(2004 S. K. m. 67, 185, 206) (6762 S. K. m. 284, 285, 301, 392, 405, 407, 408) (Ticaret Sicili Tüzüğü m. 61)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 15.12.2006 tarih ve 2003/635 - 2006/668 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili ve davalı Müflis E... A.Ş. İflas İdaresi vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 31.3.2009 gününde davacı avukatı ile davalılardan E... A.Ş. İflas İdaresi memuru gelip, diğer davalı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi D. B. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin 8.6.2001 tarihli genel kurulunda sermayenin artırılmasına ilişkin alınan karar gereğince payına düşen 1.760.118.844.286.-TL'nı 27.12.2001 tarihinde ödediğini ancak daha sonra sermaye artırımının yasal olarak gerçekleşmediğinin öğrenilmesi üzerine davalıya ödenen miktarın iade edilmesi için ihtar çekildiğini, diğer yandan müvekkili bankanın İzmir şubesi ile davalı arasında imzalanan Genel Nakti ve Gayrinakti Kredi Sözleşmesi sebebiyle davalı lehine gayrinakti kredi tesis edilip davalı lehine muhatap Tedaş'a verilen 9.12.2002 tarihli 15.543 Euro'luk teminat mektubu muhatabın talebi üzerine 13.6.2003 tarihinde tazmin edildiğini, davalıya bu sebeple de ihtarname çekildiğini, davalının borçlarını ifa etmemesi üzerine müvekkili tarafından teminat olarak alınan ipoteğin Bornova 1. İcra Müdürlüğü'nün 2003/1737 Sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe konu edildiğini, takibin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İşbu dava dosyası ile birleştirilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/80 esas sayılı dosyasında davacı vekili, davalı şirketin 8.6.2001 tarihli genel kurulunda şirket sermayesinin artırılmasına karar alındığını, artırılan 6.000.000.-YTL'sı sermayenin tamamının 12.7.2001 tarihinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, sermaye artırım kararının 14.6.2001 tarihinde ticaret sicil müdürlüğüne tescil edildiğini ancak T.T.K.nun 392/2 ve 395. maddeleri gereğince artırılan sermayenin tamamı ödenmeden tescilin doğru olmadığını, ticaret siciline yapılan başvurunun reddedildiğini ileri sürerek, İzmir Ticaret Müdürlüğü'nün 14.2.2006 tarihli kararının iptalini ve davalı şirketin sermaye artırımının %100 taahhüt edilmemesi sebebiyle sermaye artırım işlemlerin batıl ve ticaret siciline yapılan tescil yolsuz olduğundan tescilin terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sermaye koyma borcunu yerine getirdiğini, sermaye artırım kararının hukuken tartışmalı olmadığını, davacının müvekkilinden talep edeceği kredi alacağının bulunmadığını, tazmin edilen teminat mektubu kredi ilişkisinin devamı süresince müvekkilinin hesabına borç olarak kaydedileceğini ve ancak cari hesabın kat edilmesi halinde talep edilebileceğini, ortada kat edilen ve muaccel hale gelen bir kredi alacağının bulunmadığını, bu sebeple de işleyen faizin de talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sırasında davalı şirketin iflasına karar verildiği, iflas idaresinin oluşturulduğu, takip konusu alacağın masaya kaydının reddedildiği, davanın kayıt kabul davasına dönüştüğü gerekçesiyle, asıl davanın kabulüyle İzmir 18. İcra Müdürlüğü'nün 2003/4288 Sayılı takip dosyasındaki alacağın tazmin edilen teminat mektubundan kaynaklanan 25.851,02 YTL'nın ana para alacağı olmak üzere toplam 31.490,85 YTL'sı teminat mektubu alacağı ve 968.509,15 YTL'sı sermaye payı alacağı olmak üzere davacı alacağının 1.000.000,00 YTL'sı olarak belirlenmesine ve 25.851,02 YTL'sına 20.8.2003 tarihinden itibaren %360 temerrüt faizi ile faizin %5 gider vergisi, 968.509,15 YTL'nın 20.8.2003 tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanarak davacı alacağının belirlenmesine ve masaya kaydına, birleşen dava yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı Müflis E... A.Ş. İflas İdaresi vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve borçluya ait olup da üzerinde rehin hakkı bulunan mallar rehin hakkı sahibi alacaklının rüçhan hakkı saklı olmak üzere İ.İ.K.nun 185. maddesi hükmü gereğince masaya gireceğinden ve satış bedeli üzerinde rehinli alacaklının İ.İ.K.nun 206. maddesi uyarınca rüçhan hakkı olacağından, mahkemece hüküm fıkrasında alacağın tesbitinden sonra masaya kaydına şeklinde karar verilmesinde esasa etkili bir usulsüzlük olmamasına göre, davacı vekilinin tüm ve davalı E... A.Ş. İflas İdaresi vekilinin aşağıdaki bentler dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı E... A.Ş. İflas İdaresi vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davacının ortağı olduğu davalı şirketin 8.6.2001 tarihli genel kurulunda sermayenin artırılmasına ilişkin alınan karar gereğince payına düşen miktarı ödediği ancak daha sonra sermaye artırımının yasal olarak gerçekleşmediğinin öğrenilmesi üzerine davalıya ödenen miktarın iade edilmesi için ihtar çekildiği, diğer yandan davacı bankanın İzmir şubesi ile davalı arasında imzalanan Genel Nakti ve Gayrinakti Kredi Sözleşmesi sebebiyle davalı lehine gayrinakti kredi tesis edilip davalı lehine muhatap Tedaş'a verilen teminat mektubunun muhatabın talebi üzerine tazmin edildiği, davalının borçlarını ifa etmemesi üzerine davacı tarafından teminat olarak alınan ipoteğin, Bornova 1. İcra Müdürlüğü'nün 2003/1737 Sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe konu edildiği iddiasına dayalı, davalının takibe yaptığı itirazın iptali, takibin devamı ve davalının %40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesi ile İzmir Ticaret Müdürlüğü'nün 14.2.2006 tarihli kararının iptali ve davalı şirketin sermaye artırımının %100 taahhüt edilmemesi sebebiyle sermaye artırım işlemlerin batıl ve ticaret siciline yapılan tescil yolsuz olduğundan bahisle tescilin terkini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı şirketin 8.6.2001 tarihli genel kuruldaki sermaye artırım kararında, artırılan sermayenin tamamının 12.7.2001 tarihine kadar nakten ödenmesinin kararlaştırıldığı, bu sebeple taahhüt edilen sermaye paylarının tamamının 12.7.2001 tarihine kadar nakten ödenmiş olması şartının tescil için gerektiği, buna aykırı davranışın ticaret sicil tüzüğünün 61. maddesine aykırı olacağı bu sebeple tescil işleminin hukuken geçerli olmayacağı, yükümlülüğünü iyiniyetle yerine getiren davacı bankanın bu yükümlülüğünü yerine getirmesi nedeniyle, diğer ortakların kötüniyetli davranışları ile sermaye borçlarını yerine getirmemeleri sonucu olarak davalı şirketin iflasa sürüklenecek duruma gelmesine sebep oldukları, hareketlerinden dolayı davacının cezalandırılması gibi bir halin ortaya çıkacağı ve yasaların bu durumu korumayacağı gerekçesiyle, davanın hem teminat mektubu ve hem de sermaye payı yönünden ipotek limiti dikkate alınmak suretiyle kabulüne karar verilmiştir.
Davaya konu 8.6.2001 tarihli genel kurulda alınan sermaye artırım kararının 14.6.2001 tarihinde İzmir Ticaret Siciline tescil edildiği, davacının sermaye payını 27.12.2001 tarihinde davalı şirkete ödediği, davacının daha sonra ödediği bu miktarı İzmir 1. Noterliği'nin 21.3.2003 tarihli ihtarnamesi ile davalıdan talep ettiği, 20.8.2003 tarihinde de İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yaptığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Yine, davalı şirketin 6 adet ortağından sadece davacı ve dava dışı Teaş A.Ş. sermaye payını ödemiş olup, bu iki şirketin, davalı şirketin büyük pay sahibi ortağı oldukları anlaşılmaktadır.
T.T.K.nun 285. maddesi hükmünün 1995 yılında 559 Sayılı K.H.K.ile değiştirilmesinden önce, ortaklığa konulması taahhüt edilen nakti sermayenin dörtte birinin peşin olarak ödenmesi zorunluydu. Bugün artık özel kanun (SPK. Md.7/III; Bank. K. md.7/No.2-d) veya anasözleşme hükmü ile yahut esas sermaye artırımına ilişkin anasözleşme değişikliği önerisinde ve dolayısıyla genel kurul kararında öngörülmüş olmadıkça nakti sermaye taahhütlerinin peşin olarak ödenmesi zorunlu değildir. (Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu. Anonim Ortaklıklarda Esas Sermayenin Artırımı. 2. Baskı. S.93) Sermaye artırımının tescil edildiği tarihte geçerli 13.8.1995 tarih ve 22373 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Sanayi ve Ticaret Bakanlığının 1995/1 Sayılı tebliğinin I. B.bb. maddesi sermaye artırımına ilişkin anasözleşme değişikliklerinde özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak üzere tadil tasarısındaki sermaye maddesinde önce sermayenin tamamının ödendiği ve artırılan sermayenin muvazaadan ari şekilde tamamen taahhüt edildiği ve nakti sermayenin dörtte birinin ödendiği veya sermaye artırımının tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde kalan sermayenin en geç üç yıl içerisinde olmak üzere ödeme zamanı belirtilir. hükmünü haizdir. Yine aynı tebliğin I.B.d. maddesi de sermaye artırımı kararının genel kurulun yapılmasından itibaren 15 gün içinde Ticaret Sicil Memurluğuna tescil ettirileceği düzenlenmiş olup, bu durumda, 8.6.2001 tarihinde yapılan genel kurulun ticaret siciline henüz sermaye payları yatırılmadan tescilinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Böylelikle T.T.K.nun 392/1. maddesi atfıyla sermaye artırımlarına da uygulanan T.T.K.nun 301/1. maddesi uyarınca sermaye artırımı hukuken geçerlilik kazanmıştır.
Diğer yandan, T.T.K.nun 405/II. maddesinde yer alan emredici kural uyarınca, pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiği para ve değerleri geri alamaz. Ancak ortakların tasfiyeye ilişkin hakları saklıdır. Diğer bir deyişle; sermaye paylarının pay sahiplerine iadesi mümkün olmayıp, ancak şirketin tasfiye aşamasında şirkette kalan sermaye bedelinin tasfiye payı olarak pay sahiplerine geri verilmesi olanaklıdır. Öte yandan, genel kurul tarafından alınan sermaye artırım kararının hükümsüz olması ya da herhangi bir sebeple gerçekleştirilememiş bulunması hallerinde sermaye payının iadesi şirketten istenilebilir. Böyle bir durumda, katılma taahhütlerinin yokluğu her zaman ve butlanı ise, T.T.K.nun 284. maddesinin 2. cümlesi ve MK.nun 2/II. maddesi hükümleriyle sınırlı olarak her zaman ileri sürülebilir. (Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu. Anonim Ortaklıklarda Esas Sermayenin Artırımı. 2. Baskı. S. 88)
Dava konusu olayda, davacı banka, 8.6.2001 tarihli genel kurulun usulüne uygun olarak 14.6.2001 tarihinde tescilinden sonra sermaye payını 12.7.2001 tarihinde ödemiş, 21.3.2003 ve 18.6.2003 tarihli genel kurullara da katılarak artırılan sermaye payı oranında oy kullanmış ve en önemlisi sermaye artırım kararına göre sermaye payını ödeyen TEAŞ A.Ş. dışında kalan ve yükümlülüğünü yerine getirmeyen dört ortağın ıskat edilmesinde de olumlu oy kullanmıştır. Bütün bunlardan sonra da 21.3.2003 tarihinde sermaye payının geri ödenmesini talep etmiştir. Davacı bankanın sermaye taahhüdü, diğer tüzel kişi pay sahiplerinin sermaye taahhütlerinden bağımsız olup, diğer pay sahiplerinin yükümlülüklerini yerine getirmemeleri davalı şirkete, sermaye payını bunlardan talep etme ya da T.T.K.nun 407-408. maddeleri gereğince ıskat edilmeleri olanağını tanıyacaktır. Buna bağlı olarak, davacı banka, diğer taahhüt sahiplerinin taahhütlerini yerine getirmemelerini gerekçe göstererek, kendisinin şirkete ödemiş olduğu sermaye payının iadesini talep etmesi mümkün değildir. Bu itibarla mahkemece, davacının davaya konu sermaye artırım payının iadesini talep etmesi MK'nun 2. maddesine aykırı olduğu gözetilmeksizin, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davalı E... A.Ş. İflas İdaresi yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Ayrıca, mahkemece hükme esas alınan 19.12.2005 tarihli bilirkişi raporunda bankanın teminat mektubu yönünden doğan alacağının hesabında, kredi sözleşmesinin 37. maddesinde düzenlenen temerrüt faizi esas alınıp ve bu hükme göre tesbit edilen %110 temerrüt faizi uygulanmasının hakkaniyet kurallarına uygun olduğu belirtilerek takip tarihine kadar işleyen faize karar verildiği halde, takip tarihinden sonra da alacağın tahsil tarihine kadar aynı miktarda temerrüt faizi oranına karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple de davalı E... A.Ş. İflas İdaresi yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm ve davalı E... A.Ş. İflas İdaresi vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı E... A.Ş. İflas İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın bu davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz eden davalı E... A.Ş. İflas İdaresi'ne iadesine, 15.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy