(6762 S. K. m. 1269, 1270)
Taraflar arasında görülen davada İ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.12.2006 tarih ve 2005/19 - 2006/722 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı nezdinde kasko sigorta poliçesiyle sigortalı olduğunu, 17.01.2004 tarihinde meydana gelen kaza sonucu tamamen hasar gördüğünü, sigorta tazminatının ödenmediğini ileri sürerek, 20.943.00 YTL tazminatın faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hasarın belirtilen şekilde ve zamanda gerçekleşmediğini, davacının 17.01.2004 ve 06.02.2004 tarihli ifadelerinde bariz çelişki olduğu gibi, görgü tanıklarının da beyanlarının uyuşmadığını, rizikonun teminat dışı olduğunu, tazminat isteminin fahiş bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, 9.150.00 YTL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kasko sigortası sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Sigortalı aracın ruhsatnamesinde İ... 25. Noterliği'nin 03.10.2003 tarih ve 27883 sayılı sözleşmesi ile üzerinde rehin hakkı tesis edildiği açıklanmıştır. Bu durumda, sigortalı araç üzerinde rehin hakkı tesis edildiğinden sigortadan tazminat talep etme hakkı da öncelikle rehin hakkı sahibine ait olup, sigortalı ancak lehine rehin verilen alacaklının açık muvafakatini almak şartıyla ve kendi menfaati de zedelendiği takdirde tazminat isteme hakkına sahip olur. O halde, asıl dava ve talep hakkına sahip rehin alacaklısının açılan davaya muvafakat veya icazetleri olduğuna dair gerekli belgeyi sunması için davacı tarafa süre verilmesi ve bu usulü işlem tamamlandığı takdirde işin esasına girilmesi gerekirken, davacının aktif taraf sıfatının (husumet) varlığına ilişkin olan ve mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gereken bu eksiklik tamamlanmadan yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.04.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy