(2675 S. K. m. 38) (1136 S. K. m. 35) (1086 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 6. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.02.2007 tarih ve 2005/215-2007/30 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 17.03.2009 gününde davacı avukatı Kanber Soypak ile davalı avukatı Sinem Karataş gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalı şirkete ait ve davalı şirket sürücüsünün neden olduğu trafik kazasında davacıların müşterek oğlunun vefat ettiğini, Amman Yargı organlarında davalı hakkında açılan davada müvekkilleri lehinde verilen kararın kesinleştiğini ileri sürerek, Amman İstinaf Mahkemesi'nin 493/2002 sayı ve 08.10.2003 tarihli kararının tanınması ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Ata İnşaat San.ve Tic. A.Ş. vekili, davanın 2 yıllık zamanaşımı süresinde açılmadığını, 2675 sayılı Yasa'nın 34 ve devam eden maddelerinde yazılı tenfiz koşullarının bulunmadığı, tenfizi istenilen kararda hükmedilen 18.000 Ürdün Dinarı'nın yarısının müvekkilinden talep edilebileceğinin yazılı olmasına rağmen tümünün müvekkilinden talep edilmesinin de yasal olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, Ürdün Krallığı ile ülkemiz arasında imzalanmış olan 13.09.1971 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli İlişkileri Düzenleyen Sözleşme hükümlerinin mahkeme masraflarına ilişkin olarak akit taraflardan birinin ülkesinde verilmiş olan kararların tanınması ve tenfizine ilişkin olduğu, Türk mahkeme kararlarının Ürdün'de fiilen tanınıp tenfiz edildiği, MÖHUK'un 38. maddesinde yazılı tenfiz koşullarının bulundu gerekçesiyle, Amman İstinaf Mahkemesi'nin 08.10.2003 günlü 493/2003 sayılı temyiz mahkemesinin 06.05.2004 günlü 4421/2004 sayılı ilamı ile onaylanan ve kesinleşen kararının 2675 sayılı Yasa'nın 38. maddesi gereğince tenfizine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, Amman Mahkemesi kararının tanıma ve tenfizi istemine ilişkindir.
Davacılardan Abdullah Kalebayır'ın verdiği 10.06.2005 tarihli vekaletname ile vekil kılınan Av. Yeşim Yıldırım tarafından açılan davada davacı olarak Mustafa Kalebayır varisleri Abdullah Kalebayır kendi adına asaleten, eşi Fatma adına vekaleten şeklinde gösterilmiştir. Davacılardan Fatma Kalebayır tarafından adı geçen avukata verilmiş bir vekaletname bulunmamaktadır. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 35/1. maddesine göre mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer yargı organları huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etme ve savunma yetkisi sadece baroda yazılı avukatlara aittir. Kocanın karısı adına vekil sıfatı ile dava açma ve onu takip etme yetkisi bulunmamaktadır. Dava konusu olayda davacılardan Abdullah Kalebayır'ın, karısı Fatma Kalebayır adına dava açma hakkı bulunmadığı, Fatma Kalebayır tarafından Av. Yeşim Yıldırım'a verdiği bir vekaletname de olmadığı gözetilerek, mahkemece HUMK. nun 67. maddesi gereğince Fatma Kalebayır'dan alınmış vekaletnameyi sunması için davacılar vekiline süre verilerek, davacıların usulünce temsili sağlandıktan sonra işin esasına girilmesi gerekirken, usuli eksiklik tamamlanmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bette açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir edilen 625.00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy