(556 S. KHK m. 66)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.02.2008 tarih ve 2006/254-2008/27 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Abdullah Turgut tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin "Mantı Köy" unvanlı işyerinde yine aynı ibareli markası ile uzun süreden beri mantı ürününü hazırlayıp sunduğunu, ürününün ve işyerinin geliştirilmesi için reklam ve tanıtım faaliyetinde bulunduğunu, davalının ise müvekkilinin işyerinde çalışırken ayrılarak çok yakında "Köyüm Mantı" unvanlı işyeri açtığını, müvekkilinin masası, sandalyesi ve sair tescillerini imal ettirdiği şekilde yaptırarak kullandığını, unvan ve markasının aynı ve benzer olduğunu, alıcı toplumu yanılttığını, düşük kaliteli mantı ve sair yiyecekler üreterek müvekkili ürünlerinde şikayete neden olduğunu, adamları vasıtasıyla müşterilerini çaldığını iddia ederek, davalı eylemlerinin haksız rekabet olarak tespitine, bu eylemlerin durdurulmasına, önlenmesine, maddi durumun ortadan kaldırılmasına, araç ve gereçlerin imhasına 2.000,00 TL manevi 3.000,00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce sadece maddi tazminat bakımından bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu benimsenerek, davanın kısmen kabulü ile davalının haksız rekabetinin tespiti ile "Köyüm Mantı" ünvanı ile yaptığı faaliyetlerinin önlenmesine, davalının işyerinde bu unvan ile kullandığı tabela ve benzeri tanıtım araçlarının toplatılarak imhasına, 2.686,67 TL maddi, 2.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt faiziyle tahsiline ve ilana karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, davacı taraf maddi tazminat talebinin dayanağını 556 sayılı KHK'nin 66/b maddesine dayandırdığına göre, mahkemece davalı tarafın ilgili yıllar ticari defterleri istenerek, davacı markasına tecavüz nedeniyle elde ettiği kazancın hesap ettirilmesi, maddi tazminat yönünden bu hesaplama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davacı defterleri üzerine de yapılan inceleme sonucuna göre davacı yararına maddi tazminata karar verilmesi doğru olmamıştır.
3- Öte yandan, manevi tazminat bakımından ilk kararla davalı bakımından oluşan usuli müktesep hak nazara alınmadan 2.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.03.2010 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy