(4077 S. K. m. 2, 10, 23)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Tüketici Mahkemesi'nce verilen 27.02.2007 tarih ve 2003/2740-2007/53 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi S. G. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalılar arasında imzalanan kredi sözleşmesine istinaden davalı S. A.'ın 2.500.000.000 TL tüketici kredisi kullandığını, diğer borçluların kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, ancak davalı F Profil Sanayi ve Tic. Ltd. Şti'nin aktin kurulma aşamasına aktif olarak katılıp, müvekkili Bankanın Sirkeci Şubesinde gerçekleşen usulsüz işlemlerde rolü olduğu ve kredi ilişkisinin asıl borçlusu olduğunu, davalıların kredi borçlarını ödeyemeyerek temerrüde düştüklerini ileri sürerek, 23.192.533.406 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, asıl alacak olan 2.559.749.172 TL'ye dava tarihinden itibaren %180 faiz yürütülmesine, BSMV'nin sözleşme gereği davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı S. A., B. H. Ö. ve F Profil San. Tic. Ltd. Şti. vekili, davanın görevli mahkemede açılmadığını, uyuşmazlık tüketici kredisi sözleşmesinden kaynaklansa da davacının Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanuna göre davacı sıfatını taşımadığını, 98 işçisine davacı tarafından kredi kullandırıldığını, bankanın müvekkilinin kefaletini istediğini, müvekkilinin de ipotek tesis ettiğini, 15.06.1999 tarihinde de tüm kredi borçlarının ödendiğini, müvekkillerinin borcu kalmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı S. K. vekili, dava konusu kredi ilişkisi ile ilgisinin bulunmadığını, davalı S. A.'ı tanımadığını, kredi sözleşmesi altındaki imzanın kendisine ait olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kullandırılan kredinin asıl borçlusunun tacir olan davalı şirket olduğu uyuşmazlığın tüketici mahkemesinin görevine girmediği gerekçesiyle dava dilekçesinin mahkemenin görevsizliği nedeniyle reddine karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tüketici kredisinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Tüketici Kredisine ilişkin düzenlemeye 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 06.03.2003 tarih ve 4822 sayılı Yasa ile değişik 10. maddesinde yer verilmiştir. Davacı banka tarafından, söz konusu dava, tüketici kredisi ilişkisine dayalı olarak açılmıştır. Davalıların 14.10.1998 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçlarını ödemede temerrüde düştükleri iddia olunarak, kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ve faizinin tahsili talep edilmiştir. Yargılama sürecinde, davacı banka, kredi sözleşmesine dayanmış olup, ticari kredi sözleşmesinden bahsetmemiştir. Davacı tarafın temyiz dilekçesinde de dava konusu kredinin banka kayıtlarına göre tüketici kredisi olarak göründüğü, işbu kredilere tüketici kredisi faizi uygulandığı bildirilmiştir. Buna göre, kullanılan kredinin tüketici kredisi olduğu 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4822 sayılı yasa ile değişik 2, 10 ve 23. madde hükümleri gereğince, davaya bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu anlaşılmakla mahkemece yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 03.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy