(1086 S. K. m. 17) (4721 S. K. m. 49)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02.11.2006 tarih ve 2006/381-2006/451 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkillerinin davalı kooperatifin üyesi olduklarını, kooperatife ait Kastamonu ili Abana İlçesinde bulunan arsanın bir kısım hisselerinin genel kurul kararıyla müvekkillerine satıldığını, ancak tapuya tescil edilmeden daha sonraki genel kurulda aynı taşınmazın yeniden satışa çıkarılarak davalılar adına tapuya tescil edildiğini ileri sürerek, davalılar adına yapılan satışın iptali ile taşınmazın müvekkilleri adına tapuya kayıt ve tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif vekili ve davalılardan Ş. Ş. İ., davanın reddini istemiştir. Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; dosya kapsamına göre, HUMK'nun 13. maddesi gereği davaya taşınmazın bulunduğu yer Abana Asliye Hukuk Mahkemesince bakılacağı gerekçesiyle, yetki yönünden davanın reddine kararı verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatife ait taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın taşınmazın aynına yönelik olduğu gerekçesiyle yetkisizliğe dair hüküm kurulmuş ise de, davanın açıklanan özelliği nazara alındığında, salt taşınmaza yönelik bir dava olmadığı, davanın üye tarafından, kooperatif ve başka üyeler aleyhine, taşınmazın davacılar adına tahsisini sağlamaya yönelik olarak açıldığı anlaşılmaktadır.
HUMK. nun 17 nci maddesi gereğince tüzel kişi olan kooperatif ile üyeleri arasındaki davaların kooperatifin ikametgahı mahkemesinde görülmesi gerekir. MK. nun 49 ncu maddesine göre de hükmü şahsın ikametgahı, nizamnamesinde aksine hüküm bulunmadıkça muamelelerinin yürütüldüğü yerdir. Bu yetki kuralı, kamu düzenine ilişkin kesin yetki kuralı olup, mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir.
Mahkemece, davanın kooperatif merkezinde açıldığı gözetilerek, yetki itirazının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 20.10.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy