(1086 S. K. m. 73) (Tarımsal Amaçlı Kooperatiflere Kullandırılacak Kredilere İlişkin Yönetmelik m. 1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Çermik Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.03.2008 tarih ve 2006/161 - 2008/86 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dışı sigorta şirketi tarafından müvekkiline ödenmesi gerekli sigorta tazminatının davalı vasıtasıyla havale edildiğini ancak ödenmediğini, bu miktarın müvekkilinin murisinin kefili olduğu kişiler ile kendisinin kredi borçlarına mahsup edildiğinin açıklandığı, aleyhine başlatılmış icra takibi olmadığı gibi mirasçılık ilişkisinin de tespit edilmediğini, müvekkilinin ve diğer kooperatif ortaklarının borcun yapılandırması için müracaat ettiklerini, kesinleşmiş takip olmadığını, işlemin yersiz bulunduğunu ileri sürerek 34.760.00 YTL'nın faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kredilerin Tarım Bakanlığınca sağlandığını, gelen paranın Tarım İl Müdürlüğü hesabına aktarıldığını, anılan Bakanlığının davaya dahil edilmesi gerektiğini, davacının tüm borçlarının muaccel hale geldiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığa konu paranın davalı ile dava dışı Tarım Bakanlığı arasındaki protokol uyarınca bakanlık hesabına aktarıldığı, davalının kredi kullanımında aracı olduğu, dava dışı bakanlık adına hareket ettiği, el koyma işleminin davacı ile dava dışı bakanlık arasındaki borç ilişkisinden kaynaklandığı, davalıya husumet düşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, dava dışı sigorta şirketi tarafından davacı adına havale edilen sigorta tazminatının haksız yere ödenmediği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davalı vekili davacı adına havale edilen paranın kendisinin ve murisinin kefili bulunduğu kişilerin dava dışı kooperatiften kullandığı kredi borçları nedeniyle ödenmediğini, paranın kredi alacaklısı hak sahibi Diyarbakır İl Tarım Müdürlüğü hesabına aktarıldığını savunmuştur. Esasen, davacı vekili de kooperatif kredisinden kaynaklanan sözleşmede alacaklının davalı değil dava dışı bakanlık olduğunu açıklamıştır. Dava dışı sigorta şirketi tarafından davalı vasıtasıyla davacı adına havale edilen sigorta tazminatının ödenmediği ve dava dışı Tarım ve Köyişleri Bakanlığı İl Tarım müdürlüğü hesabına aktarıldığı hususu dosya kapsamıyla sabittir. Davacı ile murisinin kefili bulunduğu kişiler Tarımsal Amaçlı Kooperatiflere Kullandırılacak Kredilere İlişkin Yönetmelik çerçevesinde dava dışı kooperatiften kredi kullanmışlar ve bu nedenle de sözleşme imzalamışlardır. Açıklanan yönetmelik çerçevesinde davalı banka ile dava dışı Tarım ve Köyişleri Bakanlığı arasında protokol imzalanmıştır. Bu protokol ve anılan yönetmelikte tarım ve kredi kooperatifler vasıtasıyla ortaklara kullandırılacak kredilerde davalıya bir takım hak, yükümlülük ve sorumluluklar yüklenmiştir. Somut olayda davalının kredi borçlarının tahsili yönünde açıklanan çerçevede hak, yükümlülük ve sorumluluğu olduğu gibi havale ödeyicisi konumu da bulunmaktadır. Bu durum karşısında davacı adına havale edilen paranın kooperatif kredi borcu nedeniyle dava dışı bakanlık hesabına aktarılmasının doğru olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bunun için de davacının kendisinin ve murisinin kefili bulunduğu ortakların kullandığı kooperatif kredi borcunun muaccel hale gelip gelmediği, gelmiş ise davalı bankanın kendiliğinden mahsup yapmasının yerinde olup olmadığı tespit edilmelidir. Bu yönüyle tesis edilecek karar, dava dışı Tarım ve Köyişleri Bakanlığının hukuki durumunu da etkileyecek niteliktedir. O halde, davacı vekiline dava dışı Tarım ve Köyişleri Bakanlığı aleyhine de dava açması için süre verilmesi, dava açıldığı takdirde eldeki işbu davayla birleştirilmesi, iddia ve savunma çerçevesinde sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy