(2709 S. K. m. 90) (Eşyaların Karayolundan Uluslar Arası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR) m. 1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.11.2006 tarih ve 2005/702-2006/1283 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak, tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete taşıma rizikolarına karşı sigortalı bulunan emtianın, davalı tarafından gerçekleştirilen Avusturya-Türkiye taşıması sırasında uğradığı hasar bedelinin sigorta ettirene ödendiğini ileri sürerek, şimdilik (2.714) YTL.nin temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının emtianın emniyetli taşınmasını sağlayamadığı ve tam kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, uluslararası kara taşıması sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Ülkemiz, 30.10.1995 tarihinde CMR Konvansiyonu'nu kabul etmiş ve anılan Konvansiyon hükümleri, bu tarihte yürürlüğe girmiştir. T.C. Anayasasının 90/son maddesi uyarınca, usulüne uygun şekilde yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşmalar kanun hükmündedir. CMR Konvansiyonunun 1. maddesi uyarınca bu sözleşme, yükleme yeri ve teslim için belirlenen yerin en az birisinin akit ülke olan iki ayrı ülkede olması halinde, tarafların ikametgahı ve milletine bakılmaksızın ücret karşılığında yüklerin taşıt ile karadan taşınmasına ait her mukaveleye uygulanacaktır. TTK'nın taşımaya ilişkin hükümleri halen yürürlükte ise de, uluslararası taşımalar için daha sonra yürürlüğe giren ve bir iç hukuk kuralı haline gelen CMR Konvansiyonunun öncelikli olarak uygulanması gerekmektedir.
O halde mahkemece, somut uyuşmazlık yönünden de uluslararası taşıma konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla, CMR Konvansiyonu hükümleri uyarınca davalı taşıyıcının sorumluluğunun değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde TTK'nın taşımaya ilişkin hükümlerine göre karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.04.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy