(2004 S.K. m. 45, 67) (818 S. K. m. 487)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 13. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02.11.2006 tarih ve 2005/632-2006/563 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11.11.2008 gününde davalılar avukatı E. U. geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A. A. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı Cenk Otomotiv San ve Tic Ltd Şti arasında 05.01.1994 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalandığını, davalı Ö. U.'un davalı acentenin borçları için gayrimenkulünü ipotek eden ve acentelik sözleşmesine müşterek borçlu ve müteselsilen imza atan kişi, diğer davalıların da müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, acentenin 31.12.2004 tarihi itibariyle muaccel hale gelen 38.604.810.609 TL borcun ihtarnameye rağmen ödenmemesi üzerine, ipotek ile teminat altına alınan miktar yönünden ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile, ipotek ile teminat altına alınan miktar dışında kalan alacağın tahsili için de ilamsız icra takibine girişildiğini, davalıların her iki takibe de itiraz ettiğini ileri sürerek, her iki icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, 03.04.1995 tarihinde davacı tarafın gönderdiği ihtarname ile sabit olduğu üzere müvekkili şirketin Hayat-Hastalık-Ferdi Kaza ve Zorunlu Sigortalar dışında kalan sigortalar için prim tahsil etme yetkisi bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin belirtilen sigorta dalları dışında aracılık yaptığı sigorta poliçeleri için herhangi bir prim tahsil etmediğini ve davacı şirkete de prim borcu bulunmadığını, davalı şirketin davacı tarafından verilen yetki kapsamında tahsil ettiği Hayat-Hastalık-Ferdi Kaza ve Zorunlu Sigorta primlerinin tamamını da vadelerinde davacıya ödediğini savunarak, davanın reddini, %40'dan az olmamak üzere kötü niyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı sigorta şirketi ile davalı şirket arasında acentelik sözleşmesi akdedildiği, diğer davalıların sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, davalı Ö. U.'un ayrıca acente borcu için taşınmazını 5.000 YTL limit ile ipotek verdiği, acentelik sözleşmesi imzalandıktan sonra davacı tarafından davalıya gönderilen 03.04.1995 tarihli ihtarname ile yetki daraltmasına giderek davalı acentenin hayat, hastalık, ferdi kaza ve zorunlu sigortalar hariç diğer branşlarda yetkisinin kaldırıldığı, davalı acentenin poliçe düzenleme ve prim tahsil etmeye yetkili olduğu sigorta branşlarından dolayı tahsil ettiği sigorta primleri nedeniyle davacıya ödenmeyen 4.244,95 YTL borcu bulunduğu, davacının davalı acentesinin prim tahsil yetkisini kaldırdığı branşlar nedeniyle ona tahsilat yaptırmasının da mümkün olmadığı, acentelik sözleşmesinin 22/B-a maddesi uyarınca icra takibinden önce davacı tarafından tüm davalılara gönderilen ihtarnamenin tebliğ tarihi dikkate alındığında davacının 292,43 YTL işlemiş faiz alacağı bulunduğu, davacının talep edebileceği asıl alacak miktarı 4.244,95 YTL olup, her iki icra takibinde talep edilen asıl alacak miktarından az olması karşısında İİK.nun 45 ve BK'nun 487. maddeleri gereğince asıl borçlu davalı şirket yönünden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibin bu miktar üzerinden devamı, davalı kefiller yönünden ise tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla hem ilamsız takibin hem de ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibin bu miktar üzerinden devamı mümkün ise de, dava dilekçesinde borcun ipotek ile temin edilen 5.000 YTL'lık kısmı için öncelikle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe giriştikleri, bakiye borç için ilamsız takip yaptıkları ifade edildiğinden taleple bağlı kalınarak, asıl borçlu ile ipotek veren kefil ile diğer kefiller yönünden ipoteğin paraya çevrilmesi istemi ile başlatılan icra takibine itirazın kısmen iptaline karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, davacının İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün 2005/687 esas sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yaptığı icra takibine davalıların itirazının 4.244,95 YTL asıl alacak, takip tarihine kadar işlemiş 92,43 YTL faiz ile birlikte toplam 4.537,38 YTL üzerinden itirazının iptaline, takip tarihinden itibaren %65'i geçmemek üzere bankanın uyguladığı en yüksek yıllık mevduat faiz oranının %25 fazlası akdi faiz uygulanmasına, 1.697,98 YTL icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin talep ile koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, acentelik sözleşmesi gereğince sigortalılardan tahsil edilen primlerden davacıya intikal ettirilmeyen tutarın tahsili amacıyla başlatılan icra takiplerine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı ile davalı acente arasındaki 05.01.1994 tarihli sözleşmenin imzalanmasından sonra davacı tarafından gönderilen 03.04.1995 tarihli ihtarname ile Hayat, Hastalık, Ferdi Kaza ve Zorunlu Sigortalar hariç Yangın, Nakliyat, Kaza, Makine Montaj branşlarında tahakkuk eden sigorta acentelerinin tahsiline ait yetki ve salahiyetleri iptal edilerek, davalı acentenin yetkileri daraltılmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı acente tarafından düzenlenen Hayat, Hastalık, Ferdi Kaza ve Zorunlu Sigortalar poliçelerinden kaynaklanan davacı şirketin prim alacağı hesaplanmış olup, diğer branşlardaki acente yetkisi kısıtlandığı gerekçesiyle, iptal edilen branşlara ait poliçeler nedeniyle bir inceleme yapılmamıştır. Davacı vekili ise, davacı tarafın yetkisinin daraltılmasına rağmen davalı acentenin diğer branşlarda da poliçe düzenlemeye devam ettiğini, poliçeleri müvekkiline gönderdiğini, tahsil ettiği primleri ise müvekkiline aktarmadığını iddia ettiğine göre, mahkemece davacı tarafın bu iddiası üzerinde durularak, davalı acentenin yetkisi iptal edilen branşlarda poliçe düzenleyip düzenlemediği, düzenledi ise bu poliçelerin davacı tarafından benimsenip benimsenmediği araştırılarak, davacının bu poliçelerden dolayı bir prim alacağı olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, davacı vekili duruşmaya gelmediğinden vekalet ücretinin alınmasına yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy