(6102 S. K. m. 551)
Taraflar arasında görülen davada Nazilli 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.02.2007 tarih ve 2004/99 - 2007/11 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar S. Z. Madencilik ve Tic.Ltd.Şti. ve H. T. ile davalılar Ş. Z. ve I. H. vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 27.01.2009 gününde davalılardan Ş. Z., I. H. avukatı İ. L. ile davacı avukatı J. İ. gelip, diğer davalı asil ve vekilleri tebligata rağmen duruşmaya gelmediklerinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi R. J. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisinin davalı şirket ortağı olduğunu, vefatından sonra şirket tarafından müvekkillerine şirket hakkında bilgi verilmeyip, kazançtan pay da almadıklarını, muris ile davalı ortak arasında yargıya intikal eden tartışma nedeniyle ilişkilerin tamamen koptuğunu, bu şartlar altında şirket ortaklığında kalmanın tarafların menfaatlerine uygun olmadığı gerekçesiyle, TTK'nun 551 nci maddesine göre müvekkillerinin şirketten çıkmalarına ve dava tarihi itibariyle belirlenecek gerçek şirket hisse değerinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davacıların şirket faaliyetlerinden uzak durduklarını, talep edilen hisse değerine yasal faiz uygulanması gerektiğini savunmuştur.
Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davacıların murisi ile şirket ortakları arasında geçimsizlik bulunup, ceza yargılamasına da konu olduğu, davacıların şirketin iştigal konusu ile ilgili bilgi, görgü ve tecrübeye sahip olmadıkları, davalı şirkette ortak olarak bulunmalarının davacılara maddi ve manevi katkılarının olmayacağı, şirket ortaklığından çıkma isteklerinin bu anlamda haklı sebep teşkil ettiği gerekçesiyle, davacıların şirketten çıkmalarına, 145.832,50 TL'nın dava tarihinden itibaren ticari faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar S. Z. Madencilik Ltd.Şti. ve H. T. ile davalılar Ş. Z. ve I. H. vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, muhik sebeplere dayalı olarak limited şirketten çıkmaya izin verilmesi ve sermaye payının ödenmesi istemine ilişkindir.
Davacıların murisi, davalı şirketin ortağı olup, murisin vefatından sonra şirketin faaliyetlerinden dolayı bilgi alamadıkları, diğer ortaklarla anlaşmanın mümkün olmadığı, şirket işlerinden anlamadıkları, şirket kazancından pay almadıkları ve şirket ortaklarından biri ile murisin sağlığında yargıya intikal eden uyuşmazlık nedeniyle ilişkilerin koptuğunu ileri sürerek, T.T.K.nun 551. maddesine dayalı olarak şirketten çıkartılmalarına izin verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, muris ile şirket ortaklarından biri arasında geçimsizlik olduğu, ev kadını olan davacı B. B. ile yaşları küçük olan diğer davacıların madencilik sektöründe çalışan davalı şirketin faaliyet alanı ile ilgili bilgi, görgü ve tecrübeye sahip olmadıkları, şirkette ortak olmalarının kendilerine maddi ve manevi katkı sağlamayacağı gerekçesiyle, muhik sebeplerin var olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Oysa mahkemece kabul edilen hususlar muhik sebep niteliğinde olmayıp, tek başına davacıların şirketten çıkması için haklı sebep niteliğinde değildir.
O halde mahkemece davacıların dayandığı tüm sebeplerin ve buna ilişkin delillerin değerlendirilerek T.T.K.nun 551. maddesi anlamında davacıların şirketten çıkmasını gerektirecek haklı ve muhik bir sebebin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekirken muhik sebep teşkil etmeyen gerekçeler ile çıkmaya izin verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Kabul şekli itibariyle, limited şirkette ortaklıktan çıkarılmasına karar verilen ortağın payı, ilke olarak TTK’nun 551/4. maddesi uyarınca şirket mallarından ödenmesi gerekmektedir. Diğer şirket ortaklarının kişisel olarak çıkan ortak payından sorumlu tutulmaları mümkün değildir. Mahkemece, davacıların ortaklıktan çıkarılmasına ek olarak verilen davacılar payının, davalı ortakları da kapsayacak ve onları çıkan ortak payından kişisel olarak sorumlu tutacak şekilde, bütün davalılardan tahsiline dair karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
3-Bunun yanında, karar tarihine en yakın tarihteki şirket aktif ve pasifine göre hesaplanması gereken çıkma payının belirlenmesi amacıyla bilirkişi incelemeleri yapılmış ise de, bu raporlara yapılan itirazları değerlendiren ve tereddütleri ortadan kaldıracak nitelikte bir bilirkişi raporu alınması gerekirken bu hususları ihtiva etmeyen rapora dayalı olarak karar verilmesi de kabul şekli bakımından doğru görülmemiştir.
4-Bozma sebep ve şekline göre mümeyyiz davalıların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1, 2 ve 3 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 4 numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalıların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmemesine, takdir olunan 625,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılar Ş. Z. ve I. H.’a verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 27.01.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)