(6102 S. K. m. 669, 690, 689, 672, 675, 676, 693, 730) (818 S. K. m. 73)
Dava ve Karar: Hasımsız olarak görülen davada Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/03/2007 tarih ve 2006/170-2007/105 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ç. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin hamili olduğu çeklerin ve bonoların çalındığını ileri sürerek, iptalini talep etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, çeklerden üçünün dava tarihi itibariyle ibraz süresinin geçmiş olduğu, 14 çekin savcılıkça bulunup davacıya teslim edildiği, bir çekin başka bir mahkeme kararı ile iptaline karar verildiğini davacının sonradan bildirdiği, 13 çekin muhatap bankaya ibraz edildiği, bu şekilde ibraz edenin belirli ya da belirlenebilir hale geldiği, bunlar için iptal kararı verilemeyeceği, davacının bu hamiller yönünden istirdat, menfi tesbit gibi dava açma olanağının bulunduğu, davacı ile çekleri ibraz edenler arasındaki uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verme olanağının bu davada bulunmadığı, bu çekler yönünden iptal talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, davacıya istirdat davası açmak için süre verildiği halde açılmadığı, diğer çek ve bonolar için yapılan ilanlara rağmen mahkemeye başvuru yapılmadığı, bunlar yönünden davanın kabulü gerektiği sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacının hamili olduğu çeklerin ve bonoların zayi nedeniyle iptali istemine ilişkindir.
TTK'nun 730/20 nci madde hükmü, bonolar bakımından ise 690 ncı madde hükmü yollamasıyla, 669 ncu madde hükmüne göre, bu tür davalarda ödeme yeri yetkilidir. Çekte ödeme yeri öncelikle muhatap bankanın bulunduğu yer olup, böyle bir açıklık yoksa, aynı kanunun 693/3 nci maddesi uyarınca, muhatabın adı yanında gösterilen yer ödeme yeridir. Bonolar ise kambiyo senedi olup, bu senede dayalı borç aranacak borç niteliğinde olduğundan borçlunun adresinin bulunduğu yer ödeme yeridir. Açıklık yoksa aynı Kanun'un 689'ncu madde hükmü uyarınca tanzim yeri ödeme yeri sayılır, bu yer de belli değilse, tanzim edenin ad ve soyadı yanında yazılı yer ödeme yeri sayılır. Götürülecek para borçları için geçerli olan HUMK'nun 10 (BK.73) maddesi uyarınca alacaklının bulunduğu yer mahkemesi, bu tür davalarda yetkili değildir. Çekişmesiz yargı bakımından, bu tür dosyaların özelliği gereğince anılan yetki düzenlemesinin kamu düzenine ve kesin yetkiye ilişkin olduğu ve bu nedenle de mahkemece re'sen gözetileceği doktrin ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir.
Somut olayda, çekler ve bonolar ile ilgili bilgilerden, ödeme yerinin tüm çekler ve bonolar için Beyoğlu Ticaret Mahkemesi'nin yargı çevresi olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda hükmün öncelikle kesin yetki düzenlemesine uyulmaması nedeniyle bozulması gerekmiştir.
2-Kabule göre ise, gerekçeli kararın 2. sayfasının d bendinde dökümü yapılan (13 adet) çeklerin, muhatap bankaya ibraz edildikleri ve bu şekilde hamillerin belirli ya da belirlenebilir olduğu, bu durumda iptal kararı verilemeyeceği davacının istirdat davası açmadığı gerekçesiyle, bunlar yönünden iptal isteminin reddine karar verilmiştir.
Oysa, ilan süresi içinde mahkemeye getirilmeyen çek veya bononun TTK'nun 676 ncı maddesi uyarınca iptaline karar verilir. Zira, ilan süresi içinde mahkemeye ibraz edilmezse iptaline karar verileceği hususu 672 nci madde uyarınca ilan edileceğinden ve ibraz edilirse ancak 675 nci madde uyarınca istirdat davası açılmazsa ibraz edene geri verileceğinden ve ödeme yasağı kaldırılacağından, çeklerin mahkemeye değil, bankaya ibrazı halinde de iptal kararı verilmesi zorunludur. Mahkemeye çekin gösterilmesi dahi yetmemekte, tevdii edilmesi de gerekmektedir. Tevdii etmeyip, göstermek dahi iptal kararı verilmesini gerektirmektedir.(Bkz. Prof. Dr. Fırat Özkan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Bası, 1997, Ankara, Sf. 299,300)
Bu durumda, mahkemeye ibraz edilmeyen ve tevdi edilmeyen anılan çekler bakımından da iptal kararı verilmesi gerekirken iptal isteminin reddi kabul şekli bakımından doğru olmamıştır.
Öte yandan, ibraz süresi geçen çekin bankaya ibraz olanağı kalmamış ise de, böyle bir çek için iptal talebi incelenip sonucuna göre, iptal kararı verilmesi ilke olarak mümkün olup, davacının alacağı iptal kararını keşideciye ibraz edip, yeni bir çek keşide etmesini isteme hakkını kullanması ve keşidecinin buna uyması halinde davacının amacına ulaşması olanağı bulunmaktadır. Henüz bu aşamaya gelinmeden ve keşidecinin tavrının ne olacağı ortaya çıkmadan önce, davacının bu hakkını kullanmasının önüne geçilmesi sonucunu doğuracak şekilde, mahkemece, ibraz süresi geçen çekler bakımından iptal isteminin reddi kararı ilke olarak doğru olmamış, kararın kabul şekli bakımından bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, hükmün re'sen, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün kabul şekli bakımından olmak üzere davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)