(1163 S. K. m. 23, 62, 98) (6762 S. K. m. 336, 341)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 26.04.2007 tarih ve 2006/173-2007/219 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İ.A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların müvekkilinin üyesi bulunduğu kooperatifin yönetim kurulu üyeleri ve müdürü olduklarını, kooperatifin yapmış olduğu inşaatların 36 ayda bitirileceğine ilişkin taahhüdü olmasına rağmen süresinde inşaatların bitirilmediğini, bu nedenle müvekkilinin kira gelirinden yoksun kaldığını ileri sürerek, şimdilik 6.000. YTL'nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacıya herhangi bir taahhüdün olmadığını ve yönetim kurulu üyesi olan müvekkillerinin genel kurullarda ibra edildiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kooperatif yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılması hususunda genel kurul tarafından alınmış bir kararın bulunmadığı gibi 36 ayda dairelerin bitirilip teslim edileceğine ilişkin kooperatif tarafından davacıya verilmiş bir taahhüdün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesinde bu kanunda aksine açıklama olmayan hususlarda Türk Ticaret Kanunu'ndaki anonim şirketlere ait hükümler uygulanır denilmektedir. Dava dilekçesinde, kooperatifin yapmış olduğu inşaatların davalılar tarafından kasten bitirilmediği ve dairelerin teslim edilmediği, bu nedenle kira kaybının oluştuğu iddia edilerek, davalıların sorumlu olduğu belirtilmiş olup, dava kooperatif adına değil ortaklık sıfatına dayanılarak açılmış ve davacı tazminatın kendisine ödenmesini istemiştir. Bu itibarla, temyize konu davanın TTK'nun 341. maddesine dayalı sorumluluk davası olmayıp 336/5. maddesine dayalı tazminat davası olduğu kuşkusuzdur.
Ayrıca, davacı tarafından aynı konumda olan bir kısım üyelere tahsis edilen dairelerin tapularının devredildiği halde kendisine tahsis edilen dairenin tapusunun verilmediği ileri sürülmüş olup, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23. madde hükmünde yazılı eşitlik ilkesi gereğince, tüm ortaklara daire tesliminin aynı tarihte yapılması gerekmektedir.
Bu itibarla mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar göz önüne alınıp, 1163 S.K.'nun 62. maddesine uygun bir şekilde ve yöneticilerin şahıslarına karşı açılan bu davada, davacı ile aynı konumda olan diğer ortaklara dairelerin teslim edilip edilmediği araştırılarak ve şayet teslim edildi ise, davacıya dairenin teslim edilmemesinin davacının zararına neden olduğu kabul edilerek, oluşacak sonuca göre bir hüküm verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın niteliğinde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.10.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy