(1163 S. K. m. 17) (818 S. K. m. 101, 104)
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Sulh Mahkemesinnce verilen 26.06.2006 tarih ve 2005/1624-2006/713 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Adem Özdemir tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği düşünülüp, görüşüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı kooperatifin üyeliğinden çıkartılarak daha önceden ödediği diğer ödemelerin vaat edilmesine rağmen ödenmediğini, davalı aleyhine yapılan icra takibini de davalının işlemiş faize itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazların iptaline, takibin devamına, % 40 inkar tazminatı ödenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının kooperatifin üyesi iken aidat borcunu ödememesi sebebiyle ihraç edildiğini, iadesi gereken alacak için davacının adresine çıkartılan tebligatın adreste ikamet eden bir kişinin bulunmaması sebebiyle yapılamadığını, temerrüt şartı gerçekleşmediğinden faiz istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının faiz alacağının bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazın iptalini takibin devamına, davalının faize itiraz etmesi ve bununda hesaplamayı gerektirir nitelikte bulunması sebebiyle icra inkar tazminatına hükmedilmesine gerek olmadığına karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kooperatif ayrılma payı alacağının tahsili istemine ilişkindir. 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17/1. ve ana sözleşmenin 15. maddeleri hükümleri gereğince davacı, kooperatife ödediği paralarının iadesini ortaklıktan çıkarıldığı yılın bilançosunun genel kurulunca kabulünden bir ay sonra isteme hakkına sahiptir. Anılan kanunun 17/2. maddesi uyarınca ödemelerin geciktirilmesi hakkında karar alınmış olsa dahi yine aynı tarihte alacak muaccel olacaktır. Zira, bu muacceliyet kanundan doğmakta olup, ayrıca BK'nın 101. maddesi kapsamında muacceliyet için ihtara gerek yoktur.
Bu durumda, mahkemece, ihraç kararının kesinleştiği yıla ait bilançonun görüşüldüğü genel kurul tarihinden bir ay sonra davacının alacağının muaccel hale geldiği gözetilerek, işlemiş faizin buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu nedenle hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Diğer taraftan, takibin devamına karar verilirken amir hüküm niteliğindeki BK'nun 104. maddesi hükmü dikkate alınmadan yazılı şekilde faize faiz uygulanması sonucu doğuracak şekilde karar vermesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.02.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy