(3167 S. K. m. 2) (1086 S. K. m. 275)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 5. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 22.11.2005 tarih ve 2001/466-2005/367 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A.T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin sürücü belgesini kaybettiğini, bu belgeyi bulan kötü niyetli kişinin üzerindeki resmi değiştirerek temin ettiği diğer belgelerle davalıya müracaat ederek hesap açtırıp çek karnesi aldığını, keşide ettiği çekler nedeniyle birçok ceza davasına muhatap olduğu gibi, gıyaben tutuklandığını ve sonrasında vicahiye çevrilerek cezaevinde yattığını, adli sicile işlendiğinden çek karnesi alamadığını, olay nedeniyle büyük üzüntü yaşadığını ileri sürerek, şimdilik 500,00.-YTL maddi, 5.000,00.-YTL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalının kendisine ibraz edilen resmî belgelere dayanarak çek karnesi verdiği, davalı bankanın ihmal ve kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, çek hesabı açmada kusurlu olduğu iddia edilen bankadan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Çek hesabının açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanunu'nun 2'nci maddesi hükmüne göre, bankalar, çekle işleyecek hesap açarken, çek karnesi verirken ve bu kanunla kendilerine verilen görev ve mükellefiyetleri yerine getirirken bu işlemlerin gerektirdiği basiret ve itinayı göstermek zorundadırlar. Bu düzenlemenin amacı, uygulamada naylon çek hesapları adıyla anılan hesapların açılmasına engel olmaktır.
Somut olayda, davalı banka müşterinin sürücü belgesi, nüfus cüzdanı örneği, Ticaret Odası kaydı, imza sirküleri, vergi levhası, hesap açtıranın çek yasağı olmadığına ilişkin telefon görüşme zaptı ve hesap açtıranın imza örneğine göre çek karnesi vermiştir. Hesap açtıranın nüfus cüzdanı aslı veya fotokopisi alınmadığı gibi, imza örneğindeki imza ile çek taahhütnamesi ve imza sirkülerindeki imzaların birbirlerine hiç benzemedikleri çıplak gözle anlaşılmaktadır. Öte yandan, çek karnesi verilmesini isteyenin ibraz ettiği sürücü belgesi fotokopisi arkasındaki imza ile imza sirkülerindeki imza örneği ve çek taahhütnamesindeki imzanın da birbirine benzemediği açıktır. Diğer yandan, çek karnesi verilmesini isteyenin ibraz ettiği sürücü belgesinde anne ismi Bedihat olduğu halde, nüfus cüzdanı suretinde Bedihatöz yazılı olduğu görülmüştür.
Bir diğer yandan ise, bankanın kusurunun var olup olmadığına ilişkin bilirkişi raporu alınmamıştır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, davalı bankanın kusurunun var olup olmadığına ilişkin olarak, konunun uzmanı olan bilirkişi ya da bilirkişi kurulundan rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davalı bankanın kusurunun bulunmadığına dair yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.10.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy