(4721 S. K. m. 2)
Taraflar arasında görülen davada İznik Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.10.2006 tarih ve 2005/22-2006/214 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 28.10.2008 gününde davacı asil Ç. Ü. ile davalılar avukatı D. L. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi L. R. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, 15.02.2004 tarihli kira kontratı ile davalı Derbent Köyü tüzel kişiliğine ait harap ve atıl durumdaki lokantayı 10 yıllığına içkili lokanta olarak işletmek üzere kiraladığını, taşınmaz üzerinde bulunan binaların esaslı onarımdan geçirilip, tuvaleti yapılıp, mutfağın yeniden tamir edilip, çevre düzenlemesi yapıldığını, köye kiralama için başvuru dilekçesinde konaklama tesiside yapacağı beyanında kabul edilmesi üzerine taşınmazın bahçesine Sakaraya valiliğinden satın aldığı prefabrik binanında monte edildiğini, daha sonra işyeri çalıştırmak için gerekli ruhsatların önce içkisiz olarak alındığı, içkili ruhsat başvurusu işlemlerinin devamı sırasında Mart 2004 ayında muhtarlık seçimi yapılıp, davalı H. C. 'in muhtar olarak göreve geldiğini, içkili ruhsat işlemlerinin ikmali için resmi mercilere yaptığı başvuruda bu iş yerinin yapı kullanma izninin olmadığının anlaşıldığını, davalı muhtarın yapı kullanma izni için gerekli eksiklikleri giderme çabası içerisine gireceğine, yıkılması çabası içerisine girdiğini ve nihayet taşınmaz üzerindeki tüm binaların yıkıldığını, yıkım esnasında taşınmaz içerisinde bulunan eşyalarında tahsip olduğunu, kiraya veren tarafın kiraya verdiği mecuru kontratta belirtilen amaca uygun olarak ayıpsız şekilde teslim mükellefiyeti varken davalının bunu yerine getirmediğini bu şekilde zarara uğratıldığını, onarım ve güzelleştirme giderinin 20.000 YTL, tahrip olan eşya bedelinin (20.500) YTL ve kazanç kaybının dava tarihine kadar 15.000 YTL olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla (10.500) YTL tazminatın faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, köy tüzel kişiliğine ait taşınmazın tapu kayıtlarında boş arazi ve eklentisi çeşme olarak kayıtlı olduğunu, taşınmazın köye gelir getirmesi amacıyla çay bahçesi veya eski bir baraka dışında açık alandan müteşekkil lokanta şeklinde yıllardan beri kiralandığını, gayrimenkul imar mevzuatına aykırı yapılardan müteşekkil biçimde kiraya verilmediğini, gayrimenkul üzerinde davacı tarafından kaçak inşaat faaliyeti başlaması üzerine resmi mercilere inşaatın durdurulduğunu, söz konusu alanda kiralayan davacı tarafından inşaat yapılacağı, bir tesis kurulacağı yada benzeri hiç bir hükmün kira sözleşmesinde yer almadığını, idari tasarruflar nedeniyle müvekkillerine yönelemeyeceğini, binalar içerisinde yer alan eşyaların tutanakla davacıya teslim edildiğini, kira sözleşmesinde kiralanan yerde içki satışı yapılabileceğine dair bir hüküm bulunmadığını, davacının faaliyet şekli yasal olmadığından hukuken geçerli bir kar mahiyeti iddiasında bulunmasının mümkün olmadığını, muhtara husumet yöneltilemeyeceğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara göre, davalı H. C. 'in kira sözleşmesinin tarafı olmadığı gibi, haksız eylemiyle zarara sebebiyet vermediğinden kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, kira sözleşmesinde kiralananda tadilat yada inşaat yapılacağına dair bir hüküm bulunmadığı, davacının yaptığı inşaat için ruhsat alınmadığından kaçak inşaat olduğu, yıkımın Bursa Valiliği Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü'nün talimatı doğrultusunda yapıldığını, inşaat için ruhsat alınamamasının davalıların kusurundan kaynaklanmadığı, binayı boşaltması için kendisine tebligat yapılan davacının daha sonra zarar gördüğünü iddia ettiği malları için dava açmasının M.K.'nun 2. maddesindeki iyiniyet kurallarıyla bağdaşmadığı gerekçesiyle, davalılardan H. C. hakkında açılan davanın tarar sıfatı (husumet) yönünden reddine, köy tüzel kişiliği hakkındaki davanın ise reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, hukuken ayıplı olduğu iddia edilen taşınmazın davalı köy tüzel kişiliğince davacıya kiraya verilmesi ve sonrasında taşınmaz üzerindeki binaların İmar Mevzuatına aykırı olduğundan bahisle yıkılması ve faaliyette bulunulamaması nedeniyle doğan zarar kalemlerinin davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Dosyada mevcut kira kontratında kiralananın niteliği belirli olduğu gibi, taşınmaz üzerinde boş lokanta ve bir fırın olduğu da açıkça anlaşılmaktadır. Esasen bu belirleme, 2000-2004 yılları arasında karakol komutanı olarak görev yapan Ç. P.’ın tanık sıfatıyla ve yine eski kiracı K. Ç.’ın Jandarmaya verdiği 06.05.2005 günlü ifadeleri kapsamıyla da desteklenmektedir. Davacı kiracı sonradan kira akdine konu sahaya bir prefabrik yapı eklemiş ve mevcut yapıları da onarmıştır. Bu durumda, taşınmaz üzerinde kira akdinin yapıldığı dönemde ve hatta öncesinde mevcut olduğu açık olan lokanta binasının mevzuata aykırılık nedeniyle yıkılması sonucunu doğuran süreçte, davacının eylemlerinin yıkıma neden olup, olmadığı belirlenmeden, kiraya konu sahadaki tüm inşaatlar davacı tarafından yapılmış kabul edilerek mahkemece varılan sonuç doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.10.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)