(6762 S. K. m. 341) (1086 S. K. m. 39, 40)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 10. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 19.12.2006 tarih ve 2002/1478-2006/790 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Adem Ö. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı Ş.'nün müvekkili bankanın Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü, davalı E.'nin Genel Müdür Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi, davalılar H. ve M.'nın ise şube müdürü olarak görev yaptıklarını, davalıların görev yaptıkları dönemde kamuoyunda B. B. olarak bilinen B. Cengiz A. isimli kişinin yönetim ve denetiminde bulunan H. Ltd. Şti. ve İ. Ltd. Şti.'ne Silivri Şubesince, M. Ltd. Şti.'ne Altıyol şubesince kullandırılan kredilerde teminat açıklı kredi kullanımının sürekli hale getirildiğini, D. Ltd. Şti.'ne Kartal Şubesi'nce 28.10.1992- 02.11.1992 tarihlerinde ihracat finansmanı amacıyla 65 milyon DM'lik döviz kredisi kullandırılarak Silivri ve Altıyol Şubelerindeki firma risklerinin tasfiye edildiğini, davalılar aleyhine banka alacağının tahsili için davalar açıldığını, D. Ltd. Şti.'ne kullandırılan 65 milyon DM'lik döviz kredisinin ihracat bedeli dövizlerle kapatılamayacağının anlaşılması üzerine Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu mükellefiyetinin yerine getirilmemesi amacıyla davalı H. ve E.'in şube defter ve kayıtlarıyla otomasyon disketleri üzerinde değişiklikler yaparak döviz kredisinin geriye dönük olarak dövize endeksli TL kredisi haline getirildiğini bu hususun murakıplarca belirlenmesi üzerine Kağıthane Vergi Dairesi tarafından başlatılan icra takibi sonucunda banka tarafından 223.241.250.000 TL KKDF borcunun ödendiğini, bu işlemden dolayı müvekkili bankanın zarara uğradığını, ayrıca bu zararın davalı yöneticilerin kusurlu davranışlarından doğduğunu ileri sürerek, 821.117.429.055 TL' nın dava tarihinden itibaren işleyecek kısa vadeli ticari kredilere uygulanan %130 temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Ş. K. vekili, dava açılması için gerekli şartların yerine getirilmeden iş bu davanın açıldığını, davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını, döviz kredisinin dövize endeksli TL kredisine dönüştürülmesinde herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığını, zarar ile müvekkili arasında illiyet bağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı E. Ö. vekili, dava açılması için gerekli şartların yerine getirilmeden iş bu davanın açıldığını, davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını, döviz kredisinin dövize endeksli TL kredisine dönüştürülmesinde herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığını, zarar ile müvekkili arasında illiyet bağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı H. G. varisleri vekili, şube müdürü olarak görev yaptığı sırada bankaya zarar uğratacak davranışta bulunmadığını, aleyhine açılan ceza davasında beraat ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunmalar ve toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalıların olay tarihinde yönetici oldukları banka genel müdürlüğünde ve şube müdürlüklerinde yapılan kredi kullandırılmasına yönelik işlemlerin yasa ve banka teamülüne uygun davrandıkları, kötü niyetli olarak hareket etmedikleri ve bankayı zarar uğratmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, davacı bankaca kullandırılan döviz kredisinin geriye dönük olarak dövize endeksli TL kredisine dönüştürülmesi sebebiyle banka tarafından vergi dairesine ödenen KKDF alacağının yönetim kurulu üyeleri ve personelden tazmini istemine ilişkindir.
Davacı banka tarafından TTK'nun 341. maddesi uyarınca kendi yöneticileri hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından asaleten yada vekil aracılığı açılması gerekmektedir. Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanabilir.
Somut olayda, bankanın yönetim kurulu başkanı tarafından verilen vekaletnameye istinaden yönetim kurulu kararı ile iş bu dava açılmış olup, dava dosyası içerisinde davalı eski yönetim kurulu üyeleri hakkında sorumluluk davası açılmasına veya açılan davaya muvafakat verilmesine ilişkin bir genel kurul toplantı tutanağı bulunmamaktadır. Davacı banka vekilince, bankanın genel kurulu ve denetim kurulu olmadığı ileri sürülmüş ise de, 23.9.2005 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanarak yürürlüğe giren Tasfiye Halindeki T.Emlak Bankası A.Ş. anasözleşmesi'nin 7. ve devamı maddelerinde bankanın genel kurulunun ve denetim kurulunun bulunduğu anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece HUMK'nun 39. ve 40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre verilerek, genel kurulca açıklanan şekilde bir karar alınmasına ve dava tarihi itibariyle şirketin denetçilerinin davaya iştiraki yada onlardan vekaletname alınmasına olanak tanınmalı, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava reddedilmesi gerekirken, re'sen dikkate alınması gereken bu husus üzerinde durulmadan, hüküm tesisi,bozmayı gerektirmiştir.
2) Kabule göre de, davacı vekilince davaya dayanak olarak gösterilen bankalar yeminli murakıpları tarafından hazırlanan raporda banka zararının davalıların eylemlerinden kaynaklandığı belirtilmiş olup; hükme esas alınan bilirkişi raporunda maddi olay banka murakıp raporundaki oluşa uygun kabul edildiği halde değerlendirmenin sonuç kısmında davalıların gerçekleşen zarardan sorumlu olmadıkları belirtilerek ve bu rapora davacı vekilince yapılan itirazlar da karşılanmaksızın, gerektiğinde ek veya yeni bilirkişi raporu alınmamasının sebebi de karar yerinde tartışılmadan davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, hükmün bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın resen BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 20.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy