(6762 S. K. m. 4, 1061, 1361)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Üsküdar 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 05.12.2006 tarih ve 2006/355-2006/893 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İhsan Akgül tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline nakliyat sigorta sözleşmesi ile sigortalı demirin davalı tarafından Aliağa'dan İspanya'ya gemi ile nakliyesinin yapıldığını, emtianın paslı olarak alıcısına teslim edildiğini, bu nedenle hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini, alacağın tahsili için başlatılan takibe davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacıya sigortalı demirin sigortalı tarafından gemiye yağmur altında yüklendiği ve bu nedenle oluşan pas hasarından davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK'nun 1361. madde hükmüne dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Dava sırasında hükümden önce, 28.04.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5136 sayılı Kanun ile 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine "İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek kurulunun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığınca, bu Kanunun Dördüncü Kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çerçevesi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir." fıkrası eklenmiştir. Bu düzenleme uyarınca, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 20.07.2004 gün ve 370 sayılı kararı ile İstanbul'da Denizcilik İhtisas Mahkemesi kurulup, faaliyete geçirilmiş ve yargı alanı İstanbul ili mülki sınırları olarak belirlenmiş olup, bu hususlar aynı Kurul'un 24.03.2005 tarih ve 188 Sayılı Kararı ile de bir kez daha vurgulanmıştır.
Somut olayda, davacının sigortalısı taşıtan ile davalı taraf arasında deniz yolu ile taşıma sözleşmesi yapılmış olup, bu sözleşmeye dayalı olarak davalının sorumluluğuna ilişkin işbu dava açılmış olması nedeniyle, davaya 6762 sayılı TTK'nun "Deniz Ticareti" başlıklı 4. Kitabında düzenlenen 1061 vd. madde hükümlerinin uygulanması gerektiğinden davanın görülüp sonuçlandırılmasının Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nin görevine girdiğinin kabulü gerekmektedir. Nitekim, TTK'nun 1361. madde hükmü Beşinci Kitap içerisinde kalsa da, davacı taşıma sigortacısı, selefinin Dördüncü Kitap hükümlerine dayalı haklarına halef olmuştur. Mahkemelerin görevi, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekeceğinden, mahkemece görevsizlik kararı verilmek üzere, hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, kararın BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.04.2008 tarihinde oybirliğiyle, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy