(6102 S. K. m. 20, 56) (556 S. KHK. m. 74)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 2.Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.09.2006 tarih ve 2006/112-2006/2 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 03.06.2008 gününde davalı ve karşı davacı avukatı A. Ç. ile davacı ve karşı davalı avukatı D. U. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A. S. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü
Davacı (K.Davalı) vekili, müvekkilinin davetiye, tebrik, kart, kartvizit, kartpostal, resim, afiş, fotoğraf ve çıkartma emtialarını içeren “K.” ibareli 1995/157710 ve 2000/11148 sayılı markaların sahibi olduğunu, anılan markanın birçok ülkede anılan ürünlerin yanı sıra kağıt mamulleri, defter ve takvimler içinde tescilli bulunduğunu, müvekkilinin 1990 yılından bu yana K. markasıyla ajanda, takvim ve defter emtialarının da ticaretini yaptığını, bu duruma davalının uzun yıllardır bir müdahalesinin bulunmadığını, işaretin anılan emtialar yönünden ayırt edicilik kazandığını, davalının 03.09.2001/129806 sayılı K. ibareli markasının kullanılma nedeniyle hükümsüzlüğü istemiyle açtıklarını davanın kısmen kabul edildiğini, anılan davanın ajanda, defter, çanta, takvim ve klasör emtiaları için kısmen reddedildiğini, davalının 15.03.2005 tarihli ihtarnamesiyle müvekkilinden K. markasıyla anılan ürünlerin ticaretini yapmaktan vazgeçmesi, aksi halde marka hakkına tecavüz nedeniyle yasal yollara müracaat edeceğini ihtiva eden ihtarname keşide ettiğini, oysa davalının iyi niyetli olmadığını, uzun süre sessiz kalmak suretiyle marka hakkını müvekkiline karşı ileri sürme yetkisinin son bulduğunu, eylemin TTK.’nun 56.maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini ifade ederek, davalı şirketin müvekkili şirkete haksız ve kötüniyetle ihtarname keşide etmek suretiyle yarattığı vaki muarazanın ve bu yolla yarattığı haksız rekabetin men’ine karar verilmesini talep ve dava etmiş, karşı davanın ise reddini istemiştir.
Davalı (K.Davacı) vekili, müvekkili markasının davacı tarafından haksız biçimde kullanılması nedeniyle asıl davanın reddini istemiş, karşı davasında ise davacı (k.davalının) müvekkilinin marka hakkına vaki tecavüzünün durdurulmasını, giderilmesini, 5.000,00.-YTL maddi ve 5.000,00.-YTL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davacı (k.davalı)’dan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalının 03.09.1991 gün ve 129000 sayılı K. unvanı markasının tescili olduğu, hükümsüzlük davası açılmış olmasının bir markanın korumasının sınırlanması anlamına gelmeyeceği, onun için marka sahibi davalının markasının kullanılmasına son vermesi için mücerret ihtarname keşide ettirmesinin haksız rekabet sayılamayacağı, davalının hukuken koruma altında olan bir hakkını kullandığı, davacının açmış olduğu muarazanın giderilmesi istemli davasının teknik anlamda 556 Sayılı KHK.’nun 74.maddesinde düzenlenen marka hakkına tecavüzün mevcut olmadığı hakkındaki dava olduğunu, davacının ajanda, takvim ve defter emtiaları üzerinde K. markasını kullandığı, ayrıca bu emtiaların davalı markasında mevcut bulunduğu, davacının kullandığı işaret ile davalı markasının ayırt edilemeyecek derecede benzer bulunduğu hususlarında uyuşmazlık bulunmadığı, davacı-k.davalının K. markasıyla 1992 yılından bu yana ajanda ve takvim, 1996 yılından bu yana ise defter üreterek piyasaya sunduğu, yurdun dört bir yanına anılan ürünleri dağıttığı, her yıl için bu ürünlere yönelik milyarlarca lira ciro elde ettiği, bu ürünler için anılan marka ile reklam ve tanıtım gerçekleştirdiği, yurt dışına ihracatını yaptığı, 3.kişiler tarafından ticari hayatta bu işaretle tanındığı, bu tanınmışlığın tüketiciler nazarında sunduğu mallar ile kendisi arasında bir bağlantı olduğunun tereddüde yer vermeyecek biçimde derhal anlaşılabilecek seviyede güç kazandığı, ulaşılan bu iktisadi hal nedeniyle artık bu işareti ticarette kullanımı terk etmesinin kendisinden istenemeyeceği, davalının bu eyleme başlangıçta müdahale edip, engelleme olanağı varken buna tevessül etmediği, TTK.’nun 20/2.maddesinde yazılı hüküm gereği, basiretli bir tacir gibi hareket etme zorunluluğu olan davalının bu eylemi bilmediğini iddia etmesinin de mümkün olmadığı, davacının anılan işareti terk etmesi durumunda, davacı tarafından oluşturulmuş bu ekonomik değerden, davalının hiçbir emek ve masraf yapmadan yararlanmasının TMK.’nun 2.maddesi karşısında kabulüne olanak bulunmadığı gerekçeleriyle, asıl davanın kısmen kabulüyle, davalının ihtarname keşide etmek suretiyle yarattığı çekişmenin giderilmesi ve men’ine, haksız rekabetin men’i isteminin reddine, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 550.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin taraflardan alınarak yekdiğerine verilmesine, alınmadığı anlaşılan 14.00.-YTL temyiz ilam harcın temyiz eden davacı ve karşı davalıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 3.60.-YTL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ve karşı davacıdan alınmasına, 03.06.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)