(6762 S. K. m. 1292, 1293)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.06.2008 tarih ve 2007/36-2008/230 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 25.05.2010 gününde davacı avukatı A. A. davalı avukatı M. F. A. gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için tetkik hakimi D.D.B. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait konutun davalı sigorta şirketine 2000 yılından beri Çağdaş Güvence Sigorta Poliçesiyle sigortalı olduğunu, teminat kapsamında bulunan yüzme havuzunda su kaçağı olduğunun tesbit edildiğini, rizikonun davalıya ihbarına rağmen sigorta bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik, 19.000 YTL'nin faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 2005 yazında dava konusu havuzdaki su kaybını bilmesine rağmen su kaybının 2006 yazında günde 20 tona çıkması üzerine hasarı ihbar ettiğini, gerekli koruma ve kurtarma çalışmalarının yapılmaması nedeniyle TTK'nun 1292/3 üncü maddesi uyarınca haklarının zayi olduğunu, yine genel şartlar A.4/4 maddesi uyarınca sigortalı şeylerin kendi ayıplarından meydana gelen zararların teminat dışında olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından hasarın teminat dışı hallerden biri tarafından meydana geldiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 17.922 YTL'nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, çağdaş güvence sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacıya ait bina, dahili ve sabit tesisatlarla havuz; yangın, infilak, yıldırım, su baskını, deprem ve poliçede sayılı diğer rizikolara karşı sigorta himayesine alınmıştır. Davacı 03.10.2006 tarihinde sigorta himayesine alınan 130 metrekare ve 260 ton su hacmi bulunan havuzda su kaçağı bulunduğunun tesbit edildiğini, 2006 yılında geçen seneye (2005) göre su kaçağının arttığını, artan su kaçağı sebebiyle havuzdaki suyun 10-12 saatte yaklaşık 10 cm. seviyesine düştüğünü belirterek rizikoyu davalı sigorta şirketine ihbar etmiştir. Davalı sigorta şirketi hasarın havuzun kendi ayıbı sebebiyle meydana geldiğini, bu nedenle genel şartlar A.4.4 üncü maddesi uyarınca teminat dışı olduğunu, yine rizikonun süresinde bildirilmediğini, bu nedenle TTK.'nun 1292/3 üncü maddesi gereğince davacının sigortadan doğan haklarını kaybettiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Rizikonun davacı tarafından ihbarı üzerine davalı tarafından STL Ltd. Şti.'den teknik rapor alınmış ve alınan raporda hasar nedeninin; kaplama malzemesi, şap, sıva vs. ile taşıyıcı sistem (beton) arasındaki aderans yetersizliğinden (iyi yapışmama) ve deprem gibi büyük titreşimler neticesinde oluşmuş çatlaklardan zamanla araya su sızması neticesinde geliştiği bildirilmiş, daha sonra ekspertiz raporu düzenlenmiş ve bu raporda hasarın; uygulama ve/veya malzeme neticesi sıva-şap ile betonun iyi yapışmamasından kaynaklandığı belirtilerek, STL Ltd. Şti.'nin deprem konusundaki görüşüne iştirak edilmemiştir. Dosya kapsamından, bu raporlardan sonra havuzun yıkılıp onarıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasındaki uyuşmazlık, hasarın meydana gelme nedeni ve süresinde rizikonun bildirilip bildirilmediği, bununla davacının zararın artmasına neden olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Zira, davacı ihbarında 2005 yılından beri havuzda sızmanın olduğunu ve en son 10-12 saatte havuzun 10 cm. su kaybettiğini bildirmiştir. O halde öncelikle hasar nedeninin tespiti gerekmektedir. Bu itibarla mahkemece, davacıya ait binanın bulunduğu mahalde hasar tarihlerinde, havuzun imalat hatasından kaynaklanamayacak şekilde hasarlanmasına neden olacak bir deprem olup olmadığının ilgili kurumlardan araştırılıp gelen cevaba göre, deprem konusunda uzman bir bilirkişiden görüş alınarak, davacının havuzunda meydana gelen hasarın deprem sonucu meydana gelip gelmediğinin yukarıda açıklanan STL Ltd. Şti.'ne ait rapor ve ekspertiz raporundaki veriler dikkate alınmak suretiyle açıkça ortaya konulup tespitiyle sonucuna göre karar verilmelidir. Ayrıca, deprem nedeniyle meydana gelen zararın artmasında TTK. 1293 maddesi hükmü çerçevesinde davacının bir ihmalinin olup olmadığı ve varılacak sonuca göre tazminat tutarının ne olması gerektiği hususu üzerinde durulmadan karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy