(6762 S. K. m. 1065, 1066)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nce verilen 23.11.2006 tarih ve 2006/259 - 2006/327 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline Nakliyat Sigortası ile sigortalı metro demir raylarının İtalya'dan, İstanbul'a naklinin davalının taşıyan olduğu, MURAT AYANOĞLU isimli gemi ile yapıldığını, malların tahliyesi sırasında 3 adet rayın eğilmek suretiyle hasarlandığını ileri sürerek, sigortalılarına ödedikleri 1.401.302.000.-TL.sının faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, hasarın ihbar edilmediğini, konşimentonun FİOS kaydı ile düzenlendiğini ve hasardan yük alıcısının sorumlu olduğunu, malların hurda değerinin zarardan indirilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu olayda hasar ihbarının ve resmi muayenenin yapılmadığı, sözleşmede FİOS kaydının bulunması nedeniyle taşıyana sorumluluk yüklenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, Nakliyat Sigorta Sözleşmesi'ne dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. Davalı cevap dilekçesinde, konşimentonun FİOS kaydı ile düzenlendiğini ve hasardan yük alıcısının sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Fio veya fios şartı, taşıtan masrafları kendisine ait olmak üzere bütün yükleme, istif ve boşaltmayı sağlamakla yükümlüdür. Böyle bir halde istifciler ve yük idarecileri taşıyanın değil, taşıtanın ve gönderilenin yardımcı şahıslarıdır. Ancak bu şartta kaptanın nezaret görevini, yükleme ve boşaltma teçhizatının iyi bir halde bulunmasını sağlamak ve istifin denizcilik usullerine uygun bir surette yapılmasını gözetmek yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz (Bak. Çağa/Kender Deniz Ticareti Hukuku II.Navlun Sözleşmesi 6.Baskı.sayfa 135 vd.).
Ayrıca, Türk Ticaret Kanunu'nun 1065 ve 1066 ncı maddeleri uyarınca yükün muayene ve zararının ihbarı iki aşamalı yapılmaktadır. Gerek taşıyan ki çoğunlukla onu temsilen kaptan, gerekse gönderilen yükün gönderilene tesliminden önce malların hal ve vaziyetini, ölçü ve tartısını tespit ettirmek maksadıyla onları mahkemeye veya selahiyetli diğer bir makama yahut bu husus için resmen tayin olunmuş bilirkişilere muayene ettirmek hakkını haizdir. Muayene yükün gönderilene tesliminden önce yapılacağı için mahkemeye yaptırılacak tespitte, tarafların birinin bu tespitte bulunması yeterlidir. Yükün gönderilen tesliminden önce yukarıda anlatılan şekilde bir muayene yaptırılmamış ise, yükün gönderilene tesliminden sonra izlenecek yol şu olmalıdır. Kısmi ziya veya hasar halinde gönderilen, en geç yükün navlun sözleşmesi veya konişmento gereğince onu teslim almak hakkını haiz şahsa teslimi sırasında taşıyan veya boşaltma limanındaki bir temsilcisine yazılı olarak hasarı bildirmek zorundadır. Yahut yükün hal ve vaziyetini, ölçü, sayı veya tartısını en geç teslim sırasında her iki tarafın iştirakiyle resmen tespit ettirecektir. Uygulamada, boşaltma limanında yükün kısmi ziya ve hasarı, gönderilen veya temsilcisi ile kaptanın iştiraki suretiyle kargo raporu tanzim edilmektedir. Bu yapılmamış ise tespitin mahkeme kararıyla veya bu işleri yapmakla görevlendirilmiş selahiyetli makam tarafından yahut bu husus için resmen tayin edilmiş eksperler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir. Bu şıkta yani malın tesliminden sonra mahkemece yapılacak tespitte her iki tarafın tespit sırasından hazır bulundurulması şarttır. Tek taraflı tespit yeterli değildir. Yine malın tesliminden sonra ziya ve hasar haricen belli değilse ihbarnamenin yükün tesliminin bittiği tarihten itibaren üç gün içinde taşıyana veya yetkili acentasına gönderilmesi gerekir.(Bak. Prof.Dr. Tahir Çağa - Navlun Sözleşmesi, 5.Baskı, 1995 sh.135 vd.). Kaldı ki ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde dahi malların konişmentoda yazılı olan halde teslim edildiği ve şayet bir hasar sabit olursa, bunun taşıyanın sorumlu olmayacağı bir sebepten ileri geldiği karine olarak kabul olunur. Ancak TTK.nun 1066/son maddesi uyarınca bu karinenin aksi ispat edilebilir.
Dosya kapsamından ambalajın yeterli olduğu, ilk yükleme limanı İtalya'da temiz konişmento düzenlendiği, ambalajında yükleme esnasında kusur tespit edilmediği, anlaşılmaktadır. Varma yerinde ise dosyada örneği bulunan konişmento da yazılı kayıttan Alyans Gemi A.Ş.nin gemi acentası olduğu anlaşılmakta olup, acenta sıfatıyla Alyans Gemi Kiralama A.Ş. tarafından imzalı hasar tutanağında gemi içinde rayların eğrilmiş ve hasar görmüş olduğu belirtilmiştir. Bu durumda öncelikle, davanın ihbar edildiği Alyans Gemi Kiralama A.Ş.nin davalı geminin acentası olup olmadığı tesbit edilip, buna göre hasar tutanağının yukarıda açıklananlar ışığında geçerli olup olmadığı değerlendirilerek, hatalı istiften dolayı taşıyanın sorumluluğunun bulunup bulunmadığı tesbit edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hasar tutanağı bu şekilde değerlendirilmeden, doğrudan FİOS kaydı değerlendirilerek verilen bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.04.2008 tarihinde oybirliğiyle, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy