(818 S. K. m. 100)
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.05.2008 tarih ve 2005/181-2008/277 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.05.2010 gününde davacı avukatı A. K.'yla davalı vekili Av. Ş. S. Ö. gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Köroğlu Şubesi nezdinde USD ve EURO hesabının sıfır bakiye verdiğini davalının 15.10.2003 tarihli yazısında belirtildiğini, oysa para çekilmesi talimatı vermediğini, banka çalışanı T. T. ve arkadaşları hakkındaki ceza davasına esas davalının soruşturma raporlarında, davacıyla T. arasındaki akrabalık nedeniyle davacının şikayetinin değerlendirilmediğinin belirtildiğini, bu yaklaşımın doğru olmadığını ve davalının zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 1.500 Euro ile 30.030 USD'nın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının akrabası T.'yla işbirliği içinde olduğunu, sanık Tuğba'nın ceza davasında davacıyla ilgili ifadesinin henüz alınmadığını, dava sonucunun beklenilmesi gerektiğini, hesaplarda paraların davacı tarafından çekilip bakiyelerinin sıfırlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, yurt dışından USD hesabına 29.11.2002 günü gelen 16.750 USD'nın aynı gün 25.795.000.000 TL olarak davacıya ödendiğine dair dekonttaki imzanın davacı eli ürünü olduğu, hesap bakiyesi olan 33.070 USD'de bunun mahsubu ile 16.280 USD talep edilebileceği, Euro hesabından 1.500 Euro bakiye kaldığı davalı çalışanı T.'nın sahte talimatlar düzenleyerek 3. şahıslar lehine havale yaptığı, imza taklidi yaparak ödeme belgeleri düzenleyip zimmete para geçirdiği, gerçek rakamlar içermeyen hesap cüzdanları düzenlediği iddiasıyla ceza davası açıldığı, çalışanın banka kayıtlarına aktarmadan banka adına kabul ettiği mevduat hesabından davalı bankanın BK'nun 100 üncü maddesi uyarınca kusursuz sorumlu olduğu, davacıyla çalışan arasında 4 üncü dereceden bir akrabalık bağı bulunduğu, bunun davacının olayın mağduru olamayacağı anlamına gelmeyeceği, el ve işbirliğine ilişkin bir kanıt bulunmadığı, davacının ceza davasında sanık olmadığı, davacının zarara uğradığının banka kayıtlarından anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 1.500,00 Euro ve 16.280,00 USD'nın fiili ödeme günündeki TL karşılığının faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2 - Dava, davacının davalı nezdinde bulunan Euro ve USD hesabından banka çalışanının usulsüz işlemlerle çektiği paranın tahsili istemine ilişkindir.
29.11.2002 tarih ve 87 nolu dekont ile 25.795.033.500,00 TL paranın çekilmesiyle ilgili imzanın davacının eli ürünü olduğunu saptayan grafoloji ve sahtecilik uzmanı bilirkişinin raporu üzerine davacı vekili itirazında, bu imzanın davacıya ait olmadığını, karakter ve nitelik yönünden farklı bir imza olduğunu, bu meblağın davacıya ödenmediğini, bu paranın gerçekte aynı gün yurt dışından hesaba gelen 16.750 USD'nın TL karşılığı olarak çekilmiş gibi gösterildiğini, bu yapan banka çalışanı T.'nın bu parayı zimmetine geçirdiğini, müvekkilinin Kültür ve Turizm Bakanlığı'nda kadrolu profesyonel turizm rehberliği yaptığını, sürekli Ankara dışında ve bazen de yurt dışında olduğunu, dekonttaki dökümün toplamının 56.750 USD olduğunu, diğer anlatımla 16.750 USD'nin ödenmesiyle dekontta yapılan dökümün farklı ve çelişkili olduğunu ileri sürmüştür. Hesap bilirkişinin 20.02.2007 tarihli ek raporunda 29.11.2002 tarihinde 16.750 USD'nın havale şeklinde davacının hesabına girdiği ve aynı gün TL olarak saat 14:49'da 87 no'lu fiş ile çekildiği bildirilmiştir. Davacı vekili bu rapora itirazında, 87 nolu fişteki imzanın davacıya ait olmadığını, davacıya ödenmediğini T.'nın cezada mahkum olduğunu bildirmiş, 16.750 USD dahil olmak üzere 33.030 USD'nin ve 1.500 Euro'nun tahsilini istemiştir. Mahkemece, 1.500 USD ve 16.280 USD'nın tahsiline karar verilmiş, 16.750 USD'na ilişkin olarak dava reddedilmiştir. Ceza mahkemesi kararıyla davacı dışında kalan kişilerin hesaplarıyla ilgili olarak Tuğba'nın cezalandırıldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, yurt dışında iken kendisinin havale ettiğini ve aynı gün Türkiye'ye gelip çekmesinin fiilen mümkün olmadığını ileri süren davacıdan pasaportunun ibrazının istenilmesi, gelen paraya ilişkin hesap hareketleri üzerinde durularak, paranın nereden ve kimin tarafından havale edildiğinin belirlenmesi, 87 nolu fişteki imzanın davacıya ait olup olmadığının Adli Tıp Kurumu'ndan alınacak raporla saptanması 29.11.2002 günü sonunda kasada fazla ya da eksik bir meblağ tespiti yapılıp yapılmadığının incelenmesi gerekmektedir. Diğer yandan, T. ise davacının kendisine otomatik ödeme talimatları verdiğine, yurt dışından gelen döviz borçlarıyla ilgili kredi kartlarının ödemelerini de döviz hesaplarından yaptığına, bu tür bir talimatı dışında yazılı bir talimatının bulunmadığına dair ceza mahkemesinde savunma yapmış olup, davalı da bu yönde rapora itiraz etmiştir. Bilirkişi raporunda, kredi kartları ödemeleriyle ilgili hesap hareketlerinin varlığına ya da yokluğuna ilişkin bir görüş bildirilmemiştir. Teftiş raporunda akrabalık ilişkisi nedeniyle davacının hesaplarıyla ilgili bir değerlendirme yapılmamış, ceza davasının sonucunun beklenmesi gerekli görülmüştür. Davalı vekili 12.10.2006 tarihli dilekçesinde rapora itiraz etmiş olup, T.'nın bir kısım evrakı yok etmesi nedeniyle ulaşamadıklarını, bir kısmının savcılıkça evinde bulunduğunu, ceza mahkemesindeki savunmasında geçen talimatın varlığının kabul edilmesi gerektiğini bildirmiş ise de, talimatın varlığı ya da yokluğu önemli olmayıp, gerçekte dava konusu hesaplarından kredi kartına ödeme yapılıp yapılmadığının tespiti için davacıdan kredi kartlarının hangileri olduğunu bildirmesi istenilip, bunlarla ilgili ödeme belgelerine gerektiğinde uluslararası kredi kartları merkezinden de sorulmak suretiyle ulaşılması, davacının dava konusu döviz hesaplarından kredi kartları için ödeme yapılıp yapılmadığı dava konusu hesapların hareketleri de incelenerek belirlenmesi gerekirken, savunmanın bu yönü üzerinde yeterince durulmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının iddiası davalının savunması, taraf vekillerinin rapora itirazları üzerinde yeterince durulup, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde inceleme yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerini diğer temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin taraflardan alınarak yekdiğerine verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 1.082,55 TL temyiz ilam harcının ise temyiz eden davalıdan alınmasına, 18.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy