(556 S. KHK. m. 14, 42)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.12.2006 tarih ve 2006/88-2006/19 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü
Davacı vekili, müvekkilinin 'L.' ismiyle doğal kaynak suyu üretip pazarladığını, bu ibarenin Milas İlçesinde eskiden beri bilinen antik bir mevki olduğunu, 1930-1934 yıllarında tesis edilen borularla Muğla'ya intikalinin sağlandığını, 1976 yılında ilk ruhsatın alındığım, ilgili muhtarlıklarca müvekkilinin kullanımına ilişkin belgenin verildiğini, 1978 yılında şişeleme fabrikasının kurulduğunu, 04.07.1978 tarihinde tekrar ruhsat aldığını, müvekkili işletmesinin 06.05.1983 tarihinde ticaret siciline tescil edildiğini, ticaret unvanı ve marka olarak kullandığını, davalının bu ibareyi 26.05.1993 tarihinde marka olarak adına tescil ettirdiğini, müvekkili marka başvurularının bu markanın varlığı nedeniyle kabul edilmediğini, marka üzerindeki gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davalının eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu, MK'nun 2 nci maddesiyle bağdaşmadığım ileri sürerek, davalı markasının hükümsüzlüğü ile iptaline, markaya tecavüzün men'i ve ref'ine, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah isteminde de bulunarak, davalının aynı zamanda markayı 5 yıldan beri de kullanmadığım açıklayarak 556 sayılı KHK'nin 14 ve 42/1-c maddesi uyarınca da hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın 5 yıllık süre içinde açılmadığını, gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının 'L.' ibaresini önceden beri ticaret unvanı ve marka olarak kullandığı, bu ibarenin davalı adına 26.05.1993 tarihinde marka olarak tescil edildiği, ancak davadan önce 5 yılık dönemde kullandığına dair kanıt sunmadığı, davacının unvanın tescilinin 05.07.1983 tarihinde gerçekleştiği, 556 sayılı KHK'nin 875, 42-1-b. ve 14 ncü maddesi uyarınca davacının hükümsüzlük talep edebileceği, öte yandan davacının öncelik hakkının da bulunduğu, her ne kadar marka kullanımına sessiz kalma savunulmuş ise de davalının markasını kullanmadığı, yatırım yapmadığı, kullanmamış olmasının davalıya hak kazandırmayacağı, markanın tescilli kullanımının haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulünü, davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne, diğer istemlerin reddine, hükmün ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararırım gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, her ne kadar, davalının markasının tescilli olduğu hususunun davacı tarafça biliniyor olması, aynı ibareyi içerir marka tescil başvurularının bu nedenle reddedilmiş bulunması, tescilsiz şekilde marka kullanan davacının basiretli şekilde hareket ederek markasının tescilli şekilde kullanılıp kullanılmadığının araştırmasının gerekmesi nedeniyle, davalının tescilli markasını kullanmamasından dolayı davacının bu markanın kullanımına sessiz kaldığı savunmasının yerinde olmadığı yönündeki mahkeme değerlendirmesi yerinde değilse de, davacının, 556 sayılı KHK'nin 14 ncü maddesine de dayanmış bulunmasına, davalının tescilli markasını 5 yıldan beri kullanmadığının sabit olmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0.90.-YTL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 28.04.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)