(6762 S. K. m. 312)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Uşak Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 19.10.2006 tarih ve 2004/169 - 2006/296 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. Y. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra, işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin 21.04.2000 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında gündemin 3. maddesi ile denetçi raporunun kabul edildiğini, raporda hissedarlar arasındaki anlaşmazlık nedeniyle yönetim ve denetim kurulunun seçiminin yenilenmesinin istendiğini, bu husus gündemin 7. maddesinde görüşülüp paydaş olmayan kimselerin yönetim kuruluna seçildiğini, ayrıca gündemin 9. maddesi ile de diğer ortaklara önalım hakkı kullandırılmadan pay devirlerinin kabul edildiğini ileri sürerek, anılan kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, gündemin 7 ve 9. maddelerinde alınan kararların iptaline karar verilmiş, dairemizce, sulh hukuk mahkemesinde açılan pay devrinin iptali davasının bekletici sorun yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek karar bozulmuştur. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda sulh hukuk mahkemesince pay devirlerinin iptali ile davacının önalım hakkına sahip olduğunun tespitine karar verilip kararın kesinleştiği bu durumda pay devrinin onaylanmasına ve pay devralanların yönetim kurulunca seçimine ilişkin genel kurul kararlarının iptali gerektiği gerekçesiyle gündemin 7. ve 9. maddelerinde alınan kararlar iptal edilmiştir. Kararın davalı vekilinin temyiz istemi üzerine incelenmesinde, dairemizce;
TTK'nun 312/2. maddesine göre, yönetim kurulunun pay sahibi ortaklardan oluşması gerekmektedir. Ancak, pay sahibi olmayan kimseler yönetim kuruluna seçildikleri takdirde, bunlar pay sahibi sıfatını kazandıktan sonra yönetim kurulu üyeliği görevine başlayabilirler. Görüldüğü gibi, TTK'da pay sahibi olmayan kimselerin yönetim kurulu üyeliğine seçilmeleri açıkça yasaklanmış değildir. Ancak, aynı sıfatla göreve başlamaları pay sahibi olma koşuluna bağlanmıştır. Davacının devre konu payları önalım hakkı bulunduğu tespit edilmiş, ancak bu tespite göre henüz tekemmül etmiş bir önalım söz konusu değildir. Mahkemece bu konuda değerlendirme yapılması gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. Bozmaya uyan mahkemece, Ana sözleşmenin 10.1 ve 10.2 maddelerinde düzenlendiği şekilde usulüne uygun bir pay devri yapılmadığı, ayrıca 13.3 maddesinde de Yönetim kurulu üyelerinin şirketin ortağı olmaları zorunludur hükmü karşısında TTK' nun emredici hükümlerine aykırı olmayan bu düzenlemenin uygulanması gerektiği gerekçeleri ile davanın gündemin 7. maddesi yönünden kabulüne, gündemin 9. maddesi yönünden kısmen kabulüne, denetçi seçimine ilişkin iptal talebinin reddi ile yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin kararın iptaline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, dairemizin 2003/9135 E., 2004/1718 K. sayılı ve 24.01.2004 tarihli kararında belirtildiği üzere, şirket ortağı olmayan kişilerin yönetim kuruluna seçilmesi mümkün olup ancak bunların göreve başlayabilmeleri için pay sahibi olmaları gerekir. Dava, genel kurul kararının iptaline ilişkin olduğundan ve yukarıda da belirtildiği şekilde ortak olmayanların dahi yönetim kurulu üyeliğine seçilmesi mümkün bulunduğundan alınan bu kararın yasaya aykırılığı söz konusu olmadığı gibi ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına da aykırı değildir. Bu itibarla, mahkemece davacı tarafın gündemin bu maddesi ile ilgili iptal talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, anılan husus gözden kaçırılarak ve bozmaya uyulmakla oluşan usulü müktesep hak da göz ardı edilerek davanın bu gündem maddesi yönünden de kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy