(6762 S. K. m. 644, 720)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İ. 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 19.10.2006 tarih ve 2003/1352-2006/458 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin suresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biliçkin Tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin hamili olduğu çeki 22.02.1999 tarihinde davalı bankanın Kabataş Şubesi takas odasına ibraz ettiğini, davalı bankanın çekin süresinde ibraz edildiğini çekin üzerine şerh etmemesi nedeniyle müvekkili tarafından keşideci aleyhine başlatılan icra takibinin itiraz üzerine iptal edildiğini, banka aleyhine daha önce açılan davanın erken açıldığı gerekçesi ile reddedildiğini daha sonra cirantalar aleyhine takip yapılmış ise de, alacağın tahsil edilemediğini ve aciz vesikası alındığını davalının çek üzerine ibraz tarihini yazmaması eyleminin müvekkiline zarar verdiğini ileri sürerek, fazlaya ait haklar saklı kalmak kaydıyla 1.400.000.000. TL. sının 20.2.1999 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kasideciye karsı TTK. nun 644 üncü maddesine göre bir dava açabileceğini, çekin keşide tarihinden itibaren faiz istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz edilmiştir.
Dava, davacının hamili olduğu çeki tahsil amacıyla devralan davalı bankanın TTK. nun 720/3 ncü maddesinde öngörülen şekilde işleme tabi tutmaması sonucu çeke dayalı müracaat hakkının yitirilmesine sebebiyet verilmesi nedeniyle açılan Tazminat istemine ilişkindir. Bankanın açıklanan yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle kusurlu olduğu doğru ise de zarardan davalı bankanın sorumlu tutulabilmesi için davacının zararının gerçekleşmiş olması ve eylemle zarar arasında illiyet bağının mevcut bulunması gerekir. Bunun için de davacının önce dava konusu çekler ile asıl borçlu olanları takip etmesi ve davalı bankanın kusurlu işleminden sonra bunların mal varlıklarını ellerinden çıkarmaları nedeniyle tüm yasal girişimlere rağmen çeklerin bedelinin tahsil edilememiş olması gerekir. Diğer bir deyişle, banka ibrazda görevini usulünce yaptığında dahi davacı çek sorumlularından bir tahsilat yapamayacak idi ise bankanın tazmin etmesi gereken bir zarardan söz edilemeyecektir. Ancak, yukarıda da belirtildiği üzere çek sorumlularına zamanında kambiyo senetlerine mahsus yolla girişilen takipte alacağın tahsili imkanı varken, takibin iptali sürecinde sorumluların mal varlıklarını ellerinden çıkarmaları nedeniyle davacı alacağını alamamış ise banka o zaman ve o nispetle zarardan sorumlu olacaktır. Bu itibarla, mahkemece davacının çek ibraz tarihinde ve iptal edilen takip esnasında alacağın tahsili imkanı olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.04.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy