(6102 S. K. m. 56, 57) (556 S. KHK. m. 71) (554 S. KHK. m. 58)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 3.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.05.2006 tarih ve 2005/176-2006/385 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 17.06.2008 gününde davalılar avukatı ….. geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi …. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılarca üretilerek pazarlanan "T…" markalı spor ayakkabının, müvekkilinin Türkiye temsilcisi bulunduğu "Converse All Star" marka ayakkabının taklidi olduğunu ve ayakkabının yan tarafında da müvekkiline ait logonun aynen kullanıldığını, davalı markasına ait katalogda müvekkilinin(9) adet modelinin benzerinin yer aldığını ileri sürerek, benzerliğin haksız rekabet oluşturduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı tarafa ait olduğu öne sürülen ayakkabı modellerinin yıllardır birçok firmaca üretilip piyasaya sürüldüğünü, bunlarda herhangi bir tasarım yeniliği bulunmadığını, müvekkillerince ithal edilerek satışa sunulan ayakkabıların T... markasının özel logosu ile birlikte kullanılması nedeniyle başka markalı ürünlerle iltibas ihtimali bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalılar tarafından ithal edilerek pazarlanan ayakkabı modellerinin Converse Inc. adlı firmanın uzun yıllardır üretim önceliğine sahip bulunduğu ve davacının da lisans sözleşmelerine dayanarak Türkiye'de üretim ve satış hakkına sahip bulunduğu ayakkabı modelleri ile iltibas yaratacak derecede benzerlik taşıdığı, TTK'nun 57/5 maddesinde tanımlanan biçimde iltibası doğuran bu benzerliğin TTK'nun 56 maddesi uyarınca haksız rekabet oluşturduğu, sessiz kalma yoluyla hakkın kaybı ilkesinin dikkate alınmasını gerektirir kanıt sunulamadığı, esasen model benzerliğinin dışında davacının (yıldız) biçimindeki logosunun da kullanılması karşısında değinilen hususa dayanılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dilekçesinde davacı tarafın tescilli markasının bir unsuru olan yıldız biçimindeki şeklin (logo) ve 554 sayılı KHK ile koruma altına alınan tasarım unsurlarının davalılarca üretilip pazarlanan ve kataloglarda tanıtılan spor ayakkabılarda kullanılarak haksız rekabette bulunulduğu ileri sürülerek, bu benzerliğin haksız rekabet oluşturduğunun tespiti talep ve dava olunmuştur.
Mahkemece, davalılarca ithal olunarak pazarlanan ayakkabı modellerinin davacı tarafın uzun yıllardır geliştirip ürettiği ayakkabı modelleriyle iltibas yaratacak benzerlik taşıdığı ve TTK'nun 57/5 ve 56. maddelerince haksız rekabet oluşturduğu sonucuna varılmış, sessiz kalma yolu ile hakkın kaybı ilkesine dayalı davalı savunması ve bilirkişi ek raporundaki görüş ise özellikle iltibası oluşturan önemli unsur olan yıldız logosunun ayrıca kullanılmış olması nedeniyle benimsenmeyerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Görüldüğü üzere, davanın görülüp sonuçlandırılmasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK ve 554 sayılı, Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında KHK.ile himaye altına alınan sınai hakların varlığı, hak önceliği ve üstünlüğü, marka unsuru logonun iltibasın oluşturucu etmeni olduğu tartışılıp büyük ölçüde dikkate alınmıştır.
Bu durumda, 554 sayılı KHK.'nin 58. ve 556 sayılı KHK'nin 71.maddelerince öngörülen ihtisas mahkemesinin davadan önce kurularak il düzeyinde yetkili olarak faaliyete geçtiği gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın çözüm yerinin ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle davanın esasına girilmesi doğru bulunmamış, kararın öncelikle kamu düzenine ilişen bu yön bakımından bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentteki nedenlerle kararın görev yönünden BOZULMASINA, esasa ilişen temyiz itirazlarının incelenmemesine, takdir edilen 550 YTL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.06.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)