(6762 S. K. m. 8, 1268, 1269, 1273, 1275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Balıkesir Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16/05/2007 tarih ve 2006/389-2007/161 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili ile davalı TMSF vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.11.2007 gününde davalılardan TMSF vekili avukat S. S. Ö. geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı ve diğer davalı vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi G. G. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan genel kredi sözleşmesine dayanarak nakit ve teminat mektubu kredisi kullandığını, kredilerin teminatını oluşturmak amacıyla konutunu bankaya ipotek ettiğini, bankanın ipotekli konut için davalı sigorta şirketine konut sigorta poliçesi düzenlettirdiğini ve primlerini de müvekkilinin hesabından keserek ödediğini, ancak, 27.05.1998 tarihinden 27.05.2003 tarihine kadar olan sigorta döneminde hiçbir poliçenin müvekkiline gönderilmediğini, ipotekli konutun 17.08.1999 depreminde yıkıldığını, müvekkilinin sigorta poliçeleri ve teminatlarından bilgisi olmadığından kredi taksitlerini ödemeye devam ettiğini, davalıların poliçeleri müvekkiline vermiş olsalar idi deprem rizikosuna dayalı tazminatın, kredi borcunun bir kısmından kurtaracağını, davalı sigorta şirketinin zamanaşımı müessesinden yararlanmak istediğini, ancak bundan istifade edebilmesi için genel şartların 7 nci maddesi gereğince sigorta poliçesinin sigortalıya tebliğ edilmiş olması gerektiğini, oysa yukarıda açıklandığı gibi poliçelerinin hiçbirinin müvekkiline gönderilmediğini, poliçelerin varlığından 15.06.2004 tarihinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu İzmir Bölge Müdürlüğü temsilcisinin göstermesi ile haberdar olunduğunun ve davalı sigorta şirketinden istenmesi üzerine de 17.06.2003 tarihinde fax ile gönderildiğini, sigorta poliçesinin yıllık %75 değer artışlı olarak düzenlendiğini, buna göre 17.08.1999 tarihini kapsayan sigorta poliçesi teminatından muafiyetler düşüldükten sonra bakiye 37.240.000.000 TL.nin müvekkiline ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, bu tutarın ve %100 inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Genel Sigorta A.Ş. vekili, davanın TTK'nun 1268 nci maddesinde düzenlenen 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, poliçelerde Pamukbank A.Ş.nin dain/mürtehin olduğunu, davacının banka hesabından kesilen primlerden hesap ekstreleri ile haberdar olduğunu, dain-mürtehin bankanın muvafakatı olmadan açılan davada davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı BDDK vekili yanıt vermemiştir.
Mahkemece davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine dair verilen karar Dairemizin 21.03.2006 tarih 2005/13888 esas, 2006/3403 karar sayılı ilamı ile bozulmuş, karar düzeltme istemi üzerine 29.09.2006 tarih 2006/9088-9507 sayılı karar ile değişik gerekçe ile bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, İddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davalı bankaya ipotekli ve dain mürtehin sıfatı ile banka tarafından davalı sigorta şirketine sigortalanan taşınmazın 17.08.1999 tarihinde meydana gelen depremde hasar görüp, 15.09.2001 tarihinde yıktırıldığı, davalı sigorta şirketine yönelik taleplerin zamanaşımına uğramış olduğu, davalı bankanın zamanaşımı definin de taraflar arasındaki münasebetin sözleşmeden kaynaklanması ve sigorta hukukuna konu olmaması nedeniyle geçerli olmadığı, davalı bankanın davacıyı poliçe konusunda bilgilendirmemesi nedeniyle davacının sigorta şirketine müracaat edemediği, davalı bankanın TTK'nun 1275. maddesi gereğince taşınmazın kontrollerini yapmak, riziko meydana geldiğinde sigortaya hasar ihbarında bulunması, hasar tazminatını muaccel alacaklara mahsup etmek ve varsa fazlasını davacının hesabına alacak kaydetmesi gerekirken bunları yerine getirmediği sonucuna varılarak, davalı sigorta şirketi hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davalı bankanın davada sıfatının varlığının kabulü ile 37.240. YTL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalı bankadan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı T.M.S.F. vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve dava dilekçesinin TMSF'na tebliğ edilip, onun tarafından cevap süresinin uzatılmasının istenmesinin yanında alacağın temlikine ilişkin sözleşmenin ibraz edilmesi ve mahkemenin ilk kararının da temyiz edilmeyerek husumetin benimsenmiş olması ve davalı banka yönünden zamanaşımının da gerçekleşmemiş olması nedeniyle davalı TMSF vekilinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, tazminat istemine ilişkin olup, davacının, davalılardan Pamukbank TAŞ ile imzaladığı kredi sözleşmesi uyarınca kendisine ait konutu davalı banka lehine ipotek ettirdiği, davalı bankanın da dain ve mürtehin sıfatıyla ipotekli taşınmazı diğer davalı sigorta şirketine deprem rizikosunu da kapsayacak şekilde ve primlerini davacıdan almak suretiyle sigorta ettirdiği yanlar arasında çekişmesiz olduğu gibi, dosya içeriği ile de sabittir.
Mahkemece davanın reddine dair verilen karar Dairemizin 21.03.2006 tarih 2005/13888 E 2006/3403 K. Sayılı ilamı ile bozulmuş, karar düzeltme istemi 29.09.2006 tarih 2006/9088-9507 sayılı ilam ile kısmen kabul edilerek bozma kapsamı genişletilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de, özellikle 21.03.2006 tarihli bozma ilamının 2 numaralı bendine uygun bir şekilde inceleme yapılmamıştır.
Davacı vekili, dava dilekçesinde 37.240. YTL'nin tahsilini talep etmiş olup, bu miktarın, davaya konu sigorta poliçesinde belirtilen sigorta teminatının depremin meydana geldiği tarihte ulaştığı değerinden muafiyetler tenzil edildikten sonra kalan miktar olduğu belirtilmiş olmasına rağmen, mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek görülmeden kabul edilen bu miktar gerekçeli kararda, TTK'nun 8. maddesinin normatif düzenlemesine göre üçer aylık dönemlerin faizi de ana paraya eklenip kapitalize edilmek suretiyle hesaplanan miktar olduğu belirtilmiştir.
TTK'nun 1273 ncü maddesi Menkul ve gayrimenkul mallarla gemiler üzerine haciz koyduran veya bunları rehin alan yahut bunlar üzerinde hapis hakkı veya buna benzer imtiyazlı hakkı haiz olan alacaklılar mezkür şeyleri sigorta ettirmişler ise, hasar vukuu halinde ödenmesi gereken tazminat ancak mezkür alacaklara nazara n alacaklarının taalluk eylediği sigortalı şeyler yerine geçmiş sayılırlar. hükmünü haiz olup, sigortalı mal her hangi bir nedenle zayi olduğu takdirde, imtiyazlı alacaklının hakkı sigorta tazminatı üzerinde devam eder ve alacaklının sigorta tazminatını isteme hakkı da ancak kendi alacağının muaccel olmasıyla doğar. Bundan öncede imtiyazlı alacaklının izni olmadan sigorta tazminatı malike ödenemez.
TTK'nun 1275 nci maddesi hükmüne göre de imtiyazlı alacaklı malı kendi menfaati değerinden fazla bir bedelle sigortalamış olduğu takdirde, sigortanın bu fazlaya ait kısmı malik hesabına yapılmış sayılır.
Bu durumda, davalı bankanın dain ve mürtehin sıfatıyla sigorta yaptığı sigortalı taşınmazın, depremde hasar görerek yıkılması nedeniyle, davalı bankanın hakkının tazminat üzerine geçeceği ve bankanın TTK'nun 1273 ncü maddeden kaynaklanan alacak hakkının kendisinin sigortalıdan olan alacağının muacceliyeti tarihinde doğacağı, bir başka deyişle, ipoteğin düzenlenmesine neden olan alacak muaccel olmadığı sürece sigorta tazminatına bankanın el atmasının mümkün olmadığı, davalı banka ile davalı sigorta şirketi arasında müstakil bir sigorta sözleşmesi ilişkisinin bulunmaması nedeniyle hasarın meydana geldiği tarihte davalı bankanın sigorta şirketinden hasar tazminatını istememesinin bir kusur teşkil etmediği, zira davacı ile davalı banka arasında devam eden kredi ilişkisini davalı bankanın tek taraflı irade beyanı ile söndürmek zorunda olmadığı, davalı bankanın ancak alacağının muaccel olduğu tarihte işlem yapmaması durumunda sorumlu olduğu ve davalı bankanın alacağından fazla olan sigortanın TTK'nun 1275 nci maddesi uyarınca davacı lehine yapılmış sayılacağı nazara alınarak inceleme yapılmalıdır.
Buna göre, havali bankanın ipoteğin düzenlenmesine neden olan alacağının hangi tarihte muaccel olduğu ve miktarının ne olduğu tespit olunarak, bu tarihten sonra gerek davalı sigorta şirketinin ödeme yükümlülüğünün başlamaması ve gerekse davalı bankanın da sigorta tazminatını talep etme hakkı doğması nedeniyle, bankanın ipoteğin düzenlenmesine neden olan alacağının muaccel olduğu tarihte sigorta tazminatının tamamının borcu karşılaması halinde bankanın borcu artırmasının mümkün bulunmaması nedeniyle borcun devam ettirilmemesi, borcu karşılamadığı taktirde borçtan mahsup edilmesi ve borçtan fazla olduğu taktirde de TTK'nun 1275. maddesi hükmü uyarınca borcu aşan sigorta tazminatı kısmının davacı yararına yapılmış sayılarak ona iadesi gerektiğinin ve bozmadan sonra ıslah yapılamayacağının da nazara alınarak neticesine göre bir karar verilmek gerekirken anılan husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davalı sigorta şirketi hakkındaki dava TTK'nun 1268. madde hükmü uyarınca iki yıl içerisinde açılmadığından bahisle zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş ise de, somut uyuşmazlıkta davacıya ait taşınmaz, davacının, davalı banka ile imzaladığı kredi sözleşmesi uyarınca davalı banka lehine ipotek ettirilip, gerek kredi sözleşmesi ve gerekse ipotek senedinde yer alan hükümler uyarınca davalı banka tarafından sigorta poliçesi tanzim ettirilmiş ve davalı bankanın dain ve mürtehin sıfatı bulunduğu sigorta poliçesine derc edilmiştir.
Bilindiği üzere, zarar sigortalarında sigorta konusu mal yani eşya olmayıp, eşya üzerindeki menfaattir. TTK'nun 1269. maddesinde de rehinli alacaklının mal üzerindeki menfaatini sigorta ettirebileceği açıkça düzenlenmiş olup, bu durumda sigorta poliçesinde davacının sigortalı olarak gösterilmesi sonuca etkili olmayıp, sigorta tazminatını davalı sigorta şirketinden talep hakkı davalı bankaya ait olup, davacının davalı sigorta şirketinden talep hakkı ancak, TTK'nun 1275. maddesine göre imtiyazlı alacaklı malı kendi menfaati değerinden fazla bir bedelle sigortalamış olduğu takdirde, sigortanın bu fazlaya ait kısmı için mevcuttur. O halde davacının davalı sigorta şirketinden talep hakkının var olup olmadığı ve zamanaşımı sürelerinin buna göre belirlenmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde bu konuda eksik incelemeye davalı olarak karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
4- Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı TMSF şekilinin açıklanan hususlara yönelik temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı TMSF vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ve 3 numaralı bentte davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulmasına, 4 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı TMSF vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmemesine, takdir edilen 500.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalılardan TMSF'ye verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 15.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy