzeltme isteminde de bulunulmadığına göre, asıl davaya ilişkin anılan mahkeme kararının kesinleşmesi nedeniyle, asıl dava yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerekirken yeniden hüküm oluşturulması doğru değil ise de, anılan karar kesinleştiğinden davalı (karşı davacı)'nın asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Ancak, mahkemece verilen 04.03.2004 tarih ve 281/92 sayılı ilk hükümde, bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalı (karşı davacı) adına tescilli 1722 ve 4582 sayılı çoklu tasarımların kısmen hükümsüzlüğüne ve karşı davanın konusu 2001/2238 sayılı tasarımın hükümsüzlüğü talebinin ise reddine karar verilmiştir. Anılan karar, karşı dava bakımından hükme dayanak alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğu, hükümsüzlüğü istenen 2001/2238 sayılı tasarımın 554 Sayılı KHK hükümleri uyarınca yenilik ve ayırt edicilik unsurlarına sahip olup olmadığının belirlenmesi için yeni bir bilirkişi kurulundan görüş alınması gerektiği gerekçesiyle Dairemizin 12.05.2005 tarih ve 5638/3581 sayılı ilamının (2). bendi uyarınca bozulmuştur. Mahkemece, aynı hukuki nedenlere dayalı olarak açılan asıl ve karşı davalar bakımından birlikte bilirkişi incelemesi yaptırılarak bu rapor doğrultusunda ilk kararın verilmesine rağmen, Dairemizin karşı davaya ilişkin bozma kararı üzerine oluşturulan yeni hükümde bu kez de, uyuşmazlığın esasen hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenmesi gerektiği, HUMK'nun 275. maddesi uyarınca bilirkişi incelemesine gerek bulunmadığından bahisle; mahkemece bizzat değerlendirme yapılmak suretiyle, 2001/2238 sayılı tasarımın yeni ve ayırt edici olduğuna dair tescille elde edilen karinenin aksinin karşı davacı tarafça sunulan delil ile kanıtlanamadığı gerekçesiyle karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Asıl ve karşı davanın taraflarınca karşılıklı olarak açılan 554 Sayılı KHK'nin 43. maddesine dayalı hükümsüzlük davalarında, her iki dava bakımından da bilirkişi görüşü alınmak suretiyle uyuşmazlığın çözüm yöntemi benimsenerek bir karar verildikten sonra, Dairemizin bozması üzerine bu kez farklı bir çözüm yöntemi izlenerek tasarımın hükümsüzlüğü davalarında bilirkişiden görüş alınamayacağı ve hakimin bizzat hukuki değerlendirme yaparak sonuca gideceği gerekçesiyle karşı davanın reddine karar verilmesi, yargılamada ispat yollarında eşitlik, ölçülülük ve mahkeme kararlarına duyulan güven ve istikrar ilkelerini zedeler ve mahkeme kararı gerekçeleri arasında da çelişki yaratacağından kararın isabetli olduğundan söz edilemez.
Öte yandan, mahkemece oluşturulan yeni hüküm gerekçesindeki, ceza davasında alınan bilirkişi raporu ile mahkemece alınan rapor arasında çelişki bulunmadığına dair görüş yerinde ise de, karşı davanın konusu olan 2001/2238 sayılı tasarımın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olarak yapılan değerlendirmede, karşı davacının hükümsüzlüğünü istediği tasarımın kendi adına tescilli 1998/1722 sayılı çoklu tasarımın 31. sırasındaki terlik tabanı deseninin birebir aynısı olduğunu ileri sürerek başkaca bir delil bildirmemek suretiyle delillerini sınırladığı, dava konusu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik unsurları bakımından bildirilen delil dışında başkaca bir araştırma yapılmasının mümkün olamayacağı, her iki tasarımın mahkeme hakimince bizzat yapılan kıyaslaması sonucunda birbirlerinin aynısı olmadığı gibi, küçük ayrıntılarda da farklılık taşımamaları nedeniyle karşı davanın reddine karar verilmiştir.
554 Sayılı KHK'nin 6. maddesi uyarınca, bir tasarımın tescil edilebilmesi için, tasarımın aynısının başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması, bir başka deyişle mutlak yenilik koşulu kabul edilmiştir. Mutlak yenilikten söz edilebilmesi için de, tasarım tescil başvurusu yapılan ürünün görünümünün dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulan tasarımlardan yararlanma ve benzetme serbestisi ilkesi sınırları içinde kalmak kaydıyla, küçük ayrıntıların ötesinde farklı özelliklere sahip olması gerekli ve yeterlidir.
554 Sayılı KHK'nin 7. maddesinde düzenlenen tasarımın ayırt edicilik unsuru ise, yeni olan bir tasarımı ortak özelliklerinin dışında ve bilgilenmiş kullanıcı gözüyle kıyaslanan diğer tasarımlardan farklı kılan ve böylece yeni olan bir tasarıma aynı KHK'nin 11. maddesi ile sağlanan hukuki korumanın da kapsamını belirleyen özelliktir.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, 554 Sayılı KHK ile mutlak yenilik kriteri benimsendiğinden, hükümsüzlük davasında bu yönün mahkemece re'sen dikkate alınarak, tarafların bildirdikleri delillerle birlikte anılan KHK'nin 5 ila 10. maddeleri hükümleri göz önüne alınmak suretiyle ve somut uyuşmazlık koşulları itibariyle de gerektiğinde bilirkişi görüşü alınarak çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
Dava konusu uyuşmazlıkta, karşı davacı dava tarihinde kendi adına tescilli 1722/31 sayılı tasarımla birlikte bilirkişi deliline de dayanmıştır.
Öncelikle, Dairemizin 12.04.2005 tarih ve 5638/3581 sayılı kararının (2). Bendinde de belirtildiği üzere, her ne kadar karşı davacı, karşı davalı adına tescilli 2001/2238 sayılı tasarımın yenilik ve ayırt edicilik unsurları bulunmadığını açıkça ifade etmemiş ise de, hükümsüzlük talebinin karşı dava konusu tasarımın yeni ve ayırt edici olmadığı iddiasını da içerdiğinin kabulü gerekir.
O halde, karşı davacı aynı zamanda bilirkişi deliline de dayandığından ilke olarak mutlak yenilik kriterinden hareketle, dava konusu tasarımın yenilik unsuruna sahip olup olmadığı, bir başka deyişle, o tasarımın dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmuş olup olmadığı hususu bilirkişi görüşüne başvurulmak yoluyla çözümlenmelidir. Kamu düzenine ilişkin olan bu ilkeye dayalı olarak konusunda uzman olan bilirkişi veya bilirkişilerin yapacakları araştırma sonucunda bir tasarımın 554 Sayılı KHK'nin 6. maddesi uyarınca daha önce kamuya sunulduğuna dair elde edilen bilgi ve bulguların HUMK'nun 75/son maddesi çerçevesinde re'sen dikkate alınması ve bilirkişi raporundaki yenilik ve ayırt edicilik unsurlarına yönelik değerlendirmenin de anılan KHK'nin 5 ila 11. maddelerine uygun olup olmadığına ilişkin hukuki denetiminin mahkemece yapılması gerekmektedir.
Bu bakımdan, mahkemenin karşı dava yönünden karşı davacının iddiasını sınırladığı ve dava konusu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik unsurları bakımından bilirkişi görüşüne gerek bulunmadığına ilişkin gerekçesi yerinde görülmemiştir. Nitekim Dairemizin 08.03.2005 tarih ve 4524/2216 sayılı ve HGK'nun 28.03.2007 tarih ve 2007/11-154 E/168 K sayılı kararları ile de aynı hususlar benimsenmiştir.
Bu durumda, Dairemizin önceki bozma ilamı (2). Bendindeki ceza mahkemesinde alınan bilirkişi raporu ile hukuk mahkemesinde alınan rapor arasındaki çelişkinin giderilmesine ilişkin husus dışında kalan diğer bozma gerekçesinde belirtildiği üzere araştırma ve inceleme yapılarak bir sonuca varılması gerekirken somut uyuşmazlığa uygun düşmeyen yazılı gerekçelerle karşı davanın reddi isabetli görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı (karşı davacı) vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı (karşı davacı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile karşı davaya ilişkin olarak verilen kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.01.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy