(6762 S. K. m. 22)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kuluncak Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.09.2007 tarih ve 2006/108-2007/90 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin davalının açtığı ihaleyi kazanarak 01.01.2006-06.01.2006 tarihleri arasında öğrenci taşıma işini gerçekleştirdikten sonra 06.01.2006 günü ihalenin feshedildiğini ve yeni ihalenin başkalarına verildiğini, 5 günlük taşıma karşılığı şimdilik 2.675.10 YTL'nin faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı temsilcisi, ihale süreci tamamlanmadan gelen şikayetler üzerine ihalenin iptal edildiğini, sözleşme imzalanmadan ve ihale kesinleşmeden davacının kendi isteği ile taşıma yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, ihalenin hukuki eksiklikler nedeniyle iptal edildiğini ve ihale sonrası taraflar arasında sözleşme imzalanmadığı, idarenin ihale eylemi kesinleşinceye kadar yaptıkları işlemlerin idari olduğu, sözleşmenin imzalanmasından sonra doğacak uyuşmazlıkların ise özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, somut olayda sözleşme imzalanmadan önce ihalenin iptal edildiği, iptal işleminin ise idari olduğu, idari şartnamenin 54. maddesinde de, imzalama aşamasına kadar doğacak uyuşmazlıkların idari yargının görevi alanına girdiği, tam yargı davası ile davacının taşıma sözleşmesini isteyebileceği gerekçesiyle, dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sözleşmesine dayalı olarak gerçekleştirilen taşımaya ilişkin bedelin tahsili istemine yönelik olup, mahkemece yazılı gerekçelerle dava reddedilmiştir.
Oysa, taşıma ihalesini davacı kazanmış olmasına karşın, ihale süreci kesinleşmeden hukuki eksiklikler nedeniyle ihale iptal edilmiş, davacı ile taşıma sözleşmesi imzalanmamış ise de, dava konusu istem ihalenin kesinleşmesinden önce idarenin ihaleyi iptal etmesine sıkı sıkıya bağlı ununla doğrudan ilgili olmayıp taşıma sözleşmesinin ifa edilmesinden önceki aşamada oluşan bir zararın ya da masrafın tahsiline yönelik değildir. Davacı, ihaleyi kazanıp taşıma sözleşmesinin imzalandığını ve bundan sonra taşımayı gerçekleştirildiğini, 5 günlük taşımadan sonra idarenin ihaleyi iptal ettiğini ileri sürerek, 5 günlük taşıma bedelinin tahsilini istemiştir. Davalı da, davacının ihaleyi kazandığını ancak ihale süreci devam ederken ihalenin iptal edildiğini taşıma sözleşmesinin imzalanmadığının, davacının kendi inisiyatifi ile taşımayı fiilen gerçekleştirdiğini, savunmuştur. Davacının istemi gerçekleştirdiği fiil taşıma bedeline ilişkin olup, taşıma sözleşmesi imzalanmış olsa idi, davacı nasıl ki taşıma bedelini isteyebilecek ve bu istem özel hukuk sözleşmesinin uygulanması kapsamında kalması itibariyle adli yargı görevli olacak idi ise, dava konusu istem dahi, sadece gerçekleştirilen taşımanın bedeline ilişkin olması karşısında adli yargının görev alanında kalmaktadır. Nitekim, TTK'nun 22. maddesinde ticari işletmesiyle ilgi bir iş veya hizmet görmüş tacirin münasip bir ücret isteyebileceği, verdiği avanslar veya yaptığı masraflar için faize hak kazanacağı öngörülmüştür.
Bu durumda mahkemece, dava konusu istemin, idarenin tek yanlı olarak ve kamu gücüne dayanarak yaptığı ihale iptal işlemiyle doğrudan bağlantılı olmadığının ve Adli Yargının görev alanına girdiğinin gözetilmesi ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne husumet yönetilmesinin temsilcide hata neticesinde olduğunun dikkate alınması, gerçek ve doğru taraf olan Milli Eğitim Bakanlığı'na dava dilekçesinin tebliğe çıkartılması suretiyle, temsilcide hatanın giderilmesi sonrasında davanın esasına girilerek istemin ele alınıp değerlendirilmesi sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.01.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy