(556 S. KHK. m. 8, 42)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.04.2007 tarih ve 2006/129-2007/97 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı ve davalı vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 17.03.2009 gününde taraf avukatları yapılan tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü
Davacı vekili, müvekkilinin 2000/05735 numaralı Şekil+B. P. 2001/17082 nolu Şekil+P. 21 ve 2001/17522 nolu Şekil+P. ibareleri için 25. sınıfta marka tescilleri bulunduğunu, 17082 ve 05735 no’lu markaların Türkiye dışında çok sayıda yabancı ülkede tescilli olduğunu, davalının davacının tanınmış markası ile iltibas yaratacak biçimde P. ibareli marka ile aynı faaliyet alanındaki ürün sınıfında üretim yapmaya başladığını bunun davacının marka tescilinden kaynaklanan haklarına tecavüz oluşturduğunu, P. ibaresinin markalarının asli unsuru olduğunu, böylece karıştırma ihtimalinin sözkonusu olduğunu belirterek davalının 2003/08968 no'lu P. ibareli marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili dava konusu markanın 17.04.2003 tarihinden itibaren tescilli olup koruma altında olduğunu, davacının marka tescilinden itibaren 16 ay boyunca sessiz kaldığını, davayı açmakta kötü niyetli olduğunu ayrıca her iki markanın etiket, dizayn, renk bakımından farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tarafların delilleri toplanıp bilirkişi raporu da alındıktan sonra, her iki tarafa ait markaların tüketici bakımından algılanan ve akılda kalan ibaresinin P. kelimesi olduğu, her ne kadar davalının P. markası davacınınkinden farklı ve Fransızcaya benzetildiği şekli ile “Partiye hazır” anlamına gelmekte ise de Türkiye’de halkın büyük çoğunluğu Fransızca bilmediği ve ortalama tüketici gözünde her iki marka yönünden P. sözcüğü olarak algılanacağından davalıya ait markanın davacı şirketin markalarından biri olarak değerlendirilebileceği, her iki markanın işitsel ve görsel olarak benzediği, karıştırılma ihtimali nedeniyle 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, ancak davalının tescilinin 25.sınıf yanında 35.sınıfı da kapsadığı, davacının markasının, müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için malların bir araya getirilmesi hizmetleri olan 35. ürün sınıfını kapsamadığı, her iki ürün ve hizmet marka sınıfının birbirinden farklı olduğu, bu nedenle bilirkişi raporuna kısmen itibar edildiği, 16 ay sessiz kalma yoluyla hak kaybının da gerçekleşmediği gerekçesiyle davalı markasının sadece 25.sınıf ürünler yönünden hükümsüzlüğüne, 35. sınıfa ait hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı vekilleri temyiz etmişlerdir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, 556 sayılı KHK’nin 42.maddesi uyarınca açılan marka hükümsüzlüğü davasıdır. Davacı vekili TPE’nde tescilli Şekil+B. P., Şekil+P. 21 ve Şekil+P. ibareli markalarının tanınmış marka olduğunu, davalının tescilli P. ibareli markasının davacının tanınmışlık düzeyine erişmiş markaları ile iltibas yarattığını, marka tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturarak üretim yaptığını iddia ederek davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davacı markalarının 25.sınıf emtialar için tescilli ticaret markası, davalı markasının 25 ve 35.sınıflarda tescilli hizmet-ticaret markası olduğu, iki marka arasında kısmi olarak görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu ve karıştırma ihtimali nedeniyle 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi gereğince 25.sınıf ürünler yönünden davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, davacı markasının 35.sınıf hizmetleri kapsamadığından, 25 ve 35. sınıf birbirinden farklı olduğundan bilirkişi raporuna kısmen itibar edilerek 35.sınıf yönünden davacının talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Her ne kadar davacı ticaret markasının kapsadığı 25. sınıf ürünler ile dava konusu ticaret-hizmet markasının kapsadığı 35.sınıf farklı ise de, davacı vekili davasında markasının tanınmışlık düzeyine ulaştığı iddiasında da bulunmuş ve 556 sayılı KHK’nin 8/4. maddesi uyarınca da davalı markasının hükümsüzlüğünü talep etmiş, buna ilişkin delil listesini sunmuş ve belgelerini ibraz etmiştir. 556 sayılı KHK’nun 8/4. maddesine göre, marka tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın aynı veya benzeri olmakla birlikte farklı mallar ve hizmetlerde kullanılabilir. Ancak, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın toplamda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırd edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal ve hizmetlerde kullanılacak olsa bile, markanın tescil başvurusu red edilir. 556 sayılı KHK’nin 8.maddesinde sayılan haller KHK’nin 42,maddesine göre hükümsüzlük nedenidir. Bu nedenlerle, davacının tanınmışlık iddiası yönünden tüm delillerinin toplanıp değerlendirilerek gerektiğinde bu konuda bilirkişi raporu da alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu iddianın hiç değerlendirilmeyerek ürün ve hizmet sınıflarının farklı olduğundan bahisle davanın reddi doğru görülmemiş, davacı vekilinin buna ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin 2 nolu bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)