(6762 S. K. m. 520) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mersin 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09.11.2006 tarih ve 2006/183 - 2006/709 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirketi temsilen diğer davalı arasında yapılan adi sözleşme gereklerinin davalılarca yerine getirilmediğini, noterde şirket hisse devrinin gerçekleştirilmemesi nedeni müvekkilince ödenen meblağın tahsiline yönelik başlatılan takibin davalıların itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve %40 icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, hisse devrini almayan ve sözleşme gereklerini yerine getirmeyenin davacı olduğunu, sözleşmede noterden hisse devri ile ilgili herhangi bir tarih öngörülmediğini savunarak, davanın reddini istemiş, %40 tazminatın tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar doğrultusunda, davaya konu edilen sözleşmenin TTK. nun 520/son maddesi hükmü uyarınca geçerli olmadığı, şirket ortaklığının fiilen ne zaman devredileceği konusunda sözleşmede süre belirlenmediği, davacının hisseyi devralmaktan vazgeçtiğini ihtarname ile bildirdiği, davacının hisse devrini noterden almaları için davalıların davetine uymadığı, edimini yerine getirmeyeninin davacı olduğu, haricen devraldığı hisseyi devralmak için notere gitmediği, bu nedenle verdiği parayı geri isteyemeyeceği gerekçesiyle, davanın ve davalının tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı limited şirkete ortak olmak amacıyla davalı şirketi temsilen şirket kurucu müdürü olan diğer davalı ile yapılan adi sözleşmeye dayalı olarak ödenen paranın istirdadı istemine ilişkindir.
TTK. nun 520/son maddesinde, payın devri veya devir vaadi hakkındaki sözleşmelerin yazılı şekilde yapılması ve imzaların noterce tasdik edilmesi gerektiği hükme bağlanmış olup, aksi halde bu tür sözleşmelerin ilgililer arasında dahi hüküm ifade etmeyeceği, diğer bir deyişle geçersiz olduğu öngörülmüştür. Bu husus taraflarca ileri sürülmemiş olsa bile, mahkemece re'sen nazara alınması gerekir. Anılan hükme uyulmadan yapılan sözleşmelerin geçerliliğinden söz edilemez.
Somut olayda, davaya dayanak yapılan taraflar arasındaki pay devir sözleşmesinin anılan yasa hükmünün emredici hükmüne uygun şekilde düzenlenmediği sabit olup, bu sözleşmenin hisse devrine ilişkin yönü ile tamamen hükümsüz bulunması karşısında, yasanın emredici nitelikteki anılan bu düzenlemesinin mahkemece re'sen nazara alınacak hususlardan olduğu kuşkusuzdur. Bu bağlamda, şayet, taraflar geçerli olmayan sözleşmeler ile bir kısım edimlerde bulunmuş ise verilenlerin genel hükümler çerçevesinde talep edilmesi mümkündür.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, pay devrine ilişkin sözleşmenin geçersiz olduğu gözetilmek, dava sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ele alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yerinde olmayan yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy