(1086 S. K. m. 438) (4077 S. K. m. 3, 10, 10/A, 22, 23) (5464 S. K. m. 44)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Tosya Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21/07/2005 tarih ve 2004/189-2005/151 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile katılma yolu ile V. Y. T. hariç diğer davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan dava konusu meblağ 11.830.00 YTL.nin altında bulunduğundan HUMK.nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan M. A.'ün asıl borçlu, diğerlerinin ise müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla tarafı oldukları Taşıt Kredisi Borçlanma ve Rehin Sözleşmesi uyarınca müvekkili bankanın kullandırdığı kredinin kısmen geri ödenmemesi üzerine, ihtar gönderilip, Tosya İcra Müdürlüğü'nde başlatılan takip sürerken, borcun tasfiyesine yönelik yeni bir ödeme planı yapılarak, ödeme taahhütnamesi şeklinde hazırlanan yeni ödeme şartlarına da uyulmaması üzerine, ihtarname gönderildiğini, yine ödenmemesi üzerine bu kez Kastamonu İcra Müdürlüğü'nde başlatılan takibinde davalıların itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek 9.828.885.935 TL. toplam alacağın asıl alacağın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan V. hariç diğer davalıların vekili, Tosya İcrasındaki takibin kesinleştiğini, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe de geçildiğini, ödeme taahhütnamesinin icra dairesince de onaylandığını, taahhütnameye göre bir miktar ödemede bulunulduğunu, kalan alacağı için davacının, önceki takibe devam etmesi gerekirken yeni bir takip başlatılması ve alacak davası açılmasının doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı V., davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, ödeme taahhütnamesinin borcun yenilenmesi niteliğinde olmadığı, her iki takip konusu alacağın aynı olduğu, Tosya İcra takibinin kesinleştiği, ayrıca alacak davası açıp, ilam almasına gerek olmadığı, icra takibine devam ederek alacağına aynı güvenle kavuşabileceği gerekçesiyle, hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile katılma yolu ile V. hariç diğer davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taşıt kredisi sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir.
4077 sayılı Tüketicilerin Korunması Hakkındaki Kanun'un, dava tarihinde ve halen yürürlükte olan 3/c, 10 uncu, 23/1 inci madde hükümleri karşısında, bu davaya bakmak tüketici mahkemelerinin görevine girmektedir. Yasanın 1 inci maddesine göre, bu Kanun'un amacı, kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir. Yasanın 3/c maddesine göre, mal kavramı; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları;3/e bendine göre, tüketici kavramı; bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder.
Öte yandan, aynı Kanun'un 23/2 nci maddesinde Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılır. Tüketici mahkemelerinin yargı çevresi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir. Tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve Bakanlıkça açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaftır. hükmüne yer verilmiştir. Tüketici mahkemesinin görevli olması için tüketicinin davalı ya da davacı olması önemli olmayıp, uyuşmazlığın niteliğinin ticari olmaması yeterli ve gereklidir. Aksi yönde bir düzenleme, sadece, kredi kartlarından kaynaklanan uyuşmazlıklar bakımından 5464 sayılı banka kartları ve kredi kartları Kanunu'nun 44 üncü maddesi ile getirilmiş olup, bu maddede Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili uyuşmazlıklarda kart hamilinin tüketici olması halinde, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 22 nci ve 23 üncü maddesi hükümleri uygulanır. Kart çıkaran kuruluşlar tarafından kart hamilleri aleyhine açılacak davalarda 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun görev ve yetkiye ilişkin hükümleri uygulanır. şeklinde sevk edilen hüküm karşısında, davacının banka olması halinde, Tüketici mahkemesi görevli değildir. Diğer anlatımla, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 10 uncu maddesine eklenen 10/A maddesi hükmünde kredi kartı ile ilgili düzenlemeye yer verilmiş ve tüketici kredisine ilişkin 10 uncu maddeye atıf yapılmış olup, 23/1 inci maddesi hükmü karşısında, bu davaya bakmak tüketici mahkemelerinin görevine girmekte ise de, davacının banka olması halinde, genel mahkemeler görevlidir.
Somut olayda, davacı banka olsa da, davalı tüketici gerçek kişi olup, taşıt ( tüketici ) kredisi kullanmış ve bu krediye dayalı uyuşmazlık dava konusu edilmiştir. Tosya Asliye Hukuk Mahkemesi'nce uyuşmazlığa, tüketici mahkemesi sıfatıyla değil, genel mahkeme sıfatı ile bakılmıştır.
Tosya'da bir adet asliye hukuk mahkemesi bulunmakta ve müstakil bir tüketici mahkemesi ve ticaret mahkemesi ise bulunmamaktadır. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 22.6.1995 tarih ve 437 sayılı kararına göre, tüketici mahkemesi kuruluncaya kadar bu mahkemelerde görülmesi gereken davalara o yerde varsa ticaret mahkemesinin, yok ise, sadece 1 ve 2 nolu asliye hukuk mahkemesi bulunan yerler için 1 nolu; üç ya da daha fazla asliye hukuk mahkemesinin bulunması halinde, üç nolu asliye hukuk mahkemesince bakılması gerekmektedir. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun daha sonra alınan 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı kararı ile müstakil tüketici mahkemesi bulunmayan yerlerde tüketici mahkemelerinin görev alanına giren iş ve davalara, yargı çevreleri asliye hukuk mahkemesinin yargı çevresi ile aynı olmak üzere o yer asliye hukuk mahkemelerinde görülmesine, ayrıca bu ilkeye aykırı düşen önceki ilke kararlarının kaldırılmasına karar verilmiş olup, önceki ilke kararındaki asliye ticaret mahkemelerinin görevi kalkmış ise de, asliye hukuk mahkemelerinin numaralara göre görevini belirleyen ilkenin yürürlükte kaldığının kabulü gerekir. Dairemizin uygulaması bu yöndedir.
O halde, mahkemece, davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması ve 4077 sayılı Tüketicilerin Korunması Hakkındaki Kanun'un ilgili hükümlerinin gözetilmesi gerekirken, davaya genel mahkeme sıfatı ile bakılması ve 4077 sayılı Tüketicilerin Korunması Hakkındaki Kanun'un ilgili hükümlerinin gözetilmemesi doğru olmamıştır.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin ve davalılardan V. hariç diğer davalılar vekilinin katılma yolu ile yaptığı temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin ve davalılardan V. hariç diğer davalılar vekilinin katılma yolu ile yaptığı temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 02.07.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy