(6762 S. K. m. 1312) (CMR m. 30)
Dava: Taraflar arasında görülen davada A. Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21.12.2006 tarih ve 2005/398-2006/555 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından sigorta teminatı altına alınan seramik yükünün davalı tarafından yapılan taşıması sonrasında yükün hasarlı olarak alıcısına teslim edildiğini, zarar miktarının sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, 1.890.828.000. TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taşınan emtianın alıcısı tarafından çekincesiz olarak teslim alındığını, davacının dava hakkı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, sigortalı yükün Ankara'dan Kazakistan'a taşınmak üzere sağlam olarak yüklendiği, varış yerinde çekilen fotoğraflar ve alıcının çalışanları tarafından tutulan tutanağa göre eşyanın taşıma sırasında hasara uğradığa, araç sürücülerinin malın niteliğine özgü taşıma yapmamış oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 1.494.801.552. TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, kararın, davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 09.05.2005 gün ve 2004/8244-2005/4781 sayılı kararı ile mahkemenin karan bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak ve bilirkişi raporu alınarak, ilk kararda belirlenen usulü müktesep hak nazara alınarak 1.494.80, YTL'sinin ödeme tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalanan emtiada oluşan zarar nedeni ile sigortalıya ödenen tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın çözümünde CMR Konvansiyonu hükümleri uygulanacaktır. Davacı, sigortalısına ait malların davalı tarafından taşınması sırasında hasara uğratıldığını ileri sürmüş ve mahkemece uyuşmazlığın özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği gözetilerek bilirkişi incelemesi yaptığını ve bilirkişi raporunda, davalının meydana gelen hasardan sorumlu olduğu hususunda mütalaada bulunulmuştur. Olayda uygulanması gereken CMR'nin 30/2'nci maddesi taşıtanın veya gönderilenin teslimden itibaren 7 gün içinde ihbarda bulunması hami'de taşıyıcının sorumlu olacağı düzenlemesini getirmiş, dava konusu olayda da gönderilen tarafından süresinde taşıyıcıya ihbarda bulunmadığı anlaşılmıştır. CMR'nin 30/1 maddesindeki düzenlemeye göre, taşıyıcıya kayıp veya hasar nedeniyle ihbarın hiç veya zamanında ileri sürülmemiş olması, taşıyıcıya karşı dava açılmasını engellemez. Taşıyıcıya çekince bildirilmesinin somut etkisi, malların teslim edildiği şekilde teslim alındığı yolundaki karinenin ortadan kaldırılması ve taşıyıcının sorumlu olduğunun beyan edilmesidir. Çekince gösterilmiş olsun veya olmasın, alıcı malların kısmen veya tamamen kaybını ya da hasarın, taşıyıcının malları teslim aldığı an ile malları teslim ettiği an arasında meydana geldiğini ispat etmekle yükümlüdür.
Dava konusu olayda, davalı taşımacının katılımı ile hasar tespiti gerçekleşmemiş olmakla davalı taşımacı lehine CMR Konvansiyonu'nun 30 ncu maddesinde düzenlenen karine oluşmuştur. Bu karinenin aksinin her türlü delille kanıtlanması ilke olarak mümkündür. Hasara dair 10.05.2002 ve 16.05.2002 tarihli tutanaklar CMR 30. madde anlamında taşıyıcının hasardan sorumluluğunu gerektirecek nitelikte bir tutanak değildir. Her ne kadar mahkemece 42 ... 572 plakalı araçla taşınan mallar yönünden fotoğrafta aracın plakası gözüktüğünden dava kabul edilmiş ise de, ne zaman ve ne şekilde çekildiği belli olmayan resimlere göre davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Diğer bir deyişle; CMR 30. maddesindeki karinenin aksini bu fotoğraflarını ispatlamakta yeterli olmadığı, dikkate alınmaksızın davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.05.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy