(2004 S. K. m. 257)
Dava: Taraflar arasında görülen davada A. Asliye 3.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.05.2006 tarih ve 2006/324 D. İş. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen alacaklı banka vekili tararından istenmiş ve temyiz dilekçesinin suresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: İhtiyati hac iz isteyen vekili, müvekkilinin Farabi Şubesi ile dava dışı F. D. arasında Taşıt Kredisi ve Rehin Sözleşmesi'nin imzalandığını, karşı tarafında bu sözleşmenin müşterek ve müteselsil kefilleri olduğunu, borçlu ve kefillerin sözleşmeden kaynaklanan borçlarını ödememeleri üzerine ihtar çekildiğini, rehinli aracın kaçırıldığını, karşı tarafla görüşmede borcu ödemeyeceklerini beyan ettiklerini, yapılan istihbaratta kefillerinin mallarını kaçırma girişiminde olduklarının belirlendiğini ileri sürerek, borçluların menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, talebin kısmen kabulü ile borçlu M. D. ile ilgili talebin sözleşmenin 14. maddesi gereğince teminatsız olarak 94.193,21.-YTL'si alacağın alınabilmesini sağlamak amacıyla ihtiyati haciz kararına, borçlu K. A. 'ya ihtarnamenin tebliğ edilmediği, talebin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle bu borçlu ile ilgili talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz isteyen vekili temyiz etmiştir.
Dava, ihtiyati haciz istemine ilişkindir. Somut olayda, taraflar arasındaki ilişki taşıt kredisi ve rehin sözleşmesinden doğmuş olup, ihtiyati haciz isteminde bulunan banka sözleşmenin kendisine verdiği yetkiyi kullanarak kredi alacağını muaccel kılmış ve bunu aleyhlerine ihtiyati haciz istenenlere 22.11.2005 tarihli ihtarname ile duyurmak islemiş, ancak müşterek borçlu ve müteselsil kefil K. A. 'ya fiilen tebligat yapılamamıştır. Ne var ki, sözleşmenin 10. maddesinde ödeme planında gösterilen taksitler başkaca bir ihtara gerek kalmaksızın karşılarında belirtilen tarihte muaccel olacağının kabul edildiği anlaşılmakta olup, sözleşme hükmünü tarafların serbest iradeleri ile kararlaştırmış olmalarına göre, alacağın tüm borçlular bakımından muaccel hale geldiğinin kabulü gereklidir.
Bu durumda, alacağın muaccel hale geldiği ve nakdi nitelikte olduğu gözetilip, müşterek borçlu ve müteselsil kefil K. A. yönünden de talebin kabulüne karar verilmek gerekirken, yazılı olduğu şekilde ihtarname tebliğ edilmediğinden bahisle istemin reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, kararın istemde bulunan banka yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.09.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy