(6762 S. K. m. 1278, 1292, 1293)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 07.11.2006 tarih ve 2005/713-2006/812 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.09.2008 gününde davalı avukatı gelip, davacı avukatı tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A. A. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe lahiyalar, danışma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olup, 16.08.2005 günü meydana gelen kaza sonrası oluşan hasarın 4.851 YTL'nı anlaşmalı servise ödeyen davalı şirketin 16.200 YTL tutarındaki motor hasarını ödemediğini ileri sürerek, 16.200 YTL'nın 17.08.2005 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ait aracın 16.08.2005 günü meydana gelen trafik kazasında hasarlandığını, ilk kazanın olduğu andaki kaporta hasarı olan 4.851 YTL'nın aracı tamir eden servise ödendiğini, kaza sonrası olayı görevli memurlara ihbar edip tutanak tutturmayan ve bu nedenle ağır kusurlu olan davacının aracı olay yerinden kaldırıldığını, bu nedenle aracın motorunda hasar meydana geldiğini, aracın su radyatörünün delinmesi veya başka nedenle aracın susuz kalması sonucu motorun hararet yaptığını, davacının ağır kusuru nedeniyle motorda oluşan hasardan dolayı davacının talepte bulunamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, dava konusu aracın şarampole yuvarlandıktan sonra polis ekibi gelmeden ve henüz tutanak düzenlenmeden yerinden kaldırılıp emniyet amirliğine kadar götürüldüğü, burada tutulan tutanakta da motor arızasının tespit edilmediği ve aracın tekrar kullanılmaya devam edildiği, motor hasarının da bu kullanılmadan sonra hararet/yağsızlık nedeniyle oluştuğu, buna göre ani ve harici etkiler sonucu şarampole devrilme ile aracın devrildiği yerden doğrultularak yürütülmesiyle hararet/yağsızlık sonucu oluşan motor arızası arasında doğrudan bir illiyet bağı olmadığı, hararet ve yağsızlıktan kaynaklanan motor hasarının Genel Şartlar A.5.7, B.1.4. maddeleri gereğince sigorta teminatı dışında kaldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekiline temyiz edilmiştir.
Dava davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı araçta meydana gelen hasar nedeniyle sigorta alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Sigortalı aracın şarampole girmesinden sonra sürücü tarafından aracın buradan çıkartılarak karakol önüne kadar getirdiği taraflar arasında tartışmasızdır. Davalı vekili de, aracın olay sonrası hareket ettirilmesi nedeniyle zararın arttığını, kaportada meydana gelen hasar bedelinin tamir servisine ödendiğini, artan talebin teminat kapsamında olmadığını savunmuştur.
Türk Ticaret Kanunu'nun 1278.maddesinin 1.cümlesinde, sözleşmede aksine hüküm olmadıkça sigortacının, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin yahut fiillerinden hukuken mesul bulundukları kimselerin kusurlarından doğan hasarları tazmin ile mükellef olduğu belirtilmiş, aynı maddesinin 2. cümlesinde ise, hiçbir halde sigortacının sigorta ettirenin veya sigortadan faydalanan kimsenin kastından veya aksi sözleşmede yazılmadıkça sigorta edilen malın ayıbından doğan hasarları tazmine mecbur olmadığı hüküm altına alınmıştır. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, hasarın sigorta kapsamında olmaması için, sigorta ettiren veya sigortadan faydalananın kasdi davranışından ileri gelmesi gerekmektedir. Dava konusu olayda şarampole giren araç, olay yerine güvenlik ekibinin gelmemesi üzerine sürücü tarafından buradan çıkarılarak, karakol önüne getirilmiş olup, sürücünün bu davranışını zararın artmasına yönelik kasdi bir davranış olarak nitelendirmek mümkün değildir. TTK'nun 1293. maddesinde riziko sonrası alınacak koruma tedbirleri düzenlenmiş olup, maddenin son fıkrasında, TTK'nun 1292. maddesinin son fıkra hükmünün burada da uygulanacağı belirtilmiştir. Buna göre, riziko sonrası alınması gereken koruma tedbirlerinin alınmamasında kasdi bir davranış halinde sigortalı, sigorta haklarını kaybedecektir. Ancak, koruma tedbirlerinin alınmasında kusurlu davranış halinde, kusurun ağırlığına göre sigortacının ödemekle mükellef olduğu bedelden indirim yapılacaktır.
Öte yandan, kasko sigortası poliçesi genel şartlarının teminat kapsamını belirleyen A.1 maddesine göre, gerek hareket, gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, kişilerin kötü niyet veya muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, aracın çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan tehlikeler sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu belirlenmiştir. Teminat dışında kalan zararlar da A.5 maddesinde sayılmıştır. Genel şartların 5.8 nci maddesinde sigorta kapsamına giren bir olaydan doğmadıkça ve böyle bir olayla sonuçlanmadıkça taşıtın mekanik, elektrik ve elektronik donanımında meydana gelen her türlü arızaların, kırılmaların ve lastiklerde meydana gelen zararların teminat dışı olduğu açıklanmıştır. Ancak bu durum, zararın meydana geldiği mekanik, elektrik ve elektronik aksamıyla sınırlıdır. Genel şartların A.5.5.7. nci maddesinde ise yağsızlık, susuzluk, donma, bozukluk, eskime, çürüme, paslanma ve bakımsızlık nedeni ile meydana gelen zararlar teminat dışı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece alınan 07.06.2006 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, genel şartların A.5.5.7. maddesinde belirtilen yağsızlık, susuzluk, donma, bozukluk, eskime, çürüme, paslanma ve bakımsızlık nedeni ile meydana gelen zararlar, bir kaza olmadan, salt bakımsızlığa bağlı gerçekleşen hasarlarla ilgilidir.
Mahkemece, davaya konu olay sonrası sürücünün aracı olay yerinden çıkartarak karakol önüne getirmesinin, zararın artmasına yönelik kasdi bir davranış olarak nitelendirilemeyeceği gözetilerek, yukarıda belirtilen yasa ve poliçe genel şartlar hükmü gereğince davacı tarafından, olay nedeniyle sigortalı araçtaki hangi hasar gören parçalardan dolayı ne kadar sigorta alacağı istenebileceğinin belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, davacı avukatı duruşmaya gelmediğinden vekalet ücretinin alınmasına yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.09.2008 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy