(6762 S. K. m. 549)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bafra 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.12.2006 tarih ve 2005/477-2006/674 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan Çetin ile birlikte diğer davalı şirketin iki ortağı olduklarını, davacının ablası Remziye'nin davalı Çetin'den 2001 yılında boşandıktan sonra hisselerini taraflara devrettiğini, boşanma sonrası yaşanan olumsuzluklar nedeniyle müvekkilinin şirket ile fiili olarak bağının kesildiğini, toplantılara davet edilmediğini, şirket hesapları hakkında bilgilendirilmediğini ve kar payı ödenmediğini, şirketin devamında hiçbir ticari yarar kalmadığını ileri sürerek, şirketin feshi ile tasfiyesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Çetin kendisine asaleten, şirkete temsilen verdiği yanıt dilekçesinde, boşanmadan sonra 2004 yılına kadar davacının mağazayı çalıştırdığını ve aşırı harcamaları nedeniyle batma noktasına getirdiğini, kar dağıtılmama kararlarında davacının imzaları bulunduğunu, toplantılara kendisinin gelmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına, toplanan kanıtlara ve tanık anlatımları ve özellikle karar defterlerine göre, kar payı dağıtmama kararlarında davacının da imzasının bulunduğu, bilirkişi raporuna göre, fesih için haklı neden oluşmadığı, bunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, iki ortaklı limited şirketin, haklı nedenlerin gerçekleştiği iddiasına dayalı olarak feshi istemine ilişkindir.
Davacı, 2001 yılından sonra toplantılara davet edilmediğini de ileri sürmüş olup, hükme esas bilirkişi raporunda 2001,2002 ve 2004 yılları için kar payı dağıtmama kararlarının altında davacının imzasının bulunduğu ve 2001-2004 yılları arasında davacının şirketi tek başına ve malen kötü idare ettiği bildirilerek, davacının şirket toplantılarına davet edilmediği ve kar payı dağıtılmadığı yönündeki iddiasının yerinde olmadığı, davacının kendi kusuru ile şirketin mali durumunun bozulmasına neden olduğu, davalı şirketle ilgisi olmayan hususlardan dolayı şirketin fesih ve tasfiyesinin istenemeyeceği, TTK'nun 549 ncu maddesinde yazılı haklı sebeplerin oluşmadığı sonucuna varılmıştır. Oysa, bilirkişi raporunda, sadece karar defterlerinde kayıtlı kararlar ve dinlenen tanık beyanlarından yola çıkılmış olup, bilirkişi, dosyada şirketin tutması gereken defter, kayıtların ve bilançoların bulunmadığını, muhasebe alanında uzman olmadığını raporunda açıkça bildirmiştir. Davacı rapora itirazında, kar dağıtmama kararı altındaki imzaların kendisine ait olmadığını da bildirmiş ve imza incelemesi istemiştir.
Davacının, şirketi 2001-2004 yılları arasında tek başına yönettiği ve malen kötüleştirdiği tespitinin somut, belgeye ve kayıtlara dayalı kanıtları ortaya konmamıştır. 05.02.2004 tarihli karar ile 5 yıllığına davalı Çetin E.'un müdür olarak atanması kararı öncesinde, davacının şirketin tek başına yöneticisi olduğuna dair bir kararın varlığından raporda söz edilmemiş olup, dosyada mevcut karar defterinde de bu yönde bir karar bulunmamaktadır. Bu durumda, mahkemece haklı nedenlerin oluşmadığına, davacının bunu kanıtlayamadığına yönelik varılan sonucun dayanağı olarak bu raporun esas alınması, rapora itirazın gözetilmemesi doğru olmamıştır. Davacının şirkete sokulmadığı, kararlara iştirak ettirilmediği iddiasının üzerinde yeterince durulması, bunun davalı Çetin'in tavrından kaynaklanıp kaynaklanmadığının netleştirilmesi, iddia edilen haklı sebeplerin gerçekleşip gerçekleşmediğinin aydınlığa kavuşturulması somut kanıt ve dayanakların ortaya konulması gerekirken, eksik incelemeye ve yetersiz rapora dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.04.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy