(556 S. KHK. m. 7, 8) (Sınai Mülkiyetin Himayesine Mahsus Milletlerarası Bir İttihat İhdas Edilmesine Dair Paris Anlaşması (Paris Sözleşmesi) Mük. m. 6) (Dünya Ticaret Örgütü Anlaşması Eki Ticaretle Bağlantılı Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları Anlaşması (TRIPS) m. 16)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01.02.2005 tarih ve 2004/553- 2005/44 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verdiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin tüm Dünya'da ve Türkiye'de tescilli ve tanınmış olan Le MERIDIEN markalarının sahibi olduğunu, davalı şirketin ise müvekkili markalarının esas unsuru olan MERIDIEN ibaresi ile iltibas yaratacak şekilde Meridyen Bilişim + şekil ibareli markanın tescili için başvuruda bulunduğunu, müvekkili tarafından 556 Sayılı KHK'nin 7/l-(b), 8. ve Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesi uyarınca yapılan itirazın diğer davalı TPE YİDK'nca kabul edilmediğini ileri sürerek davalı TPE YİDK'nun 20.05.2002 tarih M-989 sayılı kararının iptalini ve diğer davalı şirketin marka tescil başvurusunun reddini, eğer tescil edilirse hükümsüz sayılmasını ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE Başkanlığı vekili davacı ve davalı şirket markalarının farklı sınıfları ve alt grupları kapsadığını, davacı markasının tanınmışlığı hakkında müvekkili nezdinde herhangi bir kayıt bulunmadığını savunmuş, diğer davalı .... vekili ise, benzer savunmaların yanında tarafların markalarının gerek yazılış gerekse kullanılan şekil ve renkler itibariyle birbirinden tamamen farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, tarafların markaları arasında 556 Sayılı KHK'nin 8/1-b maddesi anlamında bir iltibas veya en azından iltibas tehlikesi yaratan bir benzerliğin olduğu, bu markaların farklı ürün ve hizmetler için kullanılacak olmasına rağmen davacı markalarının 556 Sayılı KHK'nin gerek 7/1-i, gerekse 8/4. maddesi anlamında tanınmış markalardan olması nedeniyle, davacının farklı mal veya hizmetler yönünden yapılacak tescile de engel olabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı TPE YİDK'nun 20.05.2002 tarih ve M-989 sayılı kararının iptaline davalı adına tescil edilmiş dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Mahkemece, MERIDIEN asıl unsurlu davacı markalarının 556 sayılı KHK'nin 7/1-(i) ve 8/4.maddeleri anlamında tanınmış oldukları ve anılan madde hükümleri ve TRIPS Sözleşmesinin 16/2.ve 3. fıkraları uyarınca da, davacı markalarının benzeri olan dava konusu marka başvurusunun farklı hizmet sınıflarında kullanılacak olsa bile tescilinin mümkün olmayacağı gerekçesiyle davalı şirketin MERİDYEN esas unsurlu marka başvurusunun tesciline ilişkin TPE YİDK kararının iptaline ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Türkiye'nin de taraf olduğu TRIPS Sözleşmesinin 16. maddesinin 2. fıkrası ile Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesine göre tanınmış marka kapsamına hizmet markaları da dahil edilmiş olup, 16. maddenin 3. fıkrası ile de Paris Sözleşmesi 1. mükerrer 6. maddesinin uygulama alanı genişletilerek, mal ve hizmetlerle ilgili kullanımın tanınmış marka sahibi ile bir bağlantı olduğunu göstermesi ve bu kullanım şekli nedeniyle tanınmış marka sahibinin menfaatinin zarar görme ihtimali bulunması koşuluyla tanınmış markanın farklı mal ve hizmetler yönünden de korunması sağlanmıştır.
556 Sayılı KHK'nin 8/4. maddesine göre de Türkiye'de tescilli ve toplumda tanınmışlık düzeyine ulaşan bir markanın aynı veya benzerinin tescili başvurusu, haksız yarar sağlanması, tanınmış markanın itibarına zarar verebilmesi veya tescil başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile reddedilir.
Mahkemece yargılama sırasında alınan asıl ve ek bilirkişi raporlarında, davacı markasının 556 Sayılı KHK'nin 7/1-(i) bendi uyarınca Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesi anlamında tanınmış marka olduğu, ancak aynı KHK'nin 8/4. maddesine göre Türkiye'de tanınmış olmadığı, bu bakımdan da farklı sınıftaki hizmetler yönünden koruma sağlaması için tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi ya da haksız avantaj sağlanması gibi koşulların araştırılmasına gerek bulunmadığı görüşü açıklanmıştır.
Dosyaya sunulan belgeler itibariyle Türkiye'de de tescilli olan davacı markalarının 556 Sayılı KHK'nin 8/4. maddesi anlamında da tanınmış olduğuna ilişkin görüşü isabetlidir. Ancak, davacı markalarının benzeri olan dava konusu başvurunun farklı hizmet sınıfları bakımından marka olarak tescili halinde söz konusu madde de belirtilen ve tescile engel oluşturan koşulların gerçekleşme ihtimali bulunup bulunmadığı hususu mahkemece değerlendirilmemiştir. Aynı şekilde, TRIPS Sözleşmesinin 16/3. maddesinde belirtilen koşullar da incelenip irdelenmemiştir. Bir başka deyişle, dava konusu başvurunun farklı hizmet sınıflarında marka olarak tescili halinde tanınmış marka sahibi ile arasında bağlantı olduğunu gösterip göstermeyeceği, davacı menfaatinin zarar görme ihtimali bulunup bulunmadığı, tanınmış markanın itibarine zarar verip vermediği, haksız yarar sağlayıp sağlamadığı gibi tescile engel oluşturan diğer koşullar değerlendirilmeksizin, sadece davacı markalarının tanınmış olduklarından dolayı davalının farklı hizmet sınırlarındaki marka tescil başvurusunun reddi gerekeceği gerekçesiyle eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulü doğru görülmemiş, davalılar vekillerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılara ayrı ayrı iadesine, 18.06.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy