(1086 S. K. m. 45, 288, 289, 290, 299)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.12.2006 tarih ve 2003/305-2006/726 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.09.2008 gününde davacı avukatı İ.A. ile davalı Zübeyir avukatı R.S. gelip, müdahil davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi D.D.B. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında yapılan 25.01.1999 tarihli sözleşme ile, davalının dava dışı P. Yapı Kooperatifi'ndeki hissesinin müvekkiline devrinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin edimlerini yerine getirmesine rağmen davalının devir işlemini yapmadığını, davalıya çekilen ihtara verilen cevapta hissenin müvekkilinin muvafakati ile Ali'ye devir edildiğinin bildirildiğini, oysa müvekkilinin bu şekilde bir muvafakatinin bulunmadığını ileri sürerek, davalının kooperatifte bulunan bir adet villasının müvekkili adına tesciline, bu mümkün olmaz ise sözleşmede belirtilen 40.000 DM'nin ve cezai şart olan 20.000 DM'nin sözleşme tarihinden itibaren ifa tarihine göre hesaplanacak kur üzerinden en yüksek mevduat faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile sözleşme yapıldığının doğru olduğunu, ancak hissenin davacının muvafakati ile kardeşi Ali'ye devir edildiğini, müvekkilinin edimini ifa ettiğini, devirden sonra da davacının aracını satın aldığını, aksi halde davacının bu şekilde işlem yapmayacağını, sözleşmenin gereği yerine getirildiğinden cezai şartın istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının sözleşmeden doğan borcunu, davacının isteği üzerine davacının kardeşine devir etmekle ifa ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasındaki 25.01.1999 tarihli sözleşmeye dayalı olarak davalının kooperatifte bulunan bir adet villasının davacı adına tesciline, bu mümkün olmaz ise, sözleşmede belirtilen 40.000 DM'nin ve cezai şart olan 20.000 DM'nin sözleşme tarihinden itibaren ifa tarihine göre hesaplanacak kur üzerinden en yüksek mevduat faizi ile davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Anılan sözleşmenin varlığı ve geçerliliği taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Ancak, davalı, hissenin davacının muvafakati ile kardeşi Ali'ye devir edildiğini bu şekilde edimini ifa ettiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Bu durumda ispat yükü, davalıda bulunmaktadır. Ayrıca, HUMK 288 ve 299. madde hükümlerine göre, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, .... itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin yapıldıkları zamanki miktar ve değerleri (sözleşme tarihi itibariyle 25.01.1999 tarihinde 20.000.000. TL) geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerektiği gibi aynı yasanın 290. maddesine göre de, senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler.... tanıkla ispat olunamaz. O halde mahkemece davalının savunmasını ispat yönünden davacının HUMK 289. maddesi hükmüne göre açık muvafakati olmadan tanık dinlenilmesi ve alınan beyanlara göre karar verilmesi doğru değildir. Öte yandan, davacı dava dilekçesinde davalının dava dışı P. Yapı Kooperatifi'nde bulunan bir adet villası yönünden hissesinin adına tescilini talep ettiğine göre, verilecek kararın kooperatifin hukukunu da ilgilendirdiği açıktır. O halde mahkemece, dava dışı S.S. P. Yapı Kooperatifi aleyhine dava açması için davacıya uygun bir mehil verilmesi, dava açıldığı takdirde HUMK 45. madde uyarınca bu dava dosyası ile birleştirilmesi ve davalıya da savunmasını yukarıda açıklanan şekilde ispat imkanı verilerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 550. YTL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.09.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy