(556 S. KHK. m. 8)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Balıkesir 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.01.2007 tarih ve 2005/257 - 2007/8 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ……. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilleri ile davalının dava dışı olup, 02.01.1985 tarihinde faaliyetine başlayıp 13.03.2003 tarihinde tasfiye olan Ş.. Kumaş Konfeksiyon A.Ş.’nin yönetim kurulu üyeleri olduklarını, davalının 23.10.2002 tarihinde TPE nezdinde başvuruda bulunarak “Ş..” ibaresini marka olarak adına tescil ettirdiğini, bunun iyiniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı markasının hükümsüzlüğüne, davalı haksız rekabetinin tespit ve önlenmesine, 5.000,00 YTL maddi, 10.000,00 YTL manevi tazminata ve ilana karar verilmesi talep ve dava etmiş, 26.01.2006 tarihli oturumda maddi tazminat istemini atiye terk etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı marka tescilinin 556 sayılı KHK’nin 8/3-5 nci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davalı markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, haksız rekabetinin önlenmesine, 3.000,00 YTL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, maddi tazminat istemine ilişkin karar verilmesine yer olmadığına ve ilana karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı markasının hükümsüzlüğü, haksız rekabetin tespiti ile önlenmesi, manevi tazminat ve ilan istemlerine ilişkindir.
Taraflarca çekişmesiz olduğu üzere, tarafların ortağı olduğu Ş.. Kumaş Konfeksiyon A.Ş. tasfiye edilerek sicilden terkin edilmiş ve tasfiye sonucunda bu şirketin ünvanının veya tescilsiz olarak kullandığı markanın akıbeti ile ilgili herhangi bir belirleme yapılmamıştır.
Bu durumda, davaya konu “Ş..” markasını davalının tescilli olarak, şirketin diğer ortakları ile davacıların da tescilsiz olarak kullanmaları mümkün olmakla, hükümsüzlük istemine ilişkin olarak açılan davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2-Öte yandan, hükümsüzlüğüne karar verilip, kesinleşinceye kadar, bir markanın tüm geçerli hukuki hakları marka sahibine sağlanacağı kuşkusuz olup, somut olayda davalının tescilli markasına güvenerek yaptığı faaliyetlerin haksız rekabet oluşturmayacağının da açık olduğu nazara alınarak, haksız rekabetin tespit ve önlenmesine yönelik istemlerin de reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıdaki bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.07.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)