(818 S. K. m. 105) (Yangın Sigortası Genel Şartları B.8)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 28/11/2006 tarih ve 2004/728-2006/520 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı şirkete paket sigorta poliçesiyle sigortalı işyerinin 15.07.2001 tarihinde çıkan yangın sonucu hasarlandığını, sigorta tazminatının ödenmediğini, munzam zararının da doğduğunu iddia ederek, ıslahen 89 milyar TL zarar bedelinin 11.09.2001 tarihinden itibaren işleyecek reeskont oranında faiziyle birlikte tahsiline, keza hesaplanacak munzam zararının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının hakem-bilirkişi prosedürüne uymadığını, zararın iddia edilen miktarda olmadığını, gerçek zarar olan 11.394.750.000.-TL'nı ödemeye hazır olduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemenin 38.495.000.000.- TL için davanın kısmen kabulüne, munzam zarar ve fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulması talebinin reddine ilişkin kararı dairemizce, sigorta poliçesinin özel ve genel şartlarını içeren örneğinin dosyaya ibrazı sağlanarak, taraf vekillerinin raporlara yönelik ciddi itirazları da dikkate alınarak yeniden seçilecek uzman bilirkişi kurulu vasıtasıyla inceleme yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik ve bir birleriyle çelişkili raporlara itibar edilerek hüküm kurulmasının ve hiçbir gerekçe gösterilmeksizin munzam zarar isteminin reddine karar verilmesinin, öte yandan, Yangın Sigortası Genel Şartları 8.1 'inci maddesine aykırı olarak davacının sigorta tazminatının ödenmesi amacıyla keşide ettiği ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda mahkemece benimsenen 15.04.2005 ve 16.06.2006 tarihli bilirkişi raporlarına göre, davanın kısmen kabulüne, 36.105,50.-YTL zarar ve 19.994,20.-YTL munzam zarar bedelinin 10.10.2001 dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, işyeri paket sigorta poliçesine dayalı tazminat ve munzam zarar istemine ilişkindir. Kural olarak, sigorta ilişkisinde hasar bedelinin hiç öden memesi veya geç ödenmesi halinde sigorta ettiren, BK'nun 105'inci maddesi uyarınca munzam zarar adı altında ayrıca oluşan zararlarını da isteyebilir. BK'nun 105/1 'inci maddesine göre, alacaklının duçar olduğu zarar, geçmiş günler faizinden fazla olduğu takdirde, borçlu kendisine hiçbir kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile yükümlüdür. Her ne kadar yasa hükmünde geçmiş günler faizini aşan bir zarardan söz edilerek, zararın türü ve özellikleri konusunda bir açıklık bulunmamakta ise de, buradaki zararı, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı alacaklının malvarlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucu ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki fark, temerrüt faizi ile karşılanamayan, onu aşan bölüme tekabül eden zarar diye ifade etmek mümkündür.
Dava konusu olayda, davacı munzam zararını, ticari gelir ya da en yüksek banka reeskont faizine dayandırmıştır. Mahkemece, munzam zarar miktarının tayinine yönelik, İstanbul Ücretliler Geçinme Endeksi, döviz kurları ve poliçe enflasyona endeksli olduğundan buna göre zarar hesaplaması yapan 15.04.2005 tarihi rapor ve ek raporun ortalamasını esas alan 16.06.2006 tarihli bilirkişi raporu nazara alınarak hüküm kurulmuştur. Ancak, munzam zararda her olayın kendi yapısı ve özelliği içerisinde değerlendirme yapılması, taraflar arasındaki hukuki ilişki gözetilerek zararın belirlenmesi gerekir.
Sigorta sözleşmesi ile davalı sigorta şirketi, sigortalı emtia, makineler ve binanın yangın nedeniyle hasar görmesi halinde sigorta ettirenin gerçek zararını karşılamayı yükümlendiğine göre, sigortacının sorumluluğu riziko tarihindeki sigortalı emtianın rayiç değeri üzerinden belirlenecek zararı ile sınırlıdır. Başka bir anlatımla, sigortacının ödeyeceği miktar, riziko tarihinde sigortalı emtianın yerine aynı miktarda ve nitelikte emtiayı ikame ettirecek miktar kadar olmalıdır. Sigortalının süresinde ödeme yapmaması halinde ise munzam zararın hesabında hasara uğrayan emtiaların fiili ödeme günündeki rayiç bedelleri usulüne uygun olarak uzman bilirkişi veya bilirkişiler kuruluna tespit ettirilip, sigorta şirketi tarafından ödenen sigorta tazminatı ile temerrüt faizi tespit edilen bedelden az çıktığı takdirde aradaki fark munzam zarar kabul edilmelidir. Bu itibarla, davacının munzam zararından söz edebilmek için, öncelikle borcun tamamen ödenmesi ve davacının temerrüt faizi ile karşılanmayan zararının olup olmadığının tespiti gereklidir. Oysa açılmış bulunan bu davada tazminat yönünden fazlaya ait haklar saklı tutulduğu gibi davalı sigorta şirketi de hiç ödeme yapmamıştır. O halde, mahkemece davacının yangın dolayısıyla meydana gelen zararından dolayı munzam zarar talep etmesi için gereken koşullar henüz gerçekleşmediğinden davacının munzam zarara ilişkin haklarının saklı tutulması ile yetinilmesi gerekirken dairemiz içtihatlarına uygun olmayan yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek bu konuda tahsile yönelik hüküm de kurulması doğru görülmemiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin munzam zarara ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın bu davalı yararına bozulmasına, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 26.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy