(6762 S. K. m. 56, 57) (4721 S. K. m. 2)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03.10.2006 tarih ve 2005/60-2006/313 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili ile katılma yoluyla davalı şirket vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 03.02.2009 gününde davacı avukatı G.S. geldi, davetiye tebliğine rağmen davalılar vekilleri duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A.S. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1979 yılında kurulup, 21.07.1999 tarihinde OR............. markasını adına tescil ettirdiğini, davalının davacıya ait markayı ticaret unvanına aldığı gibi, anılan ibareyi marka olarak da kullandığını, davalıya ait unvanın müvekkili markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı unvanının müvekkili markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, davacı markasına davalının yapmış olduğu tecavüzün durdurulup, davalının ticaret unvanı ile yapmış olduğu tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine, davalıya ait sicil kaydının silinmesine, davalının ürettiği mal ve hizmetlerde, tabela, katalog ve kartvizit gibi tanıtım vasıtalarında kullanmasının önlenmesine, hükmün gazete ile ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili Mustafa'ya husumet yöneltilmesinin yasal dayanağı bulunmadığını, müvekkili şirketin 2001 yılında kurulduğunu, davalı şirketin unvanında yer alan OR............. kelimesinin aynı zamanda davacının tescilli markası olmasının tek başına bir tecavüzün varlığını ispat etmediği, müvekkilinin bu güne kadar hiçbir şekilde davacı markasını kullanmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin sabit ilanında OR............A.Ş. ifadesine yer verilmek suretiyle davacının markasıyla iltibas oluşturabilecek bir kullanımın söz konusu olduğu gerekçesiyle, davalı şirket yönünden davanın kısmen kabulüyle, davalının yaptığı ilandan OR.................kelimesinin kaldırılmasına, ilanın bu şekilde yapılmasının men'ine, hüküm özetinin ilanına, diğer istemlerin reddine, davalı gerçek kişi hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ile katılma yoluyla davalı şirket vekilince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, marka tecavüzüne dayalı haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi, unvanın terkini ile buna bağlı diğer istemlere ilişkindir.
TTK'nun 56. maddesi, iktisadi rekabetin her türlü suiistimalini yasaklamıştır. Yasadaki bu sınırın aşılması M.K.'nun 2. maddesinde yazılı bulunan objektif iyi niyet kurallarına aykırı biçimde ekonomik rekabetin kötüye kullanıldığı hallerde meydana çıkmaktadır. Karışıklığa meydan verebilecek bir ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa yol açılması, yalnız başına iyi niyet kurallarına aykırı bir davranış olarak kabul edilmelidir. Bilindiği gibi iltibas unsurunun varlık kazanması için aranan en önemli unsur başkalarının emek ve masraf yapmak suretiyle elde ettiği haklı şöhrete ortak olmak ve bu benzerlikten yararlanma yollarını denemektir.
Somut olayda, davacı şirketin uzun zamandan beri kullandığı anlaşılan OR........... markalarına karşılık, davalı şirketin, OR........... ibaresini 2001 yılından itibaren unvan olarak kullanmaya başladığı anlaşılmaktadır. Davalı şirketin, ortaklarından birinin davacı şirketin eski ortağı olması nedeniyle, davacı şirketin markasını bilmemesi de mümkün değildir.
Diğer yandan, yukarıda anılan marka ve unvanlar arasında, ayırt edici bir özellik olmadığı gibi, görsel ve işitsel olarak iltibasa neden olabilecek derecede benzerlik olup, her iki şirket aynı alanda faaliyet göstermektedirler. Davacı şirketçe uzun yıllar kullanmış olması nedeniyle kazandığı ün ve müşteri potansiyelinden yararlanmak amacıyla aynı ad altında aynı iş kolunda çalışılmaya başlanması açıkça marka tecavüzü oluşturmakta olup, diğer yandan, TTK'nun 57/b.5 anlamında, davalı şirketin umuma hitaben yaptığı ilanlarda unvanında kısaltma yaparak OR.........A.Ş ifadelerine yer vererek, halk nezdinde davalı şirketin OR........... markalı ürünleri üretip, sattığı yönünde bir kanaatin oluşmasına yol açma çabası içerisinde bulunduğu ve kötü niyetli olduğu da açıkça anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece, yukarıda açıklanan nedenlerle, marka tecavüzü nedenine dayalı ticaret unvanının terkini isteminin kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir edilen 625.00. TL duruşma vekillik ücretinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 03.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy