(5464 S. K. Geç. m. 4) (YHGK 15.03.2006 T. 2006/13-77 E. 2006/65 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 14. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.03.2008 tarih ve 2006/466-2008/171 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı bankadan alacağı temlik alan şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili bankadan aldığı kredi kartı borçlarını ödememesi keza 23.10.2003 günü tebliğ edilen hesap kat ihtarına rağmen de ödeme yapmaması üzerine icra takibine başlandığını, 4822 sayılı Yasa'nın geçici 1 nci maddesi uyarınca davalının başvurusu olmadığı gibi, 31.10.2003 temerrüt tarihinin de yasanın yürürlük tarihinden sonra olduğunu, bu Yasa'dan davalının yararlanmasının mümkün bulunmadığını ileri sürerek, 13.137.91 YTL alacağın 31.10.203 tarihinden itibaren %105 temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Görevsizlik kararı üzerine dosyayı alan mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının 4822 sayılı Yasa'nın geçici 1 nci maddesi koşullarını taşıdığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, alacağı davacıdan karardan sonra temlik alan LPT Varlık Yönetim A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı Bankadan alacağı temlik alan şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Dava, kredi kartı borcunun tahsili istemine ilişkindir.
Dava sırasında, 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5464 sayılı Banka Kartları Ve Kredi Kartları Kanunu'nun geçici 4. maddesinde, aynen Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle, kendisine dönem sonu borcunun ödenmesi için ihtar çekilmiş veya haklarında icra takibi başlatılmış ya da 31.1.2006 tarihine kadar temerrüde düşmüş olan kredi kartı borçluları, altmış gün içerisinde ilgili kredi kartı veren kuruluşa veya avukatına yazılı olarak, güncel tebligat adresi de belirtmek suretiyle müracaat ederek, borçlarını taksitle ödemek istediklerini beyan etmeleri halinde, düzenlenecek ödeme planını imzalamaları ve ilk taksiti de peşin ödemeleri şartıyla kendisine bildirilen son dönem borcu tamamen tahsil edilinceye kadar yıllık % 18 faiz oranı üzerinden hesaplanacak borç tutarını; icra takibine konu olmuş ise takip, dava masraf ve harçları, vekalet ücreti ile birlikte onsekiz eşit taksitte ödeme hakkına sahip olurlar.
Temerrüt tarihindeki anapara borcu kart çıkaran kuruluş tarafından kart hamiline o tarihte gönderilen son dönem borcunda belirtilen toplam borç tutarıdır.
Kredi kartı borçlusunun bu maddenin birinci fıkrasına uygun olarak alacaklıya müracaat etmesi ve yapılan ödeme planı doğrultusunda taksit tutarlarını ödemesi şartıyla, halihazırda yapılmış işlemler baki kalmak kaydıyla icra işlemleri durur, İcra ve İflas Kanununda belirtilen süreler işlemez.
Kredi kartı borçlusu bu ödeme planına karşı ancak, plan doğrultusunda ödeme yapmak ve ödemelere devam etmek koşulu ile itiraz yoluna başvurabilir.
İşbu geçici madde kapsamında yeniden yapılandırılan borçlarda, borçlunun yapılandırma öncesi dönemde borca vaki itirazları ortadan kalkar. Ödeme planı uyarınca son taksitin de vadesinde ödenmesi üzerine icra takibi sona erer.
Taksitlerden herhangi birinin vadesinde ödenmemesi halinde bu madde ile sağlanan haklar ortadan kalkar ve bu Kanun'un 26 ncı maddesinde belirtilen gecikme faizi üzerinden mevcut icra takip işlemlerine devam edilir.
İşbu geçici madde Kanun'un yürürlüğe giriş tarihinden önce yapılmış ödemeleri geri isteme hakkı vermez. şeklinde hüküm getirilmiştir.
Bu düzenlemenin, aynı konuda daha önce yürürlüğe konulmuş olan 4822 S.K. hükümlerine oranla, tüketici açısından daha da lehe olan bir nitelik taşıdığı açıktır.
5464 S.K. nun metni yukarıya aynen alınmış olan Geçici 4. maddesinde,
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle, kendisine dönem sonu borcunun ödenmesi için ihtar çekilmiş veya haklarında icra takibi başlatılmış ya da 31.1.2006 tarihine kadar temerrüde düşmüş olan kredi kartı borçluları
ibaresine yer verilmesiyle yetinilmiş, daha önce 4822 S.K. çerçevesinde bankalara başvuran kredi kartı sahiplerinin bu kapsam dışında bulunduklarına ilişkin herhangi bir ifade kullanılmamıştır.
4077 S.K. nun öncelikli amacı, tüketicinin korunmasıdır. Dolayısıyla, tersini öngören açık bir hüküm bulunmadığı sürece, anılan Kanun' un tüm hükümlerinin tüketici lehine yorumlanması gerektiğinde kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır.
5464 S.K.nun geçici 4. maddesindeki düzenlemenin, maddenin birinci fıkrasında belirtilen durumdaki tüm kredi kartı sahiplerini kapsayan bir içerik taşıdığı, eldeki davanın davalısı durumundaki kredi kartı sahibinin de, birinci fıkra kapsamında bulunduğu, dolayısıyla, maddede öngörülen haklardan yararlanmak üzere başvuru yapmasına hukuken herhangi bir engelin bulunmadığının ve bu Yasa'nın derdest davalara da uygulanması gerektiğinin kabulü gerekir.
Bu durumda, davaya konu uyuşmazlığın, 5464 S.K.nun geçici 4. maddesindeki düzenleme çerçevesinde mahkemece yeniden ve ayrıca değerlendirilmesi; bu meyanda, davalının 5464 S.K.nun Geçici 4. maddesi uyarınca, borcunun yeniden yapılandırılması istemiyle yasal 60 günlük süre içerisinde davacı Bankaya veya avukatına bir başvuruda bulunmuş olup olmadığının araştırılması; bu araştırma sonucunda davalının yasal süre içerisinde başvuruda bulunmadığının saptanması durumunda, uyuşmazlığın şimdiki gibi 4822 S.K. çerçevesinde çözülmesi; başvurunun varlığı saptandığı takdirde ise, durumun 5464 S.K.nun geçici 4. maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir.
Son olarak, belirtilmelidir ki; somut olayın açıklanan bu özelliği karşısında, kararın davacı Bankadan alacağı temlik alan şirket tarafından temyiz edilmiş ve davalı kredi kartı sahibinin temyiz yoluna başvurmamış olması, Dairemiz'in ve mahkemenin sonradan yürürlüğe giren 5464 S.K. kapsamda bir değerlendirme yapmasına usulen engel değildir. Başka bir ifadeyle, temyiz edenin sıfatı, böylesi bir bozma kararının verilebilmesine usulen engel oluşturmamaktadır. Varılan tüm bu sonuçlar YHGK.nun 15.3.2006 tarih ve E. 13-77, K. 65 sayılı ilamında bu şekilde açıklanmıştır.
Sonuç: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı Bankadan alacağı temlik alan şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, 08.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy