(6762 S. K. m. 56) (556 S. KHK m.71)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 15.11.2006 tarih ve 2003/783-2006/711 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.10.2008 gününde davacı avukatı Dünyamil Ş. ile davalı avukatı M. Ali Ç. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz B. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin B. Jimnastik Kulübü, G. Sportif Sınai ve Ticari Yatırımlar A.Ş. ve Trabzon Spor Kulübü ile yapılan sözleşmelerle, müvekkili tarafından üretilecek nevresim, pike, yorgan ve perde ürünlerinde kulüplerin amblemi ve renginin kullanılmasında yetkili kılındığını, davalının kullanma hakkı tamamen müvekkiline ait ilgili futbol kulüpleri taraftar ürünlerini üreterek, satışa sunduğunu, davalının eylemi ile haksız rekabete neden olduğunu ileri sürerek, fazlaya ait haklar saklı kalmak kaydıyla tecavüzün tesbiti ile men'ine, haksız rekabete konu ürünlerin toplatılarak imhasına, 5.000.000.000.TL.sı manevi ve 15.000.000.000.TL.sı maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, öncelikle müvekkilinin ikametgahı itibariyle Denizli Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkili şirketin ürettiği desenlerin Tasarım tescil belgesi ile koruma altında olduğunu bu nedenle davaya Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin bakması gerektiğini, işin esası yönünden ise, müvekkilinin tamamen kendi tasarladığı ürünleri piyasaya sunduğunu, renklerin endüstriyel tasarım konusu olamayacağı, spor kulüplerinin de ambleminin kullanılmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının haksız rekabetinin önlenmesine, davalının 22.01.2002-16.06.2003 tarihleri arasında ne kadar satış yaptığının belli olmadığı gibi davacının bu tarihlerde ürünleri tanıtması sonucunda giderek artan miktarda satış yapması nedeniyle satamadığı miktarın da saptanamadığı gerekçesiyle kanıtlanamayan maddi tazminat isteminin reddine, takdiren 2.500.-YTL.sı manevi tazminatın davalıdan tahsiline, hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Haksız rekabet davaları T.T.K.'nun 56 ncı vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, bu maddelerden doğacak uyuşmazlıklar genel mahkemelerde görülebileceği halde, 556 Sayılı Markalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin uygulanmasından doğacak uyuşmazlıklar anılan kararnamenin 71 nci maddesine göre ihtisas mahkemelerinde görülmesi gerekecektir. Davacı, dava dilekçesinde T.T.K.'nun 56 ncı vd. maddelerine dayalı genel haksız rekabet hükümlerine göre istemini oluşturmuş ve açıkça markaya tecavüz iddiasında bulunmamış ise de, davacının dayandığı lisans sözleşmelerinde, anılan spor kulüplerinin renk, desen, logo ve amblemlerinin yanında markalarını da tekstil ürünlerinde kullanma hakkı davacıya tanınmış bulunmasına göre, davacının 556 Sayılı Markalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine de dayandığının kabulü gerekir.
Diğer yandan, davalı yan, tescilli tasarıma dayalı üretim yaptığını savunmuş ve görev itirazında bulunmuştur. Bu itibarla, uyuşmazlığa 554 ve 556 sayılı KHK hükümlerinin de uygulanması gerekmekte olup, bu konudaki delillerin taktirinin ihtisas mahkemesine ait olacağı bu kararnamelerde öngörülmüştür.
Bu durumda, somut olayda, tarafların iddia ve savunmaları dikkate alındığında, dava konusu uyuşmazlığın halinde anılan Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin de dikkate alınması gerekmekte olup, bu hükümlerin uygulanmasını ve tartışılmasını gerektiren uyuşmazlıklar, 26.03.2001 tarihli Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 335 sayılı kararı ile kurulan İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevine girmektedir. Mahkemelerin görevi, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekmektedir.
O halde, mahkemece, görevsizlik kararı verilerek, dosyanın İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi gerekirken, iddianın ve savunmanın bu yönlerinin gözden kaçırılması ve tartışmasız bırakılması suretiyle, davanın genel haksız rekabet hükümlerine dayalı bir dava gibi ele alınıp, buna göre sonuçlandırılması doğru olmayıp hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, hükmün BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir edilen 550,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 21.10.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy